21 Mayıs 2012 Pazartesi

Ev sahibini rahatlatacak 25 cevap


Kentsel dönüşüm yasası geçti. Peki işleyiş nasıl olacak? İşte bilmeniz gerekenler ve en çok merak edilen sorulara yanıtlar.

7.2'lik Van Depremi sonrasında gündeme gelen ve 6 aylık sıkı bir çalışma sonrasında hazırlanıp geçtiğimiz hafta Meclisten geçen, kamuoyunda kentsel dönüşüm olarak bilinen 'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı' ile birlikte Türkiye genelinde 20 yılda 14 milyon konutun elden geçirilmesi planlanıyor.

Dönüşüm öncelikli olarak riskli alanlar olarak görülen Avcılar, Zeytinburnu, Ümraniye ve Pendik ilçelerinden başlayarak ülke geneline dalga dalga yayılacak. Dönüşümün Türkiye'ye maliyetinin 350- 400 milyar dolar olması beklenirken, bu rakamın 100 milyar dolarlık bir bölümü ise İstanbul'a ait olacak.

Yaşanacak olası bir depremde can ve mal kaybını en aza indirmek ve ülke genelindeki çarpık yapılaşmaya son vererek sosyal yaşam alanları oluşturmak için atılan bu hayati dönüşüm seferberliği vatandaşın aklını da karıştırıyor.

Yasanın detaylarının kağıt üzerinde netleşmiş olmasına rağmen vatandaşa açıklayıcı bir şekilde izah edilmeyişi, ister istemez 'Benim evim yıkılacak mı', 'İtiraz hakkım var mı?', 'Yeni yapılacak ev için benden para istenecek mi?' gibi uzayıp giden soruların sorulmasına sebep oluyor.

Binanız Kentsel Dönüşüm alanında mı, öyleyse neler olucak

Gayrimenkul Uzmanı Hatice Kolçak vatandaşın akılları kurcalayan 25 soruyu cevapladı...

1-)Binamız yıkılacak mı nasıl anlayabiliriz?

Binanız 'riskli yapı, riskli alan, rezerv alanı' grubuna giriyorsa evet yıkılacak. Binanızın Masrafları size ait olmak üzere kat malikleri, Bakanlık tarafından yetkili kurum ve kuruluşlara risk tespit işlemi yaptırılarak sonuç belediyeye bildirilecek. Bu tespit işlemi için bina maliklerine bir süre verilecek ve bu süre için de tespiti kat malikleri yapacak.

2-)Kat malikleri binalarına 'riskli yapı' tespiti için başvuru yapmazlar ise ne olur?

Binanızın riskli yapı olup olmadığını anlamak için size verilen süre içinde siz bir başvuru yapmaz iseniz; Bu süre içinde tespit Bakanlıkça yada Belediyelerce yapılacak yada yaptırılacak.

3-)Binamızın yıkılmasını istemiyoruz itiraz hakkımız var mı?

Evet itiraz hakkınız var. Yapılan çalışmalarda binanız riskli yapı olarak tespit edilmişse, kat malikleri bu duruma 15 gün içinde itiraz edebilir. Bu itirazlar; Bakanlıkça, üniversitelerde görevli inşaat, jeoloji veya jeofizik mühendisliği ile hukuk öğrenimi görmüş öğretim üyeleri arasından seçilecek üç ve Bakanlıkta görevli iki kişiden teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanacak.

4-)İtiraz edilmesi durumunda yapılan masrafları kim karşılayacak?

İtiraz işlemini takip eden süre içersinde bakanlık ve belediyenin yaptığı tespit çalışmalarının tüm masrafları kat malikleri tarafından karşılanacak karşılanamadığı durumda ilgili tapu müdürlüğüne bildirilecek. Tapu müdürlüğü, binanın paydaşlarının tapu kaydındaki arsa payları üzerine, masraf tutarında müşterek ipotek belirtmesinde bulunarak hak sahiplerine de bilgi verecek.

5-)Binamız riskli yapı olarak tespit edildikten sonra ne olacak?

Binanız riskli yapı olarak tespit edilmişse, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Bakanlık, TOKİ veya Belediye tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirilecek.

6-)Binamızın yıkılmasını istemeyen kat malikleri var bu durumda başvuru yapamayacakmıyız?

Binanızı ister kendiniz ister yetkili kurum tespit etmiş olsun eğer riskli yapı olarak değerlendirmişse çoğunluk aranmayacak ve yıkılacak. Dolayısıyla itiraz eden varsa bile başvuru yapabilirsiniz.

7-)Binaların yıktırılması nasıl olacak?

Riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların kat mâliklerine otuz günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde bina, kat mâlikleri tarafından yıktırılmadığı takdirde, belediye tarafından yıktırılacağı belirtilir ve tekrar ek süre verilir. Verilen bu süre içinde de kat mâliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapılar tahliye ettirilerek yıktırılacak.

8-)Yıktırma masraflarını kim karşılayacak?

Binanızın dönüşümü için eğer müteahhit ile özel bir anlaşma yapıldıysa yıkımı müteahhit firma yapabilir. Yıktırma işlemi Bakanlık veya Belediye tarafından yapılırsa, yıktırmanın masrafları, ilgili tapu müdürlüğüne bildirilicek. Tapu müdürlüğü, yıkılan binanın paydaşlarının hakları oranında ipotek koyacak ve bunu hak sahiplerine bildirecek.

9-) Yıkım aşamasında müteahhitle anlaşma nasıl sağlanacak?

Öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilecek. Bina sahipleri Yıkım aşamasında müteahhitler ile anlaşma yapabilecek ve şartları aralarında özel bir anlaşma ile sağlayabilecek.

10-)Binamız yeni yapıldı ama riskli alan içinde kalıyor yine de yıkılacak mı?

Bu Kanunun uygulanması için belirlenen alanlar; riskli alan, rezerv alanı sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılar (yeni yapılmış olan bina, riskli olmayan bina) uygulama bütünlüğü bakımından birlikte değerlendirileceği için gerekirse yıkılacak.

11-) İmar ve Yapılaşma sürecinde durdurma yetkisi TOKİ ve Belediyenin mi olacak?

Bakanlık veya uygulamayı yürütmesi hâlinde TOKİ veya İdare (belediye), riskli alanlarda, riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda ve rezerv yapı alanlarında bu Kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurma yetkisine sahip olacak.

12-) Elektrik su ve doğalgaz hizmeti verilmeyecek mi?

Uygulama sırasında, Bakanlık, TOKİ veya Belediye tarafından talep edilmesi hâlinde, riskli alanlardaki yapılar ile riskli yapılara elektrik, su ve doğalgaz hizmetleri verilmeyecek ve verilen hizmetler ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından durdurulucak.

13-)Kiracı olanlara yardım edilecek mi?

Anlaşma ile tahliye edilen yapılarda ki kiracı veya ayni hak sahibi olanlara da geçici kira ve konut yardımı yapılabilecek.

14-)Bina yıkıldıktan sonra nasıl değerlendirilecek?

Üzerindeki bina yıkıldıktan sonra arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerine sorulmadan, tapu müdürlüğünce re'sen terkin edilecek ve önceki vasfı ile değerlendirilecek. Eğer kat mâlikleri ile yapılan anlaşma var ise şartları tapu kütüğünde belirtilerek kat mâlikleri adına payları oranında tescil edilicek. Bu taşınmazların sicilinde bulunan her türlü şerh hisseler üzerinde devam edecek. Bu şekilde belirlenen uygulama alanında cins değişikliği, tevhit ve ifraz işlemleri Bakanlık, TOKİ veya İdare(belediye) tarafından re'sen yapılır veya yaptırılır.

15-)Yıkımdan sonra nasıl anlaşma sağlanacak, çoğunluk aranacak mı?

Yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hâsılat paylaşımı ve diğer usûller ile yeniden değerlendirilmesine, sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilicek.

16-)Anlaşmaya yanaşmayan malikler ne olucak?

Çoğunluk 2/3 ye katılmayanların, bağımsız bölümlerine ilişkin arsa payları, rayiç değeri tespit ettirilerek bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usûlü ile satılır.Bu şekilde diğer paydaşların almaması durumunda, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına re'sen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ'ye veya Belediyeye devredilir.

17-) Üzerindeki bina yıkılmış olan kat malikleri aralarında anlaşma sağlayamazlar ise kamulaştırma yoluna gidilecek mi?

Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın mâliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, Bakanlık, TOKİ veya Belediye (İdare) tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilicek. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, ilgili tapu müdürlüğüne gönderilerek kamulaştırmanın re'sen tapu siciline işlenmesi sağlanacak.

18-)Anlaşma ile tahliye edilen binalardaki kat maliklerine yardım yapılacak mı?

Anlaşma ile tahliye edilen, yıktırılan veya kamulaştırılan yapıların mâliklerine ve mâlik olmasalar bile bu yapılarda kiracı olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere konut, işyeri, arsa veya dönüşüm projeleri özel hesabından kredi veya konut sertifikası verilebilir.

19-)Bina sahibi yıkılan binasını kendisi yapmak isteyebilir mi?

Konutunu ve işyerini kendi imkânları ile yapmak veya edinmek isteyenlere de kredi verilebilicek. Yoksul veya dar gelirli olarak kabul edilenlere verilecek olan konut veya işyerleri; Bakanlık, TOKİ veya Belediye tarafından, borçlandırma suretiyle de verilebilicek.

20-) Güçlendirilebilecek binaların güçlendirme maliyetlerini kim karşılayacak?

Riskli alan ve rezerv yapı alanı dışında olup da bu Kanunun öngördüğü amaçlar bakımından güçlendirilebileceği teknik olarak tespit edilen yapılar için, Bakanlıkça dönüşüm projeleri özel hesabından güçlendirme kredisi verilebilecek.

21-)Açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararı verilmeyecek.

Yapılan tespitler sonrası,idarî işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir.Ancak bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.

22-)Yıkılacak binaların ve alanların yeni imar çalışmasını kim nasıl yapacak?

Bakanlık, TOKİ ve Belediye (İdare); danışmanlık, yazılım, araştırma, her tür ve ölçekte harita, etüt, proje, kadastro, kamulaştırma, mikro bölgeleme, risk yönetimi ve sakınım plânı çalışmalarını, her tür ve ölçekte plân yapımı ve imar uygulaması işlerini ve dönüşüm uygulamalarını birlikte gerçekleştirecekler.

23-) Yıktırma ve tahliye işlerini engelleyen kişi ve kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu yapılabilecek mi?

Riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yıktırma iş ve işlemleri ile değerleme işlemlerini engelleyenler hakkında, işlenen fiil ve hâlin durumuna göre Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak. Riskli yapıların tespiti, bu yapıların tahliyesi ve yıktırılması iş ve işlemlerine dair görevlerinin gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında, tâbi oldukları ceza ve disiplin hükümleri uygulanacak.

24-)Gecekondu sahiplerine yardım yapılacak mı?

Gecekondunun sahibi, gecekondusuna karşılık gelecek şekilde, borçlanma suretiyle veya konut verilinceye veya nakde dönüştürülüp ödeninceye veya konut yapmak üzere arsa tahsis edilip lüzumu halinde kredisi sağlanmak suretiyle, konutunu yapıncaya kadar,"nakdi yardım yapılabilecek.

25-)Tarafların anlaşamadıkları durumlarda mahkemelerde bilirkişi olarak kimler görev alacak?

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı meslek odalarının her biri tarafından, üyelerinin oturdukları yer gözönünde bulundurularak; taşınmaz mal sahipleri veya kiracılar arasından nüfusa göre belirlenen bilirkişi sayılarının en az üçte biri kadar bilirkişi, her yıl Ocak ayının ilk haftasında seçilerek isim ve adreslerini belirten listeler valiliklere verilecek.

Taraflar, mahkemelere bildirilen listelerde yazılı olanlar ve yukarıdaki fıkrada belirtilen kimseler arasından bilirkişi seçmekte anlaşamadıkları takdirde; bilirkişiler, hâkimin kararı ile tayin edilen gün ve saatte, valilikçe, tarafların huzurunda ve gelmeyenin gıyabında kura yolu ile seçilir. Valilik, kuranın âdil olarak yapılabilmesi için gerekli tedbirleri alır. Kuraya ilişkin itirazlar, davanın görüldüğü mahkemece karara bağlanır.

Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarının isim ve adreslerini belirten listeler, her yıl Ocak ayı içinde, mahkemelere bildirilmek üzere Sermaye Piyasası Kurulunca valiliklere gönderilir. Yeterli sayıda değerleme uzmanı bulunan yerlerde, değer tespitleri, bilirkişi sıfatıyla öncelikle Sermaye Piyasası Kurulundan lisanslı değerleme uzmanlarına, taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış olan uzmanlara veya belediyenin (idare) belirleyeceği uzmanlara yaptırılacak.


Read more...

Evlerde yaz dekorasyonu


Yaz aylarının giderek kendini hissettirmeye başladığı bu günlerde, evlerinizi kışın boğucu ve sıkıcı kasvetinden kurtarıp cıvıl cıvıl bir ortam oluşturmaya ne dersiniz? Mobilyada tasarım üssü MODOKO’dan yaz havasını evinde hissetmek isteyenlere 10 altın öneri.

Evinizi yaza hazırlamanın zamanı geldi. Dekorasyondaki bir iki ufak değişiklikle, kullanacağınız renklerle mekanlarınıza daha ferah bir görünüm verebilirsiniz. MODOKO’dan size yazın sıcak ve ağır havasını rahat geçirebilmeniz için birkaç ufak ipucu.

Yaz dekorasyonunda Akdeniz mekanlarını ilham alabilirsiniz. Öncelikli olarak bu mekanlarda yapılan dekorasyon örneklerini incelemenizde fayda var.

Denizin ferahlatıcı etkisini evinizde yansıtın. Deniz kenarında geçirilen zamanların rahatlığını yansıtacak birkaç ufak detayla mekanlarınıza deniz havasını getirebilirsiniz. Mavi renkleri bolca kullanın ve deniz kabuklarıyla bezenmiş aksesuarlarla evinizi güzelleştirin. Sevdiğiniz yazlık mekanların tablolarını asın.

Evlerinizde deniz esintisi
Evlerinizde en çok yer kaplayan alanlar duvarlardır. Bu yüzden duvarlarınızda yapacağınız herhangi bir değişiklik evinizin havasını anında değiştirecektir. Mümkün olduğu kadar açık renkler kullanmaya çalışın. Özellikle beyaz yazın favori rengidir. Evleri olduğundan daha ferah gösterir. Deniz esintisini evlere yansıtmanız için tek bir duvarınızı mavinin tonlarına boyayabilir ya da deniz manzaralı bir duvar kağıdı ile döşeyebilirsiniz.
Kışın ısınmak için kullandığınız kalın şalları ve kırlentleri bir kenara kaldırın. Ayrıca kullandığınız koyu renkleri de bir sonraki kış sezonuna kadar unutun. Mümkün olduğu kadar ince ve keten kumaşlar kullanmaya çalışın. Koltuklarınıza renkli minderler ya da ketenden örtüler dikerek daha renkli bir ortam yaratabilirsiniz.

Evi sıcak tutmak için kullandığınız halıları kaldırmanın tam zamanı. Bunun yerine ince, hafif desenli kilimleri tercih edebilirsiniz.

Yazın özellikle camlar büyük önem taşır. Güneşin pozitif enerjisini evinizde hissetmek için öncelikle kalın perdelerinizi kaldırın. Beyaz, ince tülleri kullanmaya çalışın. Ayrıca kışın lekelenen camlarınızı temizlemenin tam zamanı. Temiz, parlak camlar güneşin pırıltısını evinize taşıyacak ve yaşam alanınızı daha ferah bir görünüme kavuşturacaktır.
Canlı çiçekleri yaşam alanınızda kullanarak, yazın bu şenlikli havasını doğanın bizlere sunduğu renklerle süsleyebilirsiniz. Pencere kenarlarına, balkona, masanın ya da sehpalarınızın üzerlerine aksesuar olarak canlı çiçek kullanmaya çalışın. Eğer mekanlarınızda yeterli alan ve ışık varsa yeşil yapraklı bitkileri mutlaka dekorasyonunuzda kullanın. Unutmayın, bu bitkiler evinize hayat katacaktır.

Evinizin güzel ve freş kokması için çiçek esanslı oda spreyleri kullanabilirsiniz.

Yazın vazgeçilmez yerlerinden biri olan balkonları ufak değişikliklerle güzelleştirebilirsiniz. Geniş bir balkonunuz varsa salıncak alabilir kullanmadığınız eskimiş kanepelerinizi balkona taşıyabilirsiniz. Ayrıca eski sandalyelerinizi birbirinden farklı renklere boyayabilir, mum ve çiçeklerle hoş bir görünüm yaratabilirsiniz.
Unutmayın bu sezonun favori renkleri sarı, turuncu, turkuaz, pembe ve mavinin tonları. Bu renkleri aksesuarlarınızda, kumaşlarınızda ya da duvarlarınızda dilediğinizce kullanıp yaz havasını evinize taşıyabilirsiniz.

Read more...

İstanbul Finans Merkezi master planı onaylandı


İstanbul Finans Merkezi için Gensler tarafından hazırlanan master plan onaylandı. Merkezin kurulacağı 690 bin metrekarelik arazi, Boğaz'ın Anadolu yakasındaki stratejik yerleşimiyle Türkiye’nin ekonomik kapasitesinin belirgin şekilde genişlemesini sağlama ve dünya ticaretinin güçlü bir ekonomik dinamosu olarak Türkiye’nin lider konumunu bir kez daha vurgulama iddiasını taşıyor. Gensler'den yapılan yazılı açıklamaya göre kurulacak yeni finans merkezi, İstanbul’un bölgesel bir ticaret ve iş merkezi olarak tarihsel rolünü pekiştirmeyi amaçlıyor.

Gensler’in Londra ve Los Angeles merkezli planlama ekibinin Emlak Konut için geliştirdiği vizyonun esin kaynağı ise Topkapı Sarayı. Özgüven Mimarlık ve İnşaat ile İmar Planlama ve Proje Danışmanlığı Ltd. Şti’nin yerel mimar ve planlayıcılarla birlikte çalışarak geliştirdikleri konsept, duvarlarla bölünmüş sıra sütunlu avluları ve açık alanları ile eski İstanbul’a atıflarda bulunuyor. Avluları birbirine bağlayan ardışık kapılar, bir yandan güvenliğin altını çizen bir yandan da topluluk hissini pekiştiren, hem şık hem de güvenli bir mimari altyapı sağlıyor. İstanbul’un tarihi silüeti ve yeni finans merkezi binalarının uzaktan görünümü arasındaki simetri, İstanbul’a 21. yüzyılın Türkiye’sini işaret eden kendine has mimari bir ufuk kazandıracak.

Ian Mulcahey: Bölgenin zengin tarihine ve kültürüne saygı gösterdik
"Bölgenin zengin tarihine ve kültürüne saygı gösterdik" diyen Gensler Londra ofisi Planlama ve Kentsel Tasarım Müdürü Ian Mulcahey, Uluslararası Finans Merkezi deneyimlerinden öğrendiklerini, mevcut ulaşım yollarının çevresine inşaat yapmak, yakınlığı ve manzarayı mümkün olan en iyi şekilde ayarlamak, dinamik açık alanlar yaratmak gibi planlama, tasarım ve sürdürülebilirlik konusundaki en iyi uygulamalarla biraraya getirdiklerini söyledi.

Başlangıçta sadece ofis kullanımına ilişkin bir proje hazırlamak üzere görevlendirilmiş olmasına rağmen Gensler, ana planı canlı bir finans ortamının enerjisini yansıtacak ve farklı kullanımları da içine alacak şekilde genişletti. Yeni toplu taşıma hatları, ulaşım bağlantıları ve alışveriş noktalarının eklenmesiyle birlikte proje, hem yer altından hem de yer üstünden birbirine bağlandı. Yeni şantiyede, ofis, mağaza, konut amaçlı apartman daireleri, 2.000 kişi kapasiteli konferans salonu, 300 odalı bir otel, 2 cami, bir okul ve kreş bulunacak. Ayrıca polis ve itfaiye gibi kamu hizmetleri binaları da yapılacak.

İstanbul'un iki önemli ana planlama projesinde 'Gensler' imzası var
Bölgede öncülüğünü yaptığı diğer imar projesi City of Seven Gardens İstanbul Tema Parkı'yla birlikte Gensler, İstanbul'un en büyük şehir planlama projelerinden ikisini gerçekleştiriyor. İstanbul Tema Parkı, konut amaçlı tesisler, bir AVM, bir fuar merkezi, 400 bin metrekare açık alan, park ve projenin merkezinde bir eğlence ve dinlence ortamı sunan bölgenin ilk tema parkının yer aldığı bir master plan. Atatürk Havalimanı'nın hemen kuzeyinde gerçekleştirilen projede, İstanbul 2015’e yetişecek yaklaşık 200 bin metrekareye yayılmış bir kapalı sergi alanı da yer alıyor. Bu sergi alanı, Expo planlayıcılarına ve ziyaretçilerine yepyeni seçenekler sunarak, bölgeye ekonomik anlamda önemli fırsatlar kazandıracak. Sergi alanının yenilikçi tasarımı, Anadolu’da yan yana dizili tarlaları birbirine bağlayan köy yollarını andıracak şekilde merkezi bir koridorda birleşen sergi alanlarından oluşuyor.

Gensler’in Karma Kullanım ve Eğlence Uygulamaları Müdürü Marty Borko, proje için şunları söyledi:

“Türkiye dünya ekonomisinde bir lider olarak yeniden uyanıyor. Ayrıca İstanbul’un benzersiz tarihi mirasına sıkı sıkı bağlı kalmak konusunda da derin bir isteklilik görülüyor. Bizim bu kültürel içeriğe ve karmaşık ve katmanlı bir geçmişe sahip bir toplumun kendine has taleplerine gösterdiğimiz saygı Gensler’in Türkiye vizyonuna katkıda bulunmasını ve bu önemli bölgenin geleceğine olumlu bir etki yapmasını olanaklı kılıyor”.


Read more...

İstanbul yıkılıp yeniden mi yapılacak


İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu hafta Meclis'ten geçen Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek '1 milyon 600 bin civarındaki yapı riskli alanlarda bulunuyor' dedi.

İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, NTV canlı yayınında Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda bulunduğunu belirtti. Kentsel dönüşümü şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek olarak tanımlayan Topbaş, "Vatandaşın kendi hakkı esastır. Anlaşma esastır. Yasa, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak" açıklamasında bulundu.

İstanbul yıkılıp yeniden mi yapılacak?
"Bu afet riskini kentin yenilenmesi için bir şans olarak kullanabiliriz. Geçmişteki geleneksel yaşayış tarzlarımızı ve şehircilik anlayışımızı bir tarafa bırakarak hızla artan göç sebebi ile yoğun baskı altında kalan kentlerde insanların barınma haklarını devletin yönlendirmesi olmadan bireysel olarak çözmeye çalıştıkları için ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Afet riski olan bir ülkede yaşamaktayız. Bununla ilgili tedbirler alabilirdik. Geçmişte Selçuklu ve Osmanlı yapılarında deprem tedbirlerini görmekteyiz. Ama maalesef bunu unutmuşuz sadece barınma ihtiyacı için yapmışız.

Ulusal planlar olmadığı için şehirler gelişigüzel ortaya çıkmış ve bu yoğun sanayileşme sürecinin arkasından gelen kırsal kesimden kentselleşme sürecine giren toplumların yaşam alanlarında bu dengesizlik ortaya çıkmış. İstanbul tabii ki 8500 yıllık tarihi ile farklı kültürleri medeniyetleri barındırdığı için çok farklı bir özelliği var. Burada en büyük derdimiz Van ve Erciş depremlerinde gördüğümüz sıkıntı. İstenilen boyutlarda yapılan çalışmalar başarılı da görülse, bütün Türkiye'nin elinin uzandığı bir kent oldu. Ama İstanbul ölçeğinde baktığımız zaman bu kadar riskli yapıların olduğu bir kentte olası bir deprem anında Türkiye'yi onlarca yıl geri götürecek sonuçlar ortaya çıkartabilir. Bu bakımdan halkın katılımını ön planda tutan bir anlayışla çalışma yapılıyor.

Sayın Başbakanımız da bunun için bu kadar üstünde durdu. Tabiki insanın kendi yaşam alanını, barınma alanını, kurduğu çevreyi yok etmek değil mantığımız. Gerçekten bir şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek. 'Anlaşma esastır' diyoruz. Birilerine peşkeş çekmek değil. Orada yaşayan insanlarımızın kendi sosyal yaşamlarını koruyarak ağırlıklı olarak yerinde hedef alan bir çalışma. Zaten yerel yönetimler olarak kendi ölçeğimizde bu adımları atmıştık ve devam etmekteydik. Bazı riskli alanlar var, buralarda sağlam alanlar olsa bile bozuk yapılar var. Bu yasa esasında, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak. Şu anda vatandaşımız 'buna varız' diyor. Biz Fikirtepe’de bunu başlattık ve orayı birtakım insanların yapı sahipleriyle görüşerek yeniden ayağa kaldıracağız. Zeytinburnu’nda Sümer Mahallesi bir örnek mahalledir. Kartal Belediyesi ile yakın temasımız var. Bakırköy’de çalışmalarımız var. Bütün ilçelerimizde bu adım var. Bu yasa, işi biraz daha kolaylaştırıyor. Bazı imkanlar getiriyoruz, o imkanlar içinde adımlar atılmasını istiyoruz, eğer gecikilirse Bakanlık devreye girecek. Burada yenilenmeye ve yeniden yapılanmaya mani olan biraz daha kar etmek amacı güdenler engellemeye çalıştıkları zaman yasa devreye girecek. Vatandaşın kendi hakkı esastır, anlaşma esastır, yerinden yenilenme ve dönüşüm esastır."

Herkes yerinde dönüşmeyi tercih ediyor. İstanbul’da dönüşümün ne kadarı yerinde olacak?
"Önce yapıları yaparız görürler ondan sonra taşınmak isteyenler tercih ederler. Yapı alanlarını, yeni kurulacak olan bölgeleri düzenli kurduğunuz zaman; orada yaşamayı kolaylaştıracak ve tercih edecek hale getirirseniz insanlar zaten bu şekilde yönelir. Uzun soluklu bir iş... 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda olduğunu düşündüğünüzde. Bir yerden başlayıp hızla ilerleyebiliriz. İstihdam ve iş bulma konusunda da bir fırsat verecektir bu."

Toplam kaç riskli bina var İstanbul’da?
"Baktığınız zaman 1998 öncesi yapılan yapılardaki yapı statiklerinin maalesef 2.derece deprem kuşağına göre hazırlandığını söylüyoruz. Yap-satçılığın doruğa çıktığı 70’li yıllarda yapılan çok teknik hizmet almamış bölgeler var, bunlarda risk olabilir diye düşünüyoruz. Deniz kumu, piyasa demiri dediğimiz malzemelerin kullanılması sebebiyle sıkıntı yaşayan alanlar var. Yapılan taramalarda ciddi oranlar çıkıyor. Mühendisliği doğru kullanırsanız her zeminde yapı yapabilir ve riskleri de önleyebilirsiniz. Vatandaşın elinden alıp peşkeş çekelim, bu insanlar göçsün gitsinler gibi bir anlayışımız yok. Zaten böyle olsa Sayın Başbakanımız 100 lira taksitlerle TOKİ vasıtasıyla konut edindirme fırsatını vermez. Burada her türlü önerilere açığız. İBB olarak meclisimizdeki siyasi partilerimiz, grup başkan vekillerimiz ve belediye başkanlarıyla biraraya geldik ve bu dönüşümle ilgili çalışmalarda siyaset olmasın dedik. Bir mutabakatımız oldu, İstanbul belediyesindeki tüm siyasi partiler olarak. Çıkan bu yasada ilçe belediyelerimizle birlikte ve işe halkımızı da katarak bu adımı atacağız. Büyükşehir Belediyesi olarak bir adım attığımız zaman orada hemen bir dernek kurduruyoruz karşımızda muhatap oluşsun diye. Bunu Kartal’da, Cendere’de yaptık, Fikirtepe’de yaptık."

Bu dönüşümün takvimi İstanbul için belli mi ne zaman sonlanması bekleniyor?
Bütün dünyada dönüşüm çalışmaları var. İstanbul büyük bir kent, bir anda her şeyi düzeltmeniz mümkün değil, ciddi maliyetlerde içeren bir çalışma. Bu yasa bir şeyi daha getiriyor; güçlendirme yapmak isteyenlere de fondan yardım ediyor. Birtakım formüller var devletin de katkısıyla birtakım fırsatları vererek kaynak noktasında destek vererek yardımcı olmak zorundayız."

Bu süreçte binaların yüksekliği ile ilgili yeni bir düzenleme de olacak mı?
"İstanbul’un geneliyle ilgili bir topografik çalışma yaptık. Tarihi yarımadayı etkileyen 10 ilçeyle yükseklikleri belirledik, sınırlamalar getirdik. Yine yaptığımız görüşmelerde yükseklik serbest ifadesi olmayacak. Ayrıca İstanbul’un tamamının bir makete sığması mümkün değil, bu bakımdan dijital maket hazırlığı yapıyoruz. Dijital makette bir yapıyı oraya yerleştirdiğiniz zaman şehrin her noktasından bakarak görme imkanınız var. Bazı hatalar oldu belki, bir daha tekrarını istemiyoruz."

Tarihi değerlerde çok dönüşümün yapılacağı alanlarda bir tarihi değerle karşılaşıldığında ne olacak?
"Her bölgede bu dönüşümleri aynı şartlarda, aynı tarzlarla yapamazsınız. Tarihi yarımadanın kendine göre bir özelliği var, orada bir yoğunluk getirerek 430 bin olan nüfusu 600 bine çıkartamazsınız. Orada da farklı yöntemler düşünmekteyiz. Bazı bölgelerde zaten özellikle tarihi yarımadada kendilerine verilenden yüksek yapılar yapılmış. İmar hakları transferi diye düşünüyoruz, belki bir çalışma oradaki imar hakkını başka yerde kullanabilmeli. Bir de İstanbul’un bir sosyolojik haritasını, değer haritasını ve siluet haritasını çıkartarak ve çakıştırarak bu adımların atılması gerekmektedir. Bütün bilgilere ve fikrilere de açık olduğumuzu söylüyorum."

Yasada belediyelere bazı yetkilerde verilmiş. Mesela kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan bir ibadethane varsa bunların belediyelerin tekrara yapması belediyelerin yetkisinde olmuş. Bunun gibi başka belediyelere verilen yetkiler var mı?
"Bir şehir dediğiniz zaman orada yaşayan insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların olması anlamını taşıyor. Maalesef şehirlerimiz yapılırken hiçbir yer bırakılmamış. Okul yapmak için, hastane yapmak için yer bulamıyorsunuz, park yapmak için yer bulamıyorsunuz. Yeniden bunlar düzenlenirken hem bunları tekrar ortaya çıkarmak, bir taraftan da mevcudu da korumak zorundasınız. Yenilemek gerekiyorsa yenilemek zorundasınız. Orada yaşayan insanın ibadethanesi, eğitim alanları, sosyal donatı alanları da ortaya çıkmış olur. Sadece barınma işyeri değil günlük yaşamında insanların diğer ihtiyaçları var. Bunların karşılanacak yerleri mahalleler ölçeğinde olması gerekiyor."

Bir bina bile yıkıldığı zaman büyük bir molozun yığıldığını biliyoruz acaba bütün bu dönüşüm sürecinde artıklar için çalışma düşünüldü mü?
"Belki Türkiye'de ilk defa olacak inşaat malzemelerinden oluşacak yıkıntılar için geri dönüşüm merkezimizi kurduk. Orada bunlar tekrar inşaatlarda kullanılmak üzere geri kazanılacak. Bir de bu yapılar yıkıldığı zaman kullanılan malzemeler arasında çevreye zararlı etkileri olabilecek malzemeler de olabilir. Bu bakımdan bunlar herhangi bir yere serbest olarak atılamaz, kontrollü bir şekilde depolanması veya biriktirilmesi gerekiyor. Bu kadar büyük bir dönüşümde ciddi ölçekte inşaat yıkıntıları ile karşılaşacağız. Bunların bir taraftan ayrıştırılması bir taraftan zemin altı suları başta olmak üzere çevreye sıkıntı verecek olanlarının ciddi anlamda bertaraf edilmesi gerekiyor."

Read more...

Azerbaycan'ın görkemli binası Socar Tower Türk şirkete emanet


Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin genel merkez binasının elektrik-elektronik işleri Türk müteahhitlik devine emanet.

Dünya çapında elektrik, elektronik, mekanik ve bilgi-iletişim teknolojileri alanlarında çözümler sunan Imtech N.V'nin ortağı olan; Türkiye'nin en güçlü teknik müteahhitlik şirketi AE Arma-Elektropanç, uluslararası alanda büyük projelere imza atmaya devam ediyor.

AE Arma-Elektropanç son olarak Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi'nin yeni yapılacak genel merkez binasının (Socar Tower) elektrik-elektronik işleri müteahhitliğini üstlendi. AE Arma-Elektropanç bu kapsamda Socar Tower'ın tüm elektrik altyapısını kuracak.

İçinde konferans salonları, ofisler, kafeterya-restoran ve spor salonunu barındıran Socar Tower kompleksi, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'nün şehir merkezini uluslararası Haydar Aliyev Havalimanı'na bağlayan ana arter olan Heydar Aliyev Bulvarı üzerinde yükselecek.

Ana müteahhitliğini Tekfen İnşaat'ın yaptığı Socar Tower'ın 2014'ün Mayıs ayında tamamlanması planlanıyor. Bina tamamlandıktan sonra; toplam 200m 45cm yüksekliğe, 38 kata ve 100.047m2 kapalı alana sahip olacak.

Read more...

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Chapman Taylor'dan Monumento Kartal

Chapman Taylor tarafından yaratılan karma proje Monumento Kartal, satışa sunuldu.

959 yılından bu yana dünyada farklı sektör binalarına yeni çehreler kazandırmakta olan ve 2011 yılında Avrupa Birliği’nin “Retail Real Estate Awards” ödülünü alarak “yılın mimarlık şirketi” ünvanını kazanan Chapman Taylor tarafından yaratılan karma proje Monumento Kartal, satışa sunuldu.

6 Nisan 2012 tarihinde aralarında Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz’ün de bulunduğu 150’yi aşkın davetlinin katılımıyla temeli atılan ve bir Kuzeyyıldızı Gayrimenkul Geliştirme ve İnşaat A.Ş. projesi olan Monumento Kartal, 2014 yılının Şubat ayında teslim edilecek.

Toplam 5111 m2 arazi içerisinde yer alan; 13883 m2 satılabilir alan ile bu alanlara ait toplam 14977 m2 ortak mekanlardan oluşan Monumento Kartal’da 90 adet home ofis, 42 adet rezidans ve 4 adet ticari alan yer alacak. a

Read more...

Yıldız Teknik'in güneş enerjili aracı Avrupa yarışlarında


Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde 2 yıldır sürdürülen Ae2 Project alternatif enerjili sistemler üzerine projelerini geliştirdi. Mayıs 2011’de ilk aracını, Mayıs 2012’de ise 2. Aracını üreten proje ekibi Avrupa yarışlarına hazırlanıyor.

14 – 19 Mayıs 2012 tarihlerinde Hollanda Rotterdam’da düzenlenen Shell Eco Marathon Europe 2012'e Electric Vehicle - Solar Prototype kategorisinden katılacak Ae2 Project ‘in ilkesi “Minumum Enerji ile Maksimum Mesafe”.

1 metrekare %20’lik verime sahip güneş panelleri, çift motorlu tahrik sistemi, akıllı sürüş sistemi ve hafifletilmiş karbon fiber gövde ve şasili yeni araç Solar Prototype kendini kanıtlamak için gün sayıyor. Avrupa’dan 23 ülkeden yaklaşık 300 proje ekibinin katıldığı proje değerlendirmesinde ilk 10’a giren Ae2Project Ekibi’ne başarılar diliyoruz.

Read more...

Konut kredisi için 4 bin TL maaş lazım


GYODER Başkanı Işık Gökkaya, "Konut kredilerinde ikincil piyasaların oluşturulmasının zamanı geldi" dedi. Gökkaya, mevcut koşullarda yıllık geliri 45 binin altında olanların kredi kullanamadığını söyledi

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Işık Gökkaya, gayrimenkul sektörünün büyümesi için konut kredilerinde ikincil piyasaların oluşturulmasının zamanının geldiğini söyledi. ABD'de başlayan küresel ekonomik krizi ikincil piyasaların tetiklediği yorumlarına ise Gökkaya, "ABD'de türev enstrümanlar var. Orayla kıyaslamak elmayla armutu kıyaslamak olur" dedi. Gökkaya, bu konuda hem Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) hem de Bankalar Birliği ile görüşme halinde olduklarını da açıkladı. Konut kredilerinde yüzde 6 büyümeyi referans aldıklarını belirten Gökkaya, bu büyümeyle 2023'te kredi pazarının 233 milyar dolara ulaşacağını kaydetti. Gökkaya, mevcut koşullarda yıllık geliri 45 bin TL'nin altında olanların konut kredisi kullanamadığını da vurguladı. Bu da aylık gelirin 4 bin TL'nin üzerinde olması anlamına geliyor.

Ortak komisyon önerisi
Gökkaya kentsel dönüşüm gibi konularda kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi için bir komisyon kurmayı önerdiklerini de kaydetti. Komisyonda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve akademik çalışma gruplarının olacağını belirten Gökkaya, mütekabiliyetin başarıya ulaşabilmesi için Türkiye'nin dışarıda çok iyi anlatılması gerektiğini, bu konuda Yatırım Ajansı'na önemli görevler düştüğünü kaydetti.

'Önemli olan yola çıkmak'
Gökkaya, kentsel dönüşümde eğitimin çok önemli bir faktör olduğuna değinerek kamuözel sektör işbirliğinin bu noktada önem taşıdığını vurguladı. Kentsel Dönüşüm Yasası'na yönelik tepkilerle ilgili konuşan Gökkaya, "Yola çıkmak önemli. Yoldayken çalışma şekilleri oturacak. Yasa çıktıktan sonra bazı maddeler değiştirilebilir. İstanbul'da 6.5 şiddetinde bir deprem olsa 60 bin konut yıkılır" dedi.

'Bakan pragmatik yaklaşıyor'
Gökkaya, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın sektörü çok iyi tanıması nedeniyle pragmatik yaklaşımlar geliştirdiğini ve hızlı çözüme ulaştığını söyledi. Gökkaya, "Mütekabiliyet, 2B, kentsel dönüşüm önemli konular. Bu kanunların çıkması sektör için büyük önem taşıyor" dedi. Gökkaya, mütekabiliyette daha fazla satış yapılabilmesi için konut alanlara 1 yıl gibi zaman dilimlerinde oturma izni verilmesi konusunu sektör olarak bakanla paylaştıklarını söyledi.

Read more...

İstanbul'un elektriği denizaltına taşınıyor


Türkiye'de bir ilk olacak 'Çılgın Proje' için ihale aşamasına gelindi. Proje 2 yılda tamamlanacak.


İstanbul'a bir çılgın proje de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan geliyor. Başta finans merkezi olmak üzere dev projelere imza atılan ve dünyanın göz bebeği İstanbul'a elektrik dopingi yapılacak. "Çılgın proje" ile hem elektrik kalitesi artacak hem de elektrik altyapısı sigortaya alınarak dev projelerle artan tüketim karşılanmış olacak. İhale süreci başlayan proje, Bandırma bölgesindeki büyük santrallerde üretilen elektriğin İstanbul'a taşınmasını öngörüyor. 700 milyon TL üzeri maliyeti olması beklenen proje, İstanbul elektrik sistemi için sigorta işlevi görecek. 


İhtiyaç
Son verilere göre, Türkiye toplam elektrik tüketiminin yüzde 10'u İstanbul Avrupa yakasında, yüzde 13'ü ise Trakya Bölgesi'nde gerçekleşiyor. Gelişmiş sanayisi ve her geçen gün artan nüfusuyla İstanbul ve genel olarak Trakya Bölgesi'nin elektrik ihtiyacının, önlem alınmadığı takdirde karşılanamaz hale geleceğine dikkat çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, deniz altından geçirilecek kablolarla bölgeye elektrik ihtiyacının güvenle iletileceğini söyledi. 


Türkiye'de bir ilk
Bölgenin elektriğe olan bu yoğun talebini karşılamak üzere, halihazırda kurulu olan elektrik üretim santrallerine ilave olarak elektrik santralleri tesis edildiğini anlatan Yıldız, "Bu santrallerde üretilen elektriği güvenli bir biçimde İstanbul ve Trakya'ya ulaştırabilmek için de üç adet büyük iletim sistemi projesi hayata geçirilme aşamasına getirildi. İkisi Çanakkale Boğazı'ndan, biri İzmit Körfezi'nden olmak üzere denizaltı kablolarıyla bölgeye elektrik aktarımının gerçekleştirileceği bu üç proje Türkiye'de bir ilk olma niteliğinde" dedi. Yıldız, elektrik iletimi alanında büyük bir yenilik anlamına gelen bu üç projenin biri olan Çanakkale Boğazı birinci geçiş projesinin ihale sürecinin başladığını belirtti. Projeye göre Çanakkale Boğazı birinci geçişi, iki yıl içinde tamamlanacak. Çanakkale Boğazı ikinci geçişi ve İzmit Körfezi geçiş projesinin ise 2013 yatırım programına alınması planlanıyor. 


Avrupa'yla ticaret artacak
Toplam 700 milyon TL'ye mâl olması planlanan projelerle, İzmit-İstanbul-Trakya bölgesinde kullanılan elektriğin kalitesi de artacak. Bakan Yıldız, "Elektrik iletimi alanında gerçekleştirilecek bu proje hayata geçirildiğinde, Avrupa sistemi üzerinden yapılacak elektrik ticaretinin miktarı da artmış olacak" dedi. 

Read more...

İşte Taksim Camisi!


Ahmet Vefik Alp'in "Taksim Cumhuriyet Camisi ve Dinler Müzesi" Projesi Uluslararası Mimarlar Birliği Ödülü'nü aldı.

Sofya'da gerçekleşen Dünya Mimarlık Zirvesi Interarch 2012'de Taksim Camisi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından Ahmet Vefik Alp'e hazırlatılan "Taksim Cumhuriyet Camii ve Dinler Müzesi" Projesi ödül aldı. Ödül Töreni 16 Mayıs Çarşamba akşamı saat 20:00'de yapılacak.

Ahmet Vefik Alp, 9 Şubat 2012 tarihinde konuk olduğu Habetürk TV de yayınlanan "Türkiye'nin Nabzı" programında da projeye dair bilgiler vermişti.

Ahmet Vefik Alp projeyi şu şekilde anlatıyor:
"Osmanlı'dan bu yana Beyoğlu-Pera bölgesi İstanbul gayrimüslimlerinin yaşam ve ticaret mekanı olarak gelişmiştir. Burada batıdan esinlenilmiş bir mimari üslup egemen olmuş, Taksim ve İstiklal Caddesi çevrelerine görkemli elçilikler, konsolosluklar, kiliseler, sinagoglar ve benzerleri inşa edilmiştir. Müslüman nüfusun sınırlı olması nedeniyle bölgede camiler sayıca az ve küçük ölçeklidir. Özellikle Cuma namazlarının sokaklarda eda edildiği gözlenmektedir. Bu nedenlerle Taksim bölgesinde bir cami yapılarak bu eksikliğin giderilmesi zaman zaman gündeme getirilmiş ancak bu keyfiyet bugüne dek gerçekleşememiştir. 1928 yılında İtalyan heykeltraş Pietro Conannico'ya Taksim Meydanı'na içinde büyük önder ve ebedi lider Atatürk'ün heykelinin de bulunduğu bir anıt yaptırılmış, böylece Taksim Meydanı iyiden iyiye simgeleşmiş, ülkenin baş meydanı ve odak noktası hüviyetini kazanmıştır.

50 yaşındaki Taksim Camisi Kültür ve Sanat Vakfı'nın Taksim Meydanı'nı batıdan sınırlayan tarihi Maksem Sarnıcı arkasında bugün otopark olarak kullanılan ve içinde şekilsiz bir mescit bulunan 2.500 m2'lik alanda bir cami geliştirme çabaları liberal kesimlerin tepkilerine neden olmuş ve Taksim de cami inşası muhafazakar kesimler ile batılı kesimler arasında bir nevi bir rejim tartışması haline getirilmiştir. Zıtlaşmalar bugünlere akmış, temel endişelerden bir tanesi de Taksim'e Mimar Sinan üslubunda devasa bir cami inşası ihtimali olmuştur.

Taksim bölgesinde doğru arsada doğru bir projeyle bir cami inşası %99'ı müslüman olan Türkiye'miz için hem simgesel hem de işlevsel bir gerekliliktir. Tarihi Maksem Sarnıçı arkasındaki bahis konusu arsa bu amaç için uygun olup için Vakıf bu arsada birçok cami projesi hazırlatmış, ancak bunlar takdire şayan olamamışlardır. Bu kere tasarlanan Taksim Cumhuriyet Camii Projesi belki de cami mimarisinde bir devri kapatıp yeni bir devri başlatacak bir adım olarak görülebilir. Büyük Usta Sinan'ın 500 sene evvel o günün malzeme, teknoloji ve anlayışıyla tasarladığı muhteşem anıtların bir kopyasını Taksim de tekrarlamanın yanlış olacağı görüşü hakim olmuş, mimarinin ancak gününün kültür, malzeme ve teknolojisini yansıttığı sürece değer taşıdığı yaklaşımı öne çıkmıştır. Belli konum ve şartlarda Sinan taklidi camiler kabul edilebilir olsa dahi Cumhuriyetimizin ve modern Türkiye'nin simgesi Taksim Meydanı'na inşa edilecek bir camii simgesel değerleri kaybetmemek koşulu ile çağdaş ve yaratıcı bir mimari yorum ile tasarlamak doğru ve kaçınılmaz bir yaklaşım olarak benimsenmiştir. Ayrıca, Proje her dinden yabancı turistlerin gezebileceği bir 'Dinler Tarihi Müzesi' ile zenginleştirilmiş ve böylece Taksim Meydanı'nın Dünya Kültürlerinin Buluşma Noktası'na dönüştürülmesi hedeflenmiştir.

Halen otopark olarak kullanılan 2.500 m2 lik arsadan en üst düzeyde faydalanmak üzere kurgulanan cami kompleksinin ana namaz mekanı ana plato seviyesinde kollarını yukarı açmış Allah'a yalvaran insanları simgeleyen kolonların taşıdığı dairesel çanağa oturtulmuş 15 metre çapındaki bir küreden oluşmaktadır. Küre yüksekliği platform seviyesinden 20 m.dir. Çanağa 2 asansör, 2 yürüyen merdiven ve 4 merdiven ile ulaşılmakta, yürüyen merdivenler namaza girişte yukarı, namaz bitişinde aşağı yönde çalıştırılmaktadır. Kubbe iki cidarlıdır. Dış zarf sonsuzluğu ifade eden ve kendi kendini taşıyan bir örgüden oluşmaktadır. Kubbe örgüsünün dokusu ahşap kesildiğinde ortaya çıkan damar dokusunu andırmaktadır. Bu doku içine gizlenmiş Allah lafzları bulunmaktadır. Dış kubbenin 1 m içinde ikinci bir cam kubbe bulunmaktadır. Dış kubbe dokusunun tepeye doğru sıklaşan hatları doğal bir ışık ve güneş kontrolu sağlamaktadır. Bu mekanda 300 kişi namaz kılabilmekte, ayrıca 70 kişilik bir kadınlar mahfeli bulunmaktadır. Ana kubbenin iç aydınlatması yıldızlarla bezenmiş Allah'ın sonsuz mekanı gökkubbeyi andırmaktadır. Çanağın altında, ana platodan 0.,sitesi yaklaşık 1.450 kişi olmaktadır. Plato alanı bir çeşmeli Şadırvan ile zenginleştirilmektedir. Platonun eğrisel cidarındaki oturma bankları sakinlerin buralarda oturup dinlenmelerine, sohbet etmelerine ve bir çay içmelerine imkan sağlamaktadır. Plato altında 0,75m toprak bulunmakta ve tüm yüzeye ağaç plantasyonunu mümkün kılmaktadır. Böylece Taksim Camii sadece bir ibadet mekanı değil bir buluşma odağı olarak algılanmalıdır.

40 m yüksekliğindeki Minare ana kubbe benzeri bir doku ile sarılmakta ve bir asansör hem kadınlar mahfeline bağlanan köprüye hem de şerefeye hizmet vermektedir. Minareyi taçlandıran 4 küçük hilal 4 halifeyi, en üstteki büyük hilal de İslam dini ve kültürünü simgelemektedir.

Cami platosuna hem Tarlabaşı Caddesi hem de İstiklal Caddesi tarafından simetrik bir düzende yaklaşılabilmekte ve buradaki merdivenler ile bir kat aşağıdaki abdest mekanlarına ve tuvaletlere ulaşılmaktadır. Yürüyen merdivenler abdest işlemin tamamlamış müminlerin tekrar ana platoya yükselmesini sağlamaktadır. Alanın iki ucunda yine simetrik bir düzende konuşlanan düşey ulaşım köşkleri platonun altında yer alan 7 kata ulaşımı sağlamaktadır. Tüm alt katlarının iki ucunda düşey ulaşım şaftlarına ilaveten sistematik olarak WC ler, hizmet ve teknik donanım mekanları bulunmaktadır. Taksim Caddesi tarafında halen hizmet veren umumi WC'ler korunmuş olup müstakil olarak çalışmaktadır.

Platonun altındaki ilk iki kat arazi eğimi nedeniyle batı tarafından doğal ışık alabilmektedir. 1. bodrum katında konferans salonu ve kafeterya bulunmaktadır. Bir alt katta ise kütüphane, derslikler ve atölyeler yer almaktadır. 2 kat yüksekliğindeki fuaye iki kat beraber yaşatmaktadır. Sırasıyla 5., 4., ve 3. bodrum katları semavi dinlerin doğuş ve gelişmelerini tasvir eden 'Dinler Tarihi Müzesi' olarak hizmet vermektedirler. Bu katları bütünleştiren 3 kat yüksekliğindeki fuaye kuranglezler yardımıyla doğal ışık alabilmektedir. Ziyaretçi alttan 5. bodrum seviyesinden başlayarak önce Musevilik katını gezmekte, yürüyen bantı kullanarak 4. bodrum da Hıristiyanlık katına ve nihayet 3. bodrum da İslamiyet katına yükselmektedir. Her katta bulunan 180 derecelik dairesel sinevizyon salonlarında kısa süreli tanıtım filmleri ait olduğu katta sergilenen Din'in doğuş ve gelişimini tasvir etmektedir. Her seviyede o dine ait hediyelik eşya reyonu bulunmaktadır. Bu işlev ile Taksim Camisi ve dolayısıyla Taksim Meydanı'nı dünya kültür ve medeniyetlerinin buluşma ve birleşme noktasına dönüşmektedir. Zemin altına konuşlanan müze camiden tamamen bağımsız olarak işlev görmektedir.

Son iki bodrum katı 2 araç asansörü ile servis edilen oto garaj olarak işlevlendirilmektedir. Bazı bölümleri kaldıraç sistemiyle iki katlı olarak kullanılan garaj toplam kapasitesi yaklaşık 140 araçtır. Tesisin toplam inşaat alanı 17.000 m2'dir.

Cami bütününe yukarıdan bakıldığında zeminde Türk Bayrağı'nı simgeleyen bir Ayyıldız şekli algılanmaktadır. Taksim Meydanı'ndan bakıldığında ise Cami gündüzleri 'doğan bir güneşi', geceleri ise 'doğan bir mehtabı' anımsatmaktadır."

Read more...

Kentsel Dönüşüm Yasası Meclis'ten geçti


Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “İktidarı kaybetmek pahasına bunu yapacağız” dediği, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesini düzenleyen yasa dün Meclis Genel Kurulu’ndan geçti. Riskli yapıların sahiplerine yıkım için 60 gün süre verilecek.

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa’ya göre gecekondu sahibine konut verilinceye ve konut yapmak üzere arsa tahsisi yapılıncaya kadar gecekondusu yıkılamayacak. Afet riski taşıyan yerleşim merkezlerindeki aileler, orman veya mera vasıflı alanlara ve Hazine’nin özel mülkiyetinde olan yeni yerleşim yerlerine yerleştirilecek. Yenileme projelerinin gerektirdiği uygulamalar, verilen sürede yapı malikince yapılmadığı takdirde il özel idaresi veya belediyece yapılarak masrafı yapı malikinden tahsil edilecek. Boğaziçi Kanunu kapsamında kalan geri görünüm ve etkilenme bölgelerindeki alanlar da dönüştürme kapsamına alındı.

Öncelik anlaşmada
Riskli yapıların yıktırılmasında ve riskli alanlardaki uygulamalarda, öncelikle maliklerle anlaşma yoluna gidilecek. Anlaşmayla tahliye edilen yapıların maliklerine, bu yapılarda ikamet edenlere veya işyeri bulunanlara geçici konut, işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılacak. Anlaşmayla tahliye edilen, yıktırılan veya kamulaştırılan yapıların sahiplerine, kiracılarına özel hesaptan kredi veya konut sertifikası verilecek. Konutunu ve işyerini kendi imkanıyla yapmak isteyenlere de kredi verilecek. Dönüşüm projeleri öncelikle üç büyük kentten başlayacak.

Elektriği, suyu kesilecek
Riskli yapılara elektrik, su ve doğalgaz verilmeyecek. Verilen hizmetler durdurulacak. Uygulamaya başlanmadan önce yapı sahibine 60 günden az olmamak üzere süre verilecek. Bu sürede yapının yıktırılmaması halinde yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek, ek süre verilecek. Bu sürede de yıkılmayan yapılar ilgili kurumca yıkılacak. Taşınmazlar, tahsis ve devir işlemleri sonuçlanana kadar satılamayacak, kiraya verilemeyecek ve irtifak hakkına konu edilemeyecek.

Belediyeler bina cephesini değiştirebilecek
Bina cephelerinde değişiklik ve yenileme kararları ile özel aydınlatma ve çevre tanzimi çalışmaları kat maliklerinin nitelikli çoğunluğunun oyuyla değil, arsa payı çoğunluğuyla verecekleri karara göre yapılacak. Belediye meclislerinin salt çoğunluk ile alacağı kararla, masrafların tamamı veya bir kısmı belediye bütçesinden karşılanmak kaydıyla, kentin uygun görülen alanlarında bina cephelerinde değişiklik, yenileme, özel aydınlatma ve çevre tanzimi çalışmaları yapılabilecek.

Read more...

Sistem mimarları ajan olmaya zorluyor


Galatasaray Lisesi’nin, mezunlarını bir araya getirmek amacıyla düzenlediği “Okulda Bir Öğle Yemeği” toplantılarının konuğu dünyaca ünlü mimar Emre Arolat oldu.

Arolat, yaptığı konuşmada gerek Türkiye gerekse uluslararası alanda ses getiren projelerini paylaştı.

Mimar Arolat, projelerinde çevre ile bütünleşecek tasarımlar hazırlamaya özen gösterdiğini belirterek, “Mümkün olduğu kadar araziyle hemhal olan, çevredeki dokuları çok fazla bozmayan, arazinin içindeymiş gibi duran yapıları seviyoruz. Kent planlaması üzerine birçok çalışmamız var. Başbakan ile konuşma fırsatı yakaladığım bir gün kendisine üçüncü köprünün şehrin kuzeyine yapılmasının ne kadar yanlış bir karar olacağını anlattım. ‘1.5 trilyonun var mı? Köprüyü güneyde yaparsak 1.5 trilyon fark ediyor’ dedi. Bu da benim işim değil tabii ki” dedi.

‘Yoğunluğu azaltmak gerek’
Konuşmasına, kentsel tasarım üzerine düşüncelerini paylaşarak devam eden Arolat, “Kente, büyük projeler yapmak gerekir. ‘Ali Sami Yen park olsun’ diyorlar. Ben de isterim. Herkes parkın parasını verecekse olsun. Ancak içinde yaşadığımız kapitalist üretim-tüketim süreçlerinin olduğu dünya, biz mimarları bu işin içinde birer ajan haline getiriyor. Bu ajanlığı iyiye kullanabilirsiniz. Sorumluluğumun bu yönde olduğunu düşünüyorum. Yani halkın tümüne açık alanlar yapabilirsiniz. Biz de projelerimizi kent planlamanın inceliklerine göre yapıyoruz” diye konuştu.
İstanbul’daki yoğunluk problemine dikkat çeken mimar Arolat, “Kent yoğunluğunu doğru çözmek gerek. Eviniz Çekmeköy’de, iş yeriniz Zincirlikuyu’da ise ne yaparsanız yapın trafik sorununu çözemezsiniz. Paris’te, New York’ta kaç kişi işe özel arabasıyla gidiyor? Kent planlanması kolay öngörülebilir bir şey değil. Kent tasarımı mikroorganizma gibi.

Her şey birbirine bağlı. Çok iyi düşünülmesi gerekiyor. Dünyada henüz kenti çok iyi tasarlayabilmiş hiçbir mimar yok. Her şeye rağmen en iyi tasarlanmış kentler, kendiliğinden büyümüş, kendi dinamikleriyle ortaya çıkmış kentler. Onlar da ortaçağ kentleri ki oralarda da kimse evinden işine Mercedes ile gitmeye çalışmıyor” dedi.

‘Zorlu Center kentsel merkez olacak’
Diğer taraftan Zincirlikuyu’daki eski Karayolları arazisi üzerine inşa edilen “Zorlu Center Rezidansları”nın proje sorumlusu olarak, söz konusu alanın İstanbul’a olumlu katkıda bulunacağını söyleyen Arolat, şöyle konuştu:
“Proje sorumlusu olarak söylüyorum. Bu proje tepe tepe kullanılacak. Biz değilsek de, çocuklarımız, torunlarımız kullanacak. İstanbul’un yeni kentsel merkezi olacak. Yeşil alan bağlamında orası bakımsız ve sıhhi olmayan bir alandı. Şimdi çok daha bakımlı, çok daha az problem taşıyan bir yer olacak. Ayrıca ortasında kocaman bir kentsel mekan var, oraya herkes girebilecek. Kapalı bir alışveriş merkezi yapmak yerine, yeni bir meydan yapıyoruz. Ayrıca yapıların üzerindeki kabuklar yeşillendiriliyor. Zorlu Center’ın İstanbul’a olumsuz değil, olumlu katkısı olacağına inanıyorum.”

Read more...

Konutta KDV sistemi değişiyor, %17 zam kapıda!


Maliye, konutta uygulanan KDV sistemini topyekün değiştiren taslağa son şeklini verdi, Meclis’e göndermeye hazırlanıyor

Gayrimenkul sektörünün korktuğu başına geliyor. Bir süredir Maliye’de konutta KDV sistemini silbaştan değiştirecek bir tasarı üzerinde çalışıldığı biliniyordu. Maliye yetkililerinden edinilen bilgiye göre, tasarıya son şekli verildi.

Tasarının en dikkat çekici yanı, artık 150 metrekareden daha küçük olsa da evlerin satışında yüzde 18’e varan ölçüde kademeli KDV uygulanacak olması.

Sektör çok endişeli
Mesela satışı yapılan ev İstanbul’un en lüks projelerinden birindeyse buradaki vergi, satılan konut isterse 40-50 metrekare olsun yüzde 18 olabilecek. Maliye’den bir yetkili durumu, “Son dönemde yapılan projelere bakıyoruz. Mesela Zorlu Center. Metrekaresi 9 bin dolar ile 18 bin dolar arasında değişen fiyatlarla ev satılıyor. Ancak evlerin büyüklükleri 100 metrekare civarında. 100 metrekarelik bir daireye 1.5 milyon dolar ödeniyor ancak Maliye KDV almıyor. Çünkü daha önce lüksün tanımı büyüklüğe göre yapılmış. O yüzden de 150 metrekarenin üzerindeki konutlardan yüzde 18 KDV alınır denmiş. Şimdi bu yanlıştan dönüyoruz. Bu yanlıştan dönmek için de Sapphire, Kanyon, Zorlu gibi lüks projelerin durumunu incelememiz gerekti” diye konuştu.


Read more...

İnşaat firmaları soluğu yurt dışında alıyor


Mütekabiliyet Yasası’nın Meclis'ten geçmesinin ardından, yabancıdan ciddi bir talep olacağını düşünen inşaat firmaları yurtdışında ofisler açmaya başladı. Yabancıya satıştan beklenti ise yıllık 5 milyar dolar

Yabancılara konut ve arazi satışını öngören mütekabiliyetin yasalaşmasıyla birlikte, gayrimenkul sektörü de hareketlenmeye başladı.
TSKB Gayrimenkul Danışmanlık Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tosun, “Mütekabiliyet Yasası’nın Meclis'ten geçmesinin ardından, ciddi bir talep olacağını düşünen inşaat firmaları projelerinin tanıtımını yurtdışında aktif bir şekilde yapabilmek üzere yurtdışında ofisler açmaya veya hazırlıklara başladılar. Bunlardan Ege Yapı 4 körfez ülkesinde, Dumankaya Dubai, Abu Dabi, Kuveyt ve Katar’da, DAP Yapı ile İnanlar İnşaat Suudi Arabistan, İran ve Rusya’da, UKRA İnşaat, Ağaoğlu, Bayraktar & Gürsoy Yatırım Ortaklığı ise Dubai ve Londra’da hazırlık yapıyor” dedi.

İspanya örneği ortada
Yabancıya satışta İspanya ve Türkiye karşılaştırması yapan Tosun, şöyle devam etti: “İspanyol Tapu Kadastrosu’nun her yıl yayınladığı İspanya Gayrimenkul Kayıt İstatistiklerine göre ülkede 2010 yılında 417 bin 203 adet konut satılmış. Türkiye’de ise bu rakam 2010 yılında 357 bin 341 idi. Birbirlerine çok yakın rakamlar. Nüfus ve yüzölçümü olarak İspanya Türkiye’den yaklaşık yüzde 35 daha küçük. 417 bin 203 konuttan toplamda 18 bin 561’i İspanya’da yabancılar tarafından satın alınmış. Bu rakam 2010 yılında İspanya’da yapılan bütün konut satışlarının yüzde 4,45’ini işaret ediyor. İspanya’da konut sektöründeki canlılığa daha da hareket getirebilmek ve sektörün problemlerine ilk elden çözüm bulabilmek amacıyla 2004 yılında Konut Bakanlığı (El Ministerio de Vivienda) kuruldu. Bu açılardan bakıldığında İspanya mutlaka incelenmesi gerekli olan bir ekonomi ve bize en iyi örnek Konut Bakanlığı olmalı. Bu konudaki adımlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurularak atıldı ama adım yarım kalmamalı.”

Antalya revaçta
Türkiye’de bölgelerine göre yabancılardan gelen talepleri ortaya koyan Fatih Tosun, “Türkiye’den Alman ve İngilizlerin dışında İrlanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda ve Belçika’dan da hatırı sayılır sayıda alıcı güney sahillerinde mülk edindi.
En çok tercih edilen ilçeler Alanya, Fethiye, Didim, Bodrum, Kuşadası ve Ürgüp oldu. Almanlar ve İskandinav ülkeleri vatandaşları ağırlıklı olarak Alanya’dan İngilizler ise Fethiye ve Didim ağırlıklı olarak mülk ediniyorlar” dedi.

Talep ikincil konuta
Yabancıların konutlardaki alansal isteklerinin de değişiklik gösterdiğini ifade eden Tosun, “Aslında sunulan projelere ve projelerin konseptine göre de bu durum farklılık gösteriyor.
Genelde yazlık ev veya villa tarzı ikincil konut, denize yürüme mesafesi, müstakil bahçeli olması tercihlerde ön plana çıkıyor. Son dönemde ise kaliteli apartman daireleri ve residence projeleri de tercihler arasına girdi” dedi.


Beş milyar dolar gelebilir
Türkiye’de son 3 yıldaki konut satışlarına da değinen Fatih Tosun, şu bilgileri verdi:
“Türkiye’de 2010 yılında 357 bin 341 konut satışı gerçekleşmiş. 2008 yılında 427 bin 105 olan konut satışı 2009 yılında 531 bin 746’ya ulaşmış. Son 3 yılın ortalaması yaklaşık 440 bin konut satışı. İlerleyen dönemde Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyüdüğünü ve Avrupa krizinin yayılmadan durdurulduğunu farz edersek 600 bin konut satış ortalamasını yıllık olarak tutturduğumuzda yabancıya konut satışından ekonomimize yıllık ortalama 5 milyar dolar girdi sağlanabilir.”

Read more...

Pekin’deki dünyanın en büyük projesine ‘su kaydırağı’


82 ülkede 2 binden fazla projeye su kaydırağı kuran Polin Su Parkları ve Havuz Sistemleri A.Ş., Pekin’de inşaatı süren dünyanın en büyük entegre alışveriş ve eğlence kompleksi Great Mall Of China’nın (GMOC) 30 metre yüksekliğe ve 23 bin metrekare alana sahip ‘kaydırak sistemi’ni kuruyor.

Bugüne Kadar 82 ülkede 2 binden fazla projeye su kaydırağı (water park) sistemi kuran Polin Su Parkları ve Havuz Sistemleri A.Ş., Pekin’de inşaası devam eden dünyanın en büyük entegre alışveriş ve eğlence kompleksi Great Mall Of China’nın (GMOC) 30 metre yüksekliğe ve 23 bin metre kare alana sahip ‘kaydırak sistemi’ni kuruyor. Bu proje için 5 milyon dolarlık üretim yapan firma Çin’de bir başka projeye de 2.5 milyon dolarlık kaydırak teslim etti. Polin Pazarlama Müdürü Şöhret Pakiş, ABD’de de New Jersey’deki Six Flags Hurricane Harbor Su Parkın’na da patenti kendilerine ait olan King Cobra kaydırak kurduklarını bunun açılışının Haziran’da yapılacağını söyledi. Bu projenin de 1.5 milyon dolarlık olduğunu kaydeden Pakiş, “Çin’deki diğer projemiz de Yantai’de, 2013’te açılacak” dedi. Şöhret Pakiş, şöyle konuşuyor:

5.6 milyon metrekarelik proje
Great Mall Of China, dünyanın en büyük entegre eğlence ve alışveriş merkezi olacak. İçinde dev bir tiyatro ve akvaryum da var. Oteller, bir kongre salonu, ofis kuleleri ve konutlar yer alıyor. Ulaşım monoray sistemi ile yapılacak. 5.6 milyon metrekarelik bir alanda kademeli olarak yapımı sürüyor. Birinci faz Ekim 2013’te açılacak. Su parkı olarak iki seviyeli King Cobra su kaydırağı kuruyoruz. Bir King Cobra’yı da yakın zamanda Fransa’da Aqualand Frejus’ta hizmete açtık. Haziranda Türkiye’de Kristal Dünya’da, eylülde İran Kermanşah Waterpark’ta, ekimde Endonezya Bugs’ta ve, Malezya’da bir projede de devreye alınacak.”

Cironun yüzde 95’i ihracattan
Kocaeli’nde 300 kişilik istihdamımızla üretime devam ediyoruz. Ciromuz 2011’de 50 milyon dolar oldu. Bu cironun yüzde 95’ini yurt dışından sağladık. Bugüne kadar 82 ülkede toplam 2080 proje teslim ettik. 2008 ciromuz 20 milyon dolardı. Küresel kriz dönemini teknolojimizi yenilemek, inovasyon ve tasarımda kendimizi geliştirmek için kullandık. İşçi çıkarmadık çünkü her kriz gibi bu krizin de biteceğine inandık. Ar-Ge ekibimiz patentini de aldığımız King Cobra kaydırağı geliştirdi. Bu ürüne yüksek talep geldi. Üretim teknolojimizi de geliştirdik. Fiber glass kompozit üretiminde kullanılan ‘kapalı kalıp teknolojisini’ biz kendi işimize entegre ettik.

Time Warner’a Tayland’da proje
Time Warner’un Cartoon Network Amazon Water Theme Park’ı için resmi tedarikçi biz olduk. Bu park Tayland’da Pataya’da 2013’te açılıyor. Burası dünyanın ilk Cartoon Network parkı olacak. Avrupa’da 40 su parkı sahini Aspro Gruba ait Aqualand Waterpark grubu ile başladık. Bu yıl Fransa ve İspanya’daki Aqualand’lerin 6 tanesi Polin’in kaydıraklarıyla genişliyor. Dünya’nın en önemli eğlence ve waterpark grubu Six Flags ile de çalışıyoruz. Haziranda Six Flags New Jersey’de King Cobra açıyoruz.

King Cobra’da 51 kilometre hız
Polin’in patentli kaydırak sistemi King Cobra, 2’şer kişilik, 2 botun yan yana 2 kaydırakta aynı anda kayma imkanı sağlıyor. Kıvrıla kıvrıla, bazen açık, bazen karanlık, bazen ışıklı kısımlardan geçiliyor. Beklenmedik anda, virajlı parkurun sonuna ulaşılıyor. Heyecan en yüksek noktadayken büyük bir boşlukla uçuruma gelinmiş oluyor. 50 derecelik bir açıyla 8 metre aşağı düsülüyor. Hız saatte 51 kilometye kadar çıkabiliyor.

En büyüklere imzamızı attık
Şöhret Pakiş, şu bilgileri aktarıyor: “Avrupa’nın en büyük aquaparkı Aquarena Budapeşte, Afrika’nın en büyükleri Titanic Hurghada ve Aqua Park City Sharm El Sheik, Orta Doğu’nun en büyüğü WaterWaves Land (İran), Avrupa’nın en büyük kapalı (indoor) su parkı Aquaworld Budapeşte, Polin imzası taşıyor. Rusya, Ukrayna, Yunanistan, Vietnam, İran, Suriye, Çek Cumhuriyeti, İtalya ve Türkiye’de en büyük ve ödüllü su parklarında biz varız. Avrupa’nın en uzun kaydırağını Odissea Waterpark’ta biz yaptık.

Kaportacı olmamak için okula gitti, mimar oldu
Polin Su Parkları ve Havuz Sistemleri A.Ş.’nin kurucusu mimar Enver Pakiş’in ilginç bir girişimcilik öyküsü var. Eski Yugoslavya’daki Sancak bölgesinden 14 yaşında 1958’de İstanbul’a göç eden Enver Pakiş, 1976’da cam elyaf takviyeli polyesterden (CTP) inşaat malzemeleri üretmeye başlamış. 1987’ye kadar su depoları, folluk, otobüs klima kabinleri, tarım ilaçlama depoları üreten Enver Pakiş’in firmasının kaderi turizme ile değişmiş. Enver Pakiş, 1987’de Robinson Club’ın Pamfilya Tatil Köyü’ndeki ‘açık alan çatı sorunu’nu CTP ile çözünce turizmcilerce keşfedilmiş. Enver Pakiş şöyle konuşuyor: “Türkçe bilmediğim için ailem okumamı düşünmemiş. Dolapdere’de bir Ermeni ustanın yanına kaportacı çırağı olarak verdiler. Ben ise kitap okumayı çok seviyordum. Bir gün ustamı bir arabanın altında izledim ve ‘Ben bu işin kralı olsam yine bu arabaların altında olacağım. Okumalıyım’ dedim. Tekirdağ’a ailemin yanına gittim. Namık Kemal Lisesi’ne kaydettiler. İlk dönem edebiyat ile kompozisyon zayıf geldi. İkinci dönem onlar da kurtuldu ve birinci olarak sınıfı geçtim. Liseden sonra da İTÜ mimarlığa yazıldım. Orayı da devre kaybetmeden bitirdim.”

Read more...

18 Mayıs 2012 Cuma

TOKİ 345 arsa satacak


TOKİ, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Gaziantep gibi metropol illerin de aralarında bulunduğu 26 ilde açık arttırma ile 345 arsayı satışa çıkarıyor.

Arsaların önemli bir bölümü ise Başkent Ankara'da bulunuyor.

Gölbaşı,Yenimahalle ve Keçiören, Polatlı, Çankaya ve Sincan ilçelerinde toplam 273 arsa satışa çıkarılacak.

TOKİ'nin 26 ilde açık artırma yöntemiyle satışa çıkardığı arsalar için hem peşin hem de vadeli teklifler alınacak.

Satışlarda yüzde 15'i peşin olmak üzere 60 ay vade yaptırmak mümkün olabilecek.


Read more...

İmaj Garden ve İmaj Greenlife Zekeriyaköy projelerinin lansmanı yapıldı


İmaj Grup bünyesinde faaliyet gösteren İmaj İnşaat, Zekeriyaköy’deki İmaj Garden Zekeriyaköy ve İmaj Greenlife Zekeriyaköy adlı yeni projelerini ve önümüzdeki dönem projelerini 18 Mayıs Cuma günü, Pera Palace Hotel’de yapılan lansman toplantısı ile duyurdu.

İmaj İnşaat Genel Müdürü Hasan Aras ve Denizbank yetkililerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, projelerin başlıca şu avantajları üzerinde duruldu:

Projelerin yer aldığı Zekeriyaköy, hem sakinlerine çok doğal ve şehir kargaşasından uzak bir yaşam olanağı sunuyor hem de yeni ulaşım olanakları ile birlikte şehre bir o kadar yakın.

Projeler için Zekeriyaköy’ün seçilmesinin diğer bir nedeni de depreme dayanıklılık açısından İstanbul’un en sağlam bölgelerinden biri olması.

İmaj Garden Zekeriyaköy ve İmaj Greenlife Zekeriyaköy; yüzde 70 peyzaj alanına ve 600 metrekare sosyal alana sahip.

İmaj İnşaat, Denizbank ile gerçekleştirdiği anlaşma sonucunda projelere özel sağladığı 0,87’lik tüketici kredisiyle özel bir ödeme olanağı sağlamış oluyor.

İmaj Garden Zekeriyaköy ve İmaj Greenlife Zekeriyaköy villaları Zekeriyaköy bölgesinde çatı dubleksi tipinde kat bahçesine sahip olan tek proje.

Toplantıda öncelikle İmaj İnşaat hakkında bilgi veren Genel Müdür Hasan Aras, İmaj İnşaat’ın şimdiye kadar yaptığı ve bundan sonra yapacağı projelerle “ayrıcalık inşa etme” felsefesine bağlı kalarak çalışmalarına devam etmeyi planladığını belirtti. İmaj İnşaat olarak, daha çok A+ müşterileri hedeflediklerini, nitelikli konut ve ticari projeler yapmayı tercih ettiklerini söyleyen Aras, çok yüksek adetli konut projeleri üretmek yerine, kişiye ve kişinin hayatına uygun residence veya villa tipi projeler üretmeyi tercih ettiklerini söyledi. Hasan Aras, İmaj İnşaat’ın butik ve özel projelerle standart çalışmalardan ayrışmaya, kalite ve konforuyla öne çıkmaya özen gösterdiğini belirtti. Projelerin lokasyonunun ve kolay erişilebilir bir konumda olmasının, yaşama rahatlığı sağlayan bir plana ve detaylı, kaliteli bir işçiliğe sahip olmasının da İmaj İnşaat olarak önem verdikleri konulardan olduğunu belirten Hasan Aras sözlerine şöyle devam etti: “Tüm bunları yaparken de insana ve doğaya saygılı olmaya özen göstermeye çalışıyoruz. Bu yaklaşımımızın projelerimizin satışlarını da kolaylaştırdığına inanıyoruz. Şimdiye kadar birçok projenin ön lansmanı sırasında satışlarımızın büyük bir bölümünün gerçekleşmesi de bunu ispatlıyor. Önümüzdeki dönem İmaj İnşaat olarak yapacağımız diğer projelerde de bu ilkelerden vazgeçmeyeceğiz.”


Read more...

Ulu Cami’nin restorasyonu başlıyor


İki ay önce çıkan yangında kül olan Karacabey’deki tarihi Ulu Cami yeniden restore ediliyor.

Karacabey Müftüsü Hikmet Yazıcı, 15. yüzyıla ait Ulu Camii'nin restorasyon çalışmalarının başlaması için hazırlanan röleve raporunun onaylandığını, restorasyon projesinin de Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na sunulduğunu söyledi. Yazıcı, mimari özellikleri ve tarihi dokusuna uygun onarım için hazırlanan raporun ardından restorasyon projesinin kabul edilmesiyle yol haritasının kesinleşeceğini kaydetti.

Yangının nedeni
Yazıcı restorasyon sırasında çıkan yangınla ilgili soruşturmanın da devam ettiğini belirtti.

Cumhuriyet Savcılığı'nın bilirkişi raporunun henüz yayınlanmadığını belirten Yazıcı, 'Yangının teknik bir arızdan mı yoksa ağır personel kusurundan mı kaynaklandığı belirlenecek. Eğer ağır personel kusuru saptanırsa yeniden ihaleye çıkılacak. Teknik arızaysa yeni bir hak ediş belirlenecek' dedi.

Read more...

Ticari Yapılar Seçkisi, son 10 yılın iş yaşamını belgeliyor


VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi’nin 'Ticari Yapılar' temalı ilk kitabı, son 10 yılda değişen iş ve ticaret yaşamının resmini çekiyor.

VitrA ve Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) işbirliğinde hayata geçirilen VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi projesi kapsamında, ülkemizdeki çağdaş mimari yaklaşımların tipolojiler üzerinden aktarılmasını amaçlayan kitaplardan ilki yayımlandı. Ticari Yapılar adını taşıyan kitapta, Türkiye’de 2000 yılından sonra inşa edilen ticari yapıların farklı karakteristiklerini örnekleyen 50 seçkiye yer veriliyor. Yabancı mimarların Türkiye’deki uygulamaları ile Türk mimarların yurtdışındaki çalışmalarını da kapsayan kitap, ticari yapıları; alışveriş merkezleri, karma yapılar, ofis yapıları ve ticari sergileme alanları olarak 4 kategoride ele alıyor.

Kitapta; Banu Binat, Deniz Güner ve Saitali Köknar’dan oluşan Seçici Kurul’un belirlediği yapılar, Zekiye Nazlı’nın tasarımıyla sunuluyor. Banu Binat ve Neslihan Şık’ın editörlüğünde hazırlanan kitapta, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdi Güzer’in, ticari yapıların geçirdiği değişime dair değerlendirmesi yer alıyor. 2000 sonrası çağdaş mimarlığın değişimini, kendi üretimleri üzerinden ele alan mimar Murat Tabanlıoğlu’nun yazısını, her bina için kendi mimarının yorumu zenginleştiriyor. Kitapta ayrıca; Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Güner’in, her binayı bulunduğu çevre bağlamında konum, tasarım, strüktür ve getirdiği yenilikler açısından ele alan değerlendirmesi de bulunuyor.

Uluslararası mimarlık literatürüne önemli bir kaynak kazandırmaktan mutlu olduklarını belirten editör Banu Binat, “Dizinin ilk kitabında ticari yapılara öncelik verilmesi, elbette tesadüf değil. Alışveriş merkezleri ve ofis yapıları, son 10 yılda nitelik ve nicelik açısından büyük bir değişim yaşadı. Bu dönemdeki ekonomik ve sosyal değişim, çalışma hayatının yükselen temposu, üretme ve arz etme tekniklerindeki gelişimin izleri, ticari mekanların mimarisi üzerinden rahatlıkla okunabiliyor. Bu sebeple, dizinin ilk kitabında ticari yapılar aracılığıyla okunabilecek bir ‘değişen iş ve ticaret hayatı’ pratiği hayata geçiriliyor” diyor.

Binaların kitaba sığmayan bilgilerine, harita üzerindeki yerine ve pek çok görsele, kitapta yer alan QR kodları aracılığıyla VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Türkçe ve İngilizce hazırlanan basılı versiyonu ise YEM Kitabevi'nde satışa sunuluyor.

Read more...

VitrA İnovasyon Buluşmaları'nda tasarımın geleceği tartışıldı


Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu'nun Ar-Ge ekiplerini buluşturan Bozüyük'teki VitrA İnovasyon Merkezi'nde VitrA İnovasyon Buluşmaları adıyla düzenlenen seminerlerin dördüncüsü İngiliz tasarımcı Dr. Geoff Crook'un katılımıyla gerçekleştirildi.

"Yeni Ufuklar-Eski Haritalar" başlıklı seminer kapsamında, tasarım ve iş dünyasının eski alışkanlıklarının, sarsıcı yenilik fırsatlarını nasıl engellediği konusu tartışıldı.

Crook, endüstri devrimiyle birlikte başlayan makineleşme ve otomasyon sürecinin, güdümlü bir tüketim toplumunun doğmasına yol açtığını savundu. Üretim ve tüketim süreçlerinin büyük şirketler ve devletler tarafından kontrol altında tutulmasının, modern dünyanın en büyük tehlikesi olarak tanımladığı "öngörülebilirliği" de beraberinde getirdiğini ifade eden Crook, "Yaşadığımız dünya, ne kadar yaratıcı ve serbest olabileceğimizi belirliyor. Gelecek aslında henüz yaratılmadı. Gelecek, şirketlere olduğu kadar bireylere de ait. İşe, eski alışkanlıklarımızı sorgulayacak cesareti göstermekle başlayabiliriz" diye konuştu.

Endüstriyel tasarımcı Erdem Akan'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen seminerin yuvarlak masa bölümünde ise, tüketicilerin gelecekteki ihtiyaçlarını öngören güncel tasarım anlayışının, hakim pazarlama modellerini değişmeye zorladığının altı çizildi.

VitrA İnovasyon Buluşmaları; bölgedeki üniversite ve sanayi kuruluşlarında görev yapan mimar, tasarımcı ve araştırmacıların yanı sıra, akademisyen ve öğrencileri, inovasyon üzerinde düşünmeye, tartışmaya ve üretmeye teşvik etmeyi amaçlıyor.


Read more...

Çatı üstü rüzgar türbini neden olmasın


Küçük ölçekli ve bireysel yenilenebilir enerji yatırımlarına ilgi arttıkça yeni fikirler de hayata geçiyor. Avustralya’dan Graeme Attey’nin buluşu yatay eksenli rüzgar türbini Windpod binaların çatısını mikro ölçekli rüzgar santraline dönüştürüyor.

2500cm uzunluk, 670cm yüksekliğe sahip Windpod G1 12.5m/sn hızla esen rüzgarda 1kilovat enerji üretebiliyor. Bıçaksız ve sessiz tasarımıyla güvenli ve konforlu enerji üretimi yapan Windpod her çatı yüzeyine kuralabilecek şekilde tasarlanmış.

Düşük maliyetli, küçük ölçekli temiz enerji üretimi için son derece uygun sayılan Windpod’un Şu anki maliyeti 1kilovat için 12500TL’yi geçiyor ancak ticari hale gelerek yaygınlaşırsa bu rakamın 7000-8000TL’ye düşmesi mümkün.

Read more...

'Yabancıların oranı 10 yılda yüzde 5-6 olur'


Makedonya'nın kalbinde karma bir projeyi hayata geçirmeye hazırlandıklarını belirten Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Mütekabiliyet Yasası ile ilgili olarak 'Yabancıların 10 yıl içinde sahip olacağı konut sayısının oranı %5-6'yı geçmez' dedi.

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, ntvmnsbc.com'a verdiği özel röportajda Mütekabiliyet Yasası'nı değerlendirdi. Yabancıların 10 yıl içinde Türkiye'de sahip olacağı konut sayısının %5-6 oranını aşmayacağını ifade eden Özdemir, Limak'ın projeleri ve gelecek hedeflerini de açıkladı.

Mütekabiliyet Yasası yürürlüğe girdi. Bu doğrultuda Limak'ın yeni yatırımları olacak mı?
"Türkiye'nin 3. sırada çimento üreticisiyiz. Hem ihracat yapıyoruz hem de iç piyasaya sunuyoruz. Konut sektöründe yaşanacaklar bizi de çok etkiliyor. Mütekabiliyet, gecikmiş bir karardı. İşadamlarımızın ve yatırımcılarımızın Dubai'den başlamak üzere birçok ülkede mülkleri var. Bu kanunla, 'Türkiye'de Türkler kalmayacak' gibi bir endişe var. Ama endişeye gerek yok. Yabancıların 10 yıl sonra sahip olacağı konut sayısı toplamda %5-6'yı geçmez. Ancak yurtdışından gelecek her dolar, her euronun Türk ekonomisine büyük katkısı var. Bir nevi dış sermaye gelişi. Konut sektörüne katkı çok olacak, dolayısıyla çimento sektörü de olumlu yönde etkilenecek."

Son dönemde konut projeleri yapmıyorsunuz. Tekrar konut yapma gibi bir kararınız var mı?
"Türkiye için şu an düşünmüyoruz. Ancak Makedonya'nın başkenti Üsküp'te karma projemiz var. Konut, rezidans, ofis, alışveriş merkezinden oluşuyor. Arsası alındı, proje yapım aşamasında, geliştiriyoruz. Yakında yapmaya başlayacağız."

Yurtdışındaki diğer projelerinizi değerlendirir misiniz?
"Kosova'nın başkenti Priştina'da havalimanı işletiyoruz. 2013 başında yeni terminal binasını hizmete sokacağız. Turizm projesi ile ilgileniyoruz. Enerji dağıtım projeleri için çalışıyoruz. Kahire Havaalanı'na başladık. 24 ay içinde sonuçlanacağını tahmin ediyoruz. Suudi Arabistan projelerimiz devam ediyor. Boru hattının ilk kaynağı da dün yapıldı. Kaynağa başlamak bitirmek demektir. O nedenle çok mutluyuz."

Uğurlu rakamınızı 12 olarak açıklamıştınız. 3. Köprü İhalesi'ndeki teklifiniz de 12 ile mi bitiyor?
"Çok büyük bir sır, 12 ile bitmiyor ama inşallah teklifimiz uygun olursa almak istiyoruz. Çünkü sadece Türkiye'nin değil, dünyanın gözünün üstünde olduğu bir proje. 5 Türk ortak yan yana geliyor ve eskiden İtalyanlara, Japonlara yaptırdığımız düzeyde bir proje için 'yapacağız' diye ortaya çıkıyorlar. Bu çok önemli. Kısmet olursa mutlu oluruz, olmazsa da yapılacak çok proje var."

Trakya ve Ankara çimento fabrikalarınızda enerji verimliliği yatırımı yapıyorsunuz. Enerji verimliliğine yönelik çalışmalarınız sürecek mi?
"Yenilenebilir enerji üreticisiyiz. Devrede olan santrallerimiz var, bu yıl devreye girecek santrallerimiz var. Enerji üretiyoruz, enerji dağıtımcısıyız. Türkiye'nin iki önemli bölgesine Bursa merkez olmak üzere Uludağ ve Sivas merkez olmak üzere Çamlıbel bölgesine enerji dağıtımı yapıyoruz. Aynı zamanda da enerji tüketicisiyiz. Bu nedenle enerjiyi verimli kullanmanın, hem maliyetler açısından hem Türkiye ekonomisi ve cari açığı yönünden faydaları var. Doğu'daki fabrikalarımızı birim ton ürettiğimiz çimento başına minimum seviyeye getirdik. 2011'in Mart ayında İtalyanların batıdaki fabrikalarını aldık ve farkettik ki enerji tüketimleri, bizim Doğu'daki fabrikalarımızdan kötü durumda. Öncelikle bu durumu düzeltiyoruz. Yüksek enerji tüketen ekipmanlar, taşıyıcılar, değirmenlerde enerji verimliliğine gitmek için çalışmalara başladık.

Çimento sektöründe ise çok önemli bir enerji var. Fabrika bacalarından neredeyse 300 derece sıcaklığa ulaşan bir gaz çıkıyor. Bu enerjiyi mutlaka kullanmalıyız. Bunu tüm fabrikalarımızda kullanırsak 1 milyar kilovatsaate gelmektedir. İlk olarak iki fabrikamızda deneyeceğiz. Başarılı olursa bütün fabrikalarımızda uygulayacağız. Bunu yapan ve başaran çimentocu arkadaşlarımız var. En başta maliyet çok yüksekmiş gibi görünüyor ancak geri ödemesi çok çabuk."

Finans Merkezi ile birlikte Anadolu Yakası'nda yoğunluk daha da artacak. Sabiha Gökçen Havaalanı daha da önem kazanacak.
"Yoğunluk çok arttı. İlave pist yapılıyor. Esasında geç bile kalındı. Ama devlet yetişti, proje hazırlandı, ihalesi kısa sürede yapılacak. Ek taksi yolları ve uçak park alanları da yapılıyor. Yeşilköy Havalimanı kapasitesinin üzerine çıktı. Sabiha Gökçen'i ise ikinci havaalanı olarak düşünmüyoruz. Anadolu Yakası'nın havaalanı olarak düşünüyoruz. İstanbul'un yüzde 60'ı Anadolu Yakası'nda oturuyor. Ekonomik açıdan hızla yükseliyor. Yakında Finans Merkezi hayata geçecek. İş hayatının ağırlığı da artıyor. Gebze, İzmit, Bursa'ya çok yakın bir konumda. Hepsinin merkezinde. Kocaeli ve Bursa'yı da katarsak, bu üç şehrin uluslararası havaalanı."

3. havaalanı projesi var gündemde. İlgilenecek misiniz?
"3. havaalanı için şartlar çıktığında tabii ki ilgilenmek istiyoruz. O günkü şartlara göre karar vereceğiz. İnşallah olur."

Read more...

İstanbul yıkılıp yeniden mi yapılacak


İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu hafta Meclis'ten geçen Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek '1 milyon 600 bin civarındaki yapı riskli alanlarda bulunuyor' dedi.


İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, NTV canlı yayınında Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda bulunduğunu belirtti. Kentsel dönüşümü şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek olarak tanımlayan Topbaş, "Vatandaşın kendi hakkı esastır. Anlaşma esastır. Yasa, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak" açıklamasında bulundu.


İstanbul yıkılıp yeniden mi yapılacak? 
"Bu afet riskini kentin yenilenmesi için bir şans olarak kullanabiliriz. Geçmişteki geleneksel yaşayış tarzlarımızı ve şehircilik anlayışımızı bir tarafa bırakarak hızla artan göç sebebi ile yoğun baskı altında kalan kentlerde insanların barınma haklarını devletin yönlendirmesi olmadan bireysel olarak çözmeye çalıştıkları için ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Afet riski olan bir ülkede yaşamaktayız. Bununla ilgili tedbirler alabilirdik. Geçmişte Selçuklu ve Osmanlı yapılarında deprem tedbirlerini görmekteyiz. Ama maalesef bunu unutmuşuz sadece barınma ihtiyacı için yapmışız.


Ulusal planlar olmadığı için şehirler gelişigüzel ortaya çıkmış ve bu yoğun sanayileşme sürecinin arkasından gelen kırsal kesimden kentselleşme sürecine giren toplumların yaşam alanlarında bu dengesizlik ortaya çıkmış. İstanbul tabii ki 8500 yıllık tarihi ile farklı kültürleri medeniyetleri barındırdığı için çok farklı bir özelliği var. Burada en büyük derdimiz Van ve Erciş depremlerinde gördüğümüz sıkıntı. İstenilen boyutlarda yapılan çalışmalar başarılı da görülse, bütün Türkiye'nin elinin uzandığı bir kent oldu. Ama İstanbul ölçeğinde baktığımız zaman bu kadar riskli yapıların olduğu bir kentte olası bir deprem anında Türkiye'yi onlarca yıl geri götürecek sonuçlar ortaya çıkartabilir. Bu bakımdan halkın katılımını ön planda tutan bir anlayışla çalışma yapılıyor.


Sayın Başbakanımız da bunun için bu kadar üstünde durdu. Tabiki insanın kendi yaşam alanını, barınma alanını, kurduğu çevreyi yok etmek değil mantığımız. Gerçekten bir şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek. 'Anlaşma esastır' diyoruz. Birilerine peşkeş çekmek değil. Orada yaşayan insanlarımızın kendi sosyal yaşamlarını koruyarak ağırlıklı olarak yerinde hedef alan bir çalışma. Zaten yerel yönetimler olarak kendi ölçeğimizde bu adımları atmıştık ve devam etmekteydik. Bazı riskli alanlar var, buralarda sağlam alanlar olsa bile bozuk yapılar var. Bu yasa esasında, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak. Şu anda vatandaşımız 'buna varız' diyor. Biz Fikirtepe’de bunu başlattık ve orayı birtakım insanların yapı sahipleriyle görüşerek yeniden ayağa kaldıracağız. Zeytinburnu’nda Sümer Mahallesi bir örnek mahalledir. Kartal Belediyesi ile yakın temasımız var. Bakırköy’de çalışmalarımız var. Bütün ilçelerimizde bu adım var. Bu yasa, işi biraz daha kolaylaştırıyor. Bazı imkanlar getiriyoruz, o imkanlar içinde adımlar atılmasını istiyoruz, eğer gecikilirse Bakanlık devreye girecek. Burada yenilenmeye ve yeniden yapılanmaya mani olan biraz daha kar etmek amacı güdenler engellemeye çalıştıkları zaman yasa devreye girecek. Vatandaşın kendi hakkı esastır, anlaşma esastır, yerinden yenilenme ve dönüşüm esastır."


Herkes yerinde dönüşmeyi tercih ediyor. İstanbul’da dönüşümün ne kadarı yerinde olacak? 
"Önce yapıları yaparız görürler ondan sonra taşınmak isteyenler tercih ederler. Yapı alanlarını, yeni kurulacak olan bölgeleri düzenli kurduğunuz zaman; orada yaşamayı kolaylaştıracak ve tercih edecek hale getirirseniz insanlar zaten bu şekilde yönelir. Uzun soluklu bir iş... 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda olduğunu düşündüğünüzde. Bir yerden başlayıp hızla ilerleyebiliriz. İstihdam ve iş bulma konusunda da bir fırsat verecektir bu."


Toplam kaç riskli bina var İstanbul’da? 
"Baktığınız zaman 1998 öncesi yapılan yapılardaki yapı statiklerinin maalesef 2.derece deprem kuşağına göre hazırlandığını söylüyoruz. Yap-satçılığın doruğa çıktığı 70’li yıllarda yapılan çok teknik hizmet almamış bölgeler var, bunlarda risk olabilir diye düşünüyoruz. Deniz kumu, piyasa demiri dediğimiz malzemelerin kullanılması sebebiyle sıkıntı yaşayan alanlar var. Yapılan taramalarda ciddi oranlar çıkıyor. Mühendisliği doğru kullanırsanız her zeminde yapı yapabilir ve riskleri de önleyebilirsiniz. Vatandaşın elinden alıp peşkeş çekelim, bu insanlar göçsün gitsinler gibi bir anlayışımız yok. Zaten böyle olsa Sayın Başbakanımız 100 lira taksitlerle TOKİ vasıtasıyla konut edindirme fırsatını vermez. Burada her türlü önerilere açığız. İBB olarak meclisimizdeki siyasi partilerimiz, grup başkan vekillerimiz ve belediye başkanlarıyla biraraya geldik ve bu dönüşümle ilgili çalışmalarda siyaset olmasın dedik. Bir mutabakatımız oldu, İstanbul belediyesindeki tüm siyasi partiler olarak. Çıkan bu yasada ilçe belediyelerimizle birlikte ve işe halkımızı da katarak bu adımı atacağız. Büyükşehir Belediyesi olarak bir adım attığımız zaman orada hemen bir dernek kurduruyoruz karşımızda muhatap oluşsun diye. Bunu Kartal’da, Cendere’de yaptık, Fikirtepe’de yaptık."


Bu dönüşümün takvimi İstanbul için belli mi ne zaman sonlanması bekleniyor? 
Bütün dünyada dönüşüm çalışmaları var. İstanbul büyük bir kent, bir anda her şeyi düzeltmeniz mümkün değil, ciddi maliyetlerde içeren bir çalışma. Bu yasa bir şeyi daha getiriyor; güçlendirme yapmak isteyenlere de fondan yardım ediyor. Birtakım formüller var devletin de katkısıyla birtakım fırsatları vererek kaynak noktasında destek vererek yardımcı olmak zorundayız."


Bu süreçte binaların yüksekliği ile ilgili yeni bir düzenleme de olacak mı? 
"İstanbul’un geneliyle ilgili bir topografik çalışma yaptık. Tarihi yarımadayı etkileyen 10 ilçeyle yükseklikleri belirledik, sınırlamalar getirdik. Yine yaptığımız görüşmelerde yükseklik serbest ifadesi olmayacak. Ayrıca İstanbul’un tamamının bir makete sığması mümkün değil, bu bakımdan dijital maket hazırlığı yapıyoruz. Dijital makette bir yapıyı oraya yerleştirdiğiniz zaman şehrin her noktasından bakarak görme imkanınız var. Bazı hatalar oldu belki, bir daha tekrarını istemiyoruz."


Tarihi değerlerde çok dönüşümün yapılacağı alanlarda bir tarihi değerle karşılaşıldığında ne olacak? 
"Her bölgede bu dönüşümleri aynı şartlarda, aynı tarzlarla yapamazsınız. Tarihi yarımadanın kendine göre bir özelliği var, orada bir yoğunluk getirerek 430 bin olan nüfusu 600 bine çıkartamazsınız. Orada da farklı yöntemler düşünmekteyiz. Bazı bölgelerde zaten özellikle tarihi yarımadada kendilerine verilenden yüksek yapılar yapılmış. İmar hakları transferi diye düşünüyoruz, belki bir çalışma oradaki imar hakkını başka yerde kullanabilmeli. Bir de İstanbul’un bir sosyolojik haritasını, değer haritasını ve siluet haritasını çıkartarak ve çakıştırarak bu adımların atılması gerekmektedir. Bütün bilgilere ve fikrilere de açık olduğumuzu söylüyorum."


Yasada belediyelere bazı yetkilerde verilmiş. Mesela kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan bir ibadethane varsa bunların belediyelerin tekrara yapması belediyelerin yetkisinde olmuş. Bunun gibi başka belediyelere verilen yetkiler var mı? 
"Bir şehir dediğiniz zaman orada yaşayan insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların olması anlamını taşıyor. Maalesef şehirlerimiz yapılırken hiçbir yer bırakılmamış. Okul yapmak için, hastane yapmak için yer bulamıyorsunuz, park yapmak için yer bulamıyorsunuz. Yeniden bunlar düzenlenirken hem bunları tekrar ortaya çıkarmak, bir taraftan da mevcudu da korumak zorundasınız. Yenilemek gerekiyorsa yenilemek zorundasınız. Orada yaşayan insanın ibadethanesi, eğitim alanları, sosyal donatı alanları da ortaya çıkmış olur. Sadece barınma işyeri değil günlük yaşamında insanların diğer ihtiyaçları var. Bunların karşılanacak yerleri mahalleler ölçeğinde olması gerekiyor."


Bir bina bile yıkıldığı zaman büyük bir molozun yığıldığını biliyoruz acaba bütün bu dönüşüm sürecinde artıklar için çalışma düşünüldü mü? 
"Belki Türkiye'de ilk defa olacak inşaat malzemelerinden oluşacak yıkıntılar için geri dönüşüm merkezimizi kurduk. Orada bunlar tekrar inşaatlarda kullanılmak üzere geri kazanılacak. Bir de bu yapılar yıkıldığı zaman kullanılan malzemeler arasında çevreye zararlı etkileri olabilecek malzemeler de olabilir. Bu bakımdan bunlar herhangi bir yere serbest olarak atılamaz, kontrollü bir şekilde depolanması veya biriktirilmesi gerekiyor. Bu kadar büyük bir dönüşümde ciddi ölçekte inşaat yıkıntıları ile karşılaşacağız. Bunların bir taraftan ayrıştırılması bir taraftan zemin altı suları başta olmak üzere çevreye sıkıntı verecek olanlarının ciddi anlamda bertaraf edilmesi gerekiyor." 

Read more...

Teleferik’te yeni ihale


İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği standartlarında baştan aşağı yenileyeceği Balçova teleferiği için 7 Haziran 2012 tarihinde ihale gerçekleştirecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yapılan teknik incelemede “kullanılması sakıncalı hale geldiği” belirlenerek hizmete kapatılan Balçova Teleferik Tesisleri’nin “AB standartlarına” uygun olarak baştan aşağı yenilenmesi için 7 Haziran 2012 tarihinde yapım ve proje ihalesi gerçekleştirecek. İhalenin sonuçlanmasının ardından 300 gün içinde tamamlanması planlanan çalışmalarla kentin bu simge yapısı baştan aşağı yenilenerek çok daha güvenli ve daha modern bir şekilde İzmirlilerin hizmetine sunulacak. Yeni teleferik saatte 1200 kişi taşıma kapasitesine sahip. Kabinler 8’er kişilik olacak.

Daha önce gerçekleştirilen yapım ve proje ihalesinin ilki yüklenici firmanın sözleşme imzalanması için gerekli olan evraklarını tamamlayıp sunamadığı için iptal edilmişti. En son yapılan ihale ise Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edildi.

Süreç nasıl işledi?
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 1974 yılında kurulan Balçova Teleferik Tesisleri’nin uzun yıllardır kullanım sonucu yıprandığı düşüncesiyle Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’ne teknik inceleme yaptırdı. Bu incelemenin sonunda hazırlanan raporda, tesisin kullanılmasının ‘sakıncalı’ olduğu ve iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.

Söz konusu raporu değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, mekanik aksamla ilgili avan proje ve teknik şartnameler konusunda çalışma yaparak taşıyıcı halat, makara takımları, taşıyıcı gondol ve klemens direkler ile ilgili iyileştirme çalışmaları yapmak üzere 2008 başında tesisleri kapattı.

Gerekli ödenekler ayrılarak 5-6 aylığına kapatılması ve bu süre içinde iyileştirme çalışması yapılması planlanan tesis, 2009 yılında AB normlarında yeni yönetmeliğin uygulamaya konulacağına ilişkin bilginin alınması üzerine bir süre “beklemeye” alındı.

Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın “İnsan Taşımak Üzere Tasarlanan Kablolu Taşıma Tesisatı Yönetmelikleri”ne ilişkin uygulama zorunluluğu getirilmesi üzerine de hızla harekete geçilerek ihale süreci başlatıldı. Ancak kısa süre içinde gerçekleştirilen yapım ve proje ihalesi, yüklenici firmanın sözleşme imzalanması için gerekli olan evraklarını tamamlayıp sunamadığı için iptal edildi. Daha sonra gerçekleştirilen ihale ise Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edildi. Şimdi 7 Haziran 2012 tarihinde yeni bir ihale gerçekleştirilecek.

Read more...

İstanbul Finans Merkezi master planı onaylandı


İstanbul Finans Merkezi için Gensler tarafından hazırlanan master plan onaylandı. Merkezin kurulacağı 690 bin metrekarelik arazi, Boğaz'ın Anadolu yakasındaki stratejik yerleşimiyle Türkiye’nin ekonomik kapasitesinin belirgin şekilde genişlemesini sağlama ve dünya ticaretinin güçlü bir ekonomik dinamosu olarak Türkiye’nin lider konumunu bir kez daha vurgulama iddiasını taşıyor. Gensler'den yapılan yazılı açıklamaya göre kurulacak yeni finans merkezi, İstanbul’un bölgesel bir ticaret ve iş merkezi olarak tarihsel rolünü pekiştirmeyi amaçlıyor.

Gensler’in Londra ve Los Angeles merkezli planlama ekibinin Emlak Konut için geliştirdiği vizyonun esin kaynağı ise Topkapı Sarayı. Özgüven Mimarlık ve İnşaat ile İmar Planlama ve Proje Danışmanlığı Ltd. Şti’nin yerel mimar ve planlayıcılarla birlikte çalışarak geliştirdikleri konsept, duvarlarla bölünmüş sıra sütunlu avluları ve açık alanları ile eski İstanbul’a atıflarda bulunuyor. Avluları birbirine bağlayan ardışık kapılar, bir yandan güvenliğin altını çizen bir yandan da topluluk hissini pekiştiren, hem şık hem de güvenli bir mimari altyapı sağlıyor. İstanbul’un tarihi silüeti ve yeni finans merkezi binalarının uzaktan görünümü arasındaki simetri, İstanbul’a 21. yüzyılın Türkiye’sini işaret eden kendine has mimari bir ufuk kazandıracak.

Ian Mulcahey: Bölgenin zengin tarihine ve kültürüne saygı gösterdik
"Bölgenin zengin tarihine ve kültürüne saygı gösterdik" diyen Gensler Londra ofisi Planlama ve Kentsel Tasarım Müdürü Ian Mulcahey, Uluslararası Finans Merkezi deneyimlerinden öğrendiklerini, mevcut ulaşım yollarının çevresine inşaat yapmak, yakınlığı ve manzarayı mümkün olan en iyi şekilde ayarlamak, dinamik açık alanlar yaratmak gibi planlama, tasarım ve sürdürülebilirlik konusundaki en iyi uygulamalarla biraraya getirdiklerini söyledi.

Başlangıçta sadece ofis kullanımına ilişkin bir proje hazırlamak üzere görevlendirilmiş olmasına rağmen Gensler, ana planı canlı bir finans ortamının enerjisini yansıtacak ve farklı kullanımları da içine alacak şekilde genişletti. Yeni toplu taşıma hatları, ulaşım bağlantıları ve alışveriş noktalarının eklenmesiyle birlikte proje, hem yer altından hem de yer üstünden birbirine bağlandı. Yeni şantiyede, ofis, mağaza, konut amaçlı apartman daireleri, 2.000 kişi kapasiteli konferans salonu, 300 odalı bir otel, 2 cami, bir okul ve kreş bulunacak. Ayrıca polis ve itfaiye gibi kamu hizmetleri binaları da yapılacak.

İstanbul'un iki önemli ana planlama projesinde 'Gensler' imzası var
Bölgede öncülüğünü yaptığı diğer imar projesi City of Seven Gardens İstanbul Tema Parkı'yla birlikte Gensler, İstanbul'un en büyük şehir planlama projelerinden ikisini gerçekleştiriyor. İstanbul Tema Parkı, konut amaçlı tesisler, bir AVM, bir fuar merkezi, 400 bin metrekare açık alan, park ve projenin merkezinde bir eğlence ve dinlence ortamı sunan bölgenin ilk tema parkının yer aldığı bir master plan. Atatürk Havalimanı'nın hemen kuzeyinde gerçekleştirilen projede, İstanbul 2015’e yetişecek yaklaşık 200 bin metrekareye yayılmış bir kapalı sergi alanı da yer alıyor. Bu sergi alanı, Expo planlayıcılarına ve ziyaretçilerine yepyeni seçenekler sunarak, bölgeye ekonomik anlamda önemli fırsatlar kazandıracak. Sergi alanının yenilikçi tasarımı, Anadolu’da yan yana dizili tarlaları birbirine bağlayan köy yollarını andıracak şekilde merkezi bir koridorda birleşen sergi alanlarından oluşuyor.

Gensler’in Karma Kullanım ve Eğlence Uygulamaları Müdürü Marty Borko, proje için şunları söyledi:

“Türkiye dünya ekonomisinde bir lider olarak yeniden uyanıyor. Ayrıca İstanbul’un benzersiz tarihi mirasına sıkı sıkı bağlı kalmak konusunda da derin bir isteklilik görülüyor. Bizim bu kültürel içeriğe ve karmaşık ve katmanlı bir geçmişe sahip bir toplumun kendine has taleplerine gösterdiğimiz saygı Gensler’in Türkiye vizyonuna katkıda bulunmasını ve bu önemli bölgenin geleceğine olumlu bir etki yapmasını olanaklı kılıyor”.

Gensler’in bazı referansları
Dubai International Financial Centre, Dubai
King Abdullah Financial District, Riyad
Iskander International Financial District, Johor
Baku Financial District, Azerbaycan
St Petersburg Vasielvskiy Island, Rusya
Abu Dhabi Financial Centre, Abu Dabi

Read more...

1 Ocak 2012 Pazar

Duvar Kağıtları Geri Mi Dönüyor

Her sene yapılan boyadan kurtulma ve desenli duvarlar tasarlama temasıyla başlayan duvar kağıtları furyası 90’lı yıllarda yerini saten boyalara bıraktı.

Saten boyalar da silinebilir ve pürüzsüz, parlak duvarlar edinmemizi sağlıyordu. Fakat zamanla yeni arayışlar ve dekorasyon yenilikleri arayan tasarımcılar değişik malzemeler üretmeye başladılar. Bunlardan biri de son dönemlerde tekrar revaçta olan duvar kağıtları ve duvar kaplamaları.

Son yıllarda geçirdiği hızlı değişimle rutubete dayanıklı duvar kaplamaları hem çok sık hem de çok kullanışlı hale geldi. Cam elyaf ya da duvar tekstili de denilen malzeme, özellikle odalardaki rutubetli duvarlarda uygulanabilir. Tek renk ve birçok desen seçeneği bulunan bu malzeme duvarlarda kendinden desenli, modern, sağlıklı bir görüntü veriyor. Normal kağıt kaplamalarda rutubet kağıdın üstüne çıkar ve kağıdımızın kabarıp, siyahlaşarak çok fena bir görüntü almasına daha önemlisi sağlıksız ortam oluşmasına neden olur.

Read more...

Duvar Kaplamaları ve Çeşitleri

Bu nedenle duvarlarda kullanılan malzemelerdeki çeşitlilik mümkün olduğunca çoğalmaktadır. Bu seçeneklerden biri de duvar kağıtlarıdır. Görsel açıdan incelendiğinde; uygulanacak renk, desen, doku gibi öğeler uygulama öncesi birebir müşteriye sunulur. Müşteri çıkacak sonucu önceden bilir. Kullanılacak desenlerde ise alternatif çokluğu, müşteriye sonsuz seçenek sunar.

Duvar kağıdı çeşitleri
# Vinil Duvar Kaplamaları
# Doğal Duvar Kaplamaları
# Tekstil Duvar Kaplamaları
# Kağıt Esaslı Duvar Kağıdı
# Boyanabilir Duvar Kağıdı


Vinil duvar kaplamaları
Kağıt arkalı vinil duvar kağıdı: En yaygın kullanılan duvar kağıdıdır. Kaliteli kağıt üstüne çeşitli metodlarla desen basılır ve pvc ile yekpare kaplanır (Solid veya Expanded). Çok geniş desen ve renk seçeneği ile her türlü mekanlarda kullanılabilinir. Dayanıklı, su geçirmez ve kolayca silinebilirler. Bazı ürünlerin yapışkanı sürülmüştür. Bazı özel üretimler hariç genellikle rulo olarak satılır ve rulolar 52/53 cm eninde ve 10 m boyundadır. Avaraj ağırlıkları 150/250 gr/m2 dir. Rulolar üretim sırasında düzgün kesilmiştir, üst üste bindirmeden ve arada boşluk bırakmadan yanyana yapıştırılır.

Kumaş arkalı vinil duvar kağıdı: Daha çok yoğun trafik olan mekanlarda tercih edilir. Çok uzun seneler uygun bakım ile yeni gibi kalabilir. Islak sünger ve sabunla temizlenir, darbe ve güneş ışığına karşı dayanıklıdır. Enlerin geniş olması uygulama hızını artırır, ruloların uzun olması ise tavan yüksekliğinden bağımsız olarak zayiatın azalması anlamına gelir. Yatırım maliyeti diğer vinil kağıtlara göre fazladır, ancak işletme maliyeti çok düşüktür. Uzun seneler sonra bile aynı desen ve renk tekrar üretilebilir. Uluslararası yangın, ses ve dayanıklılık standardlarına uygun üretimlerdir. İşyerleri, otel, kafeterya-restorant ve hastanaler için önerilir. Talep halinde anti-mikrobik korumalı üretilebilir.

Read more...

Her Duvar Bir Tuval

Özellikle son dönemin güzel sanatlar öğrencileri dekoratif resim alanında kendilerini çok geliştirdiler. Kendi kendinin reklamını yapan dekoratif duvar resmi yapmak, istikrarı olmayan bir iş olsa da iyi para bırakıyor.

Çocuk ve bebek odaları için duvar resimleri yaptırmanın maliyeti bin dolar ile 3 bin dolar arasında değişiyor. Gülay Kakşi ve Zerrin Uz, çocuk ve bebek odalarını dekoratif anlamda boyayarak her biri harikalar diyarı odalar yapan iki sanatçı. Kakşi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ertuğrul Ateş, İsmail Acar gibi ressamların atölyelerinde çalışarak teknik anlamda kendini geliştirmiş ve zamanla kendi atölyesini açmış. Bugüne kadar iç ve dış mekanlar olmak üzere yaklaşık 500 duvar boyamış. İpek üzerine el boyaması paravanlardan balkon korkuluklarına kadar her şeye boyasıyla farklı bir anlam katıyor. Halit Narin’in Martı Mira otelinde yaptığı çocuk kulübü ile ilk profesyonel denemesini gerçekleştiren Kakşi, Sezen Aksu ve Beyazıt Öztürk’ün evine yaptığı işlerle piyasada adını duyurmuş. Şimdilerde dizilere ve sinema filmlerine sanat yönetmenliği yapıyor. Bu ay sonunda vizyona girecek olan Mustafa Altıoklar’ın yönettiği Beyza’nın Kadınları adlı filmin dekor resimleri onun elinen çıkma.

10 yıldır duvar boyayan Zerrin Uz ise Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Adnan Çoker Atölyesi’nden mezun olmuş. Zeynel Abidin Erdem, Demet Sabancı, Gülben Ergen, Ajda Pekkan, Levent Kırca gibi ünlülerin evlerini boyamış.

Yaz döneminde daha yoğun çalıştığını söyleyen Uz, iç mekanlarda manzara resimlerinin, dış mekanlarda, hava şartlarından etkilenmeyen fresk tekniği ile yapılan manzaraların tercih edildiğini belirtiyor. Çocuk odalarının duvarlarını genellikle masal kahramanlarının resimleri süslüyor. Evlerin salonlarının yanı sıra giriş holünden banyolara ve yatak odalarına kadar her bölüme resim ve patine boya yapılıyor. Altın varak da kartonpiyer, tavan süslemesi ve mobilyalarda yoğun uygulama alanı buluyor. Bej, krem ve kahverengi tonları özellikle tercih edilen renkler. Ancak özellikle deniz manzaralarında canlı renkler istenebiliyor. Evin klasik veya modern yapıda olması, elbette yapılacak resmin seçiminde önemli bir yer tutuyor. Özellikle klasik tarzda döşenmiş evlerde tarihsel temalar tercih ediliyor.

Read more...

Bu Duvar Can Kurtarıyor

İstanbul’da büyük bir deprem olacağı beklentisi her geçen gün artarken, Alman firma Lirefa, tehlike anında duvarın dağılmasını önleyici ve yıkılmasını geciktirici deprem duvar sistemini dünyada ilk kez Türkiye’ye getirme kararı aldı. 1999 yılından 2005 yılına kadar yapılan çalışmalar neticesinde geliştirilen Lirefa Deprem Duvar Sistemi (DDS), İTÜ’de yapılan testlerde de önemli başarı elde etti.

Türkiye nüfusunun yüzde 70’i 1. ve 2. derece deprem bölgesinde bulunuyor. Birinci derece deprem bölgesinde bulunan İstanbul’da beklenen deprem ve bu depremin büyüklüğüne dair söylentiler ise artmaya başladı. Alman firma Lirefa ise 1999-2005 yılları arasında geliştirdiği Lirefa DDS’yi ilk kez Türkiye’ye ihraç etme kararı aldı. Lirefa DDS, tehlike anında duvarın dağılmasını önlüyor ve duvarın yıkılmasını geciktiriyor.

Read more...

Dekoratif Bir Ofisin Önemi

İşverenler müşterilerini büroda ağırlar, işlerini buradan yönetir; müşteriler öncelikle büro tasarımınıza bakar ve sizin işinizde ne kadar ciddi, profesyonel olduğunuza ofisinize bakarak ilk kanaatlerini oluştururlar. Zaten müşteri için ilk kanaat çok önemlidir. Siz işinizde ne kadar iyi ve profesyonel olursanız olun, büronuz göze hitap etmiyorsa mutlaka taşlardan biri eksik demektir.
İnsanlar size yaptıracağı iş için bir ödeme yapacak, ama para ürkektir, nazlıdır; en ufak bir olumsuzlukta adeta bir kuş gibi avucunuzdan uçar gider. İnsanlar her zaman bir profesyonel şirketle çalışmak ister. Şayet büronuz uygun bir şekilde dekore edilmemişse sizin yapacağınız işin de uygun olmayacağı izlenimi doğacaktır. Bu tamamen psikolojik bir durumdur. İnsanların psikolojilerini çok iyi bilmek biraz da empati kurmak işin ciddiyetini anlamak için yetecektir.

Read more...

Ofis Dizaynı ve Renk Seçimi

Ev eşyaları yada erkek giyimi ile ilgili bir işyeriniz varsa gri, gri-yeşil, mavi-yeşil, mavi-eflatun gibi serin renkleri tercih edebilirsiniz.

Kuyumcular ve iç giyimle alakalı işyerlerinde leylak, şeftali ve lavanta gibi pastel tonları kullanabilirsiniz.

Spor giyim, ev eşyaları veya çocuk giyimiyle alakalı bir mekansa kırmızı, turuncu ve sarı gibi ılık renkleri tercih edebilirsiniz. Ilık renkler bulunduğu mekana heyecan katar, canlı ve samimi renklerdendir.

Kadın giyimle alakalı mağaza yada reyonlarda renkler değişken olabileceğinden giysilerle uyumlu olanlar seçilmelidir. Şeftali, kırmızı, turuncu yada sarıyı seçebilirsiniz.

Erkek giyim mağazalarında yada reyonlarında ise kahverengi, yeşil veya ağaç renklerini tercih etmelisiniz. Gençlere hitap eden kısımda daha parlak ve canlı renkler kullanılabilir.

Duvar rengi mavi olan okullarda öğrencilerin yaramazlık yapma olasılığı daha azdır.

Yemek firmaları mavi rengi tercih etmez çünkü mavi renk yeme güdüsünü engeller. Fastfood tarzı restaurantlarda kırmızı, sarı ve kahverengi gibi renkler tercih edilir.

İşletme Bina Renkleri:

İşletme binalarında renk seçiminde dikkat edilmesi gereken işin iyileşmesi, kazaların önlenmesi ve verimin arttırılması önemli noktalardır. Bütün çalışanların memnuniyeti artar ve herkesin psikolojisi de iyi olur.

Renk kullanımı görüşü iyileştirir, ve göz yorulmasını önler. Kaza oranlarını azaltır. Aynı zamanda özgürlük hissi uyarır.

Çalışma alanlarında gözü yormayan açık tonlar ve parlaklık oranı düşük renkler tercih edilir. Dikkatin dağılmaması için koyu renkler tercih edilmez. Tavanlarda ve duvarların üst kısımlarında beyaz renk kullanılır. Duvarlarda yada koridorların alt bölümlerinde ise tavandan koyu tonlar tercih edilir.Zeminde kullanılan renkler açık tonlarda olmalıdır. Duvar ve masa renkleri mavi, yeşil, gri ve kahverengi tonlarında olmalıdır.

Read more...

Sıkıntılı Alanlar İçin Pratik Çözümler

Garip kıvrımlara sahip köşeler, merdiven boşlukları, şöminelerin çevresi, holler ve merdiven sahanlıklarında çoğu zaman ne yapacağımızı bilemeyiz.

Oysa biraz yaratıcı düşünce ile bu alanlar yaşama alanlarına çevrilebilir; hatta evlerin vazgeçilmez köşeleri haline gelebilir. Pratik çözüm önerilerimize göz atarak evinizde saklı potansiyeli ortaya çıkarmaya ne dersiniz?

Sıkıntılı alanların şekline kolayca uydurabileceğiniz modüler mobilyaları tercih edebilirsiniz. İster uzun ve dar bir koridor, ister merdiven altındaki alanlar olsun kolaylıkla mekanın şekline uygun bir tarz yaratabilirsiniz.

Dar alana bir konsolu rahatlıkla sığdırabilirsiniz, böylece mektuplarınızı ve faturalarınızı saklamak için akıllıca bir depolama yöntemi geliştirmiş olursunuz. Duvarlarınızı da kullanmayı ihmal etmeyin.

Radyatörlerinizi gizleyebileceğiniz dolaplar kullanın. Hoş olmayan bir görüntüyü ortadan kaldıracağınız gibi, değişik aksesuarlarınızı da bu dolapların üzerinde kullanabilirsiniz.

Kapıların ve pencerelerin üstlerinde, merdivenlerin yanlarında kullanmadığımız bir sürü alan vardır. Bu alanları kitaplık olarak değerlendirebilirsiniz. Giriş holü, merdiven ve koridoru aynı tarzda düzenleyebilir; aynı ya da benzer duvar rengi ve yer döşemesi kullanabilirsiniz. Hole açılan odaları tamamlayıcı tonlarda boyayarak bütünlük yakalayabilirsiniz. Kapı ve mobilyaları da aynı tonlarda boyayarak uyumlu havayı tamamlayabilirsiniz.

Holünüzü yeniden keşfedin
Evler hakkında ilk izlenimi genellikle hollerden elde ederiz. Ancak holler aydınlık, davetkar ve sıcak olmak yerine genellikle karanlık, çok sayıda kolonu barındıran ve bir çok kullanılmayan eşyaya ev sahipliği yapan alanlar olarak görünür. Oysa ki, fazlalıkları ortadan kaldırıp akıllı depolama çözümleri üreterek ve birkaç ufak dekorasyon hilesiyle çoğu kez gözden kaçırdığımız ve değersiz gördüğümüz bu alanları en iyi şekilde değerlendirmek mümkün.

Read more...

Siyah Beyaz Modern Mutfak Dekorasyon Tasarımları 2011

Geçmiş tarihlerde mutfaklarımızın yapı itibarıyla küçük tutulduğu, bilinen bir gerçek. Günümüz mutfak dekorasyon tasarımları ise, aksine geniş hacim, yüksek teknoloji içeren ve daha hijyenik olarak göze çarpmakta. Sizler için aşağıda görsellerini sunduğumuz siyah ve beyaz renk kombinasyonlarına dayalı, mutfak dekorasyonları eminiz ki günümüzün ideal mutfakları olarak algılanacaktır. Çağdaş mutfak dekorasyonlarının dikkat çektiği, siyah/beyaz mutfak dolaplarının yer aldığı bir o kadar da sade, basit mobilya yerleşim planı ön planda tutulmuştur.

Read more...

Pratik ve Neşeli Bir Oda

Özgürce yazıp çizsin
Çocuklarınızın duvarlara resim yapmasından rahatsız oluyorsanız, duvarı, istediği gibi yazıp çizmesini sağlayacak bir kara ya da beyaz tahtaya dönüştürebilirsiniz.

Böylece evin duvarlarına resim yapmayı bırakıp, sadece odasındaki duvara özgürce resimler yapabilir, hatta ders çalışırken unutmaması gereken notları yazarak, uyumadan önce veya sabahları uyanır uyanmaz onları okuyabilir.

Tematik odalar
Evinizin bir tarzı varsa çocuklarınızın odasının neden olmasın? Yaşı küçük de olsa onun da bir stili vardır. Dekore ederken onun da fikrini alıp, hayal ettiği odayı yapmak hiç de zor değil. Tematik odaların pek çok çeşidini çocuk mobilyaları satan firmalarda bulabilirsiniz.

Erkekler daha çok favori sporları, hayvanları ya da tırmanmaya müsait ormanlı dekorasyon stillerini tercih ederken, kızlar çiçekli, kelebekli, prensesli odaları istiyor. Tabii renklerde de büyük farklar var. Erkeklerin favori rengi mavinin tonları olurken, kızlar pembe gibi pastel tonları tercih ediyor.

Bebeğin ilk odası ve temel parçalar
Bebek odasını bebek gelmeden iki ay önce hazırlamak yeterlidir. Renkli bordürler ya da canlı duvar kağıtları, çocukların hayal güçlerini harekete geçirir. Karyola, kıyafetler için bir dolap ve alt değiştirici birimi ilk etapta alınacak temel parçalardır. Perde seçiminde ışığı kesen perdeleri tercih etmek uygundur.

Hesaplı ve uzun süre kullanılacak bir oda
Çocuklar hızla büyüdüğü için odalarında da sık sık değişikliğe ihtiyaç duyuluyor. Ancak çok fazla masrafa girmeden uzun süre kullanılacak eşyalar almak istiyorsanız yatağa dönüşen karyolaları tercih edebilirsiniz.

Yine mobilyaların renk seçimlerini yaparken daha klasik renkleri seçebilir ve sadece aksesuvarları değiştirerek odanın havasını da çocuğunuzun yaşına göre değiştirebilirsiniz. Erkek çocuklar için kahve tonlarında doğal mobilyalar, kızlar için ise beyaz mobilyalar alınabilir.

Dar mekanlar için basit çözümler
Birkaç küçük ayrıntı ile çocuklarınızın odalarındaki dağınıklığı toplayabilirsiniz. Çocuklar eşyalarına önem verirler ve hepsini saklamak isterler. Bu tür durumlarda en iyi çözüm bolca çekmece ve dolaptır. Yatak altlarına konan tekerlekli kutular ve altı sandıklı sedirler de işe yarar.

Duvarlara monte edeceğiniz raflar, küçükken oyuncaklara, büyüyünce de kitaplara yer sağlayacaktır. Odanın dekorasyonunda açık renk kullanmak da odayı daha geniş ve ferah gösterir. Eğer çocuğunuzun yatıya gelen arkadaşları varsa ona içinden arkadaş yatağı çıkan bir karyola alın

Nefes alan duvarlar
Japon seramik devi Inax tarafından nanoteknoloji ile üretilen kil bazlı iç cephe kaplaması, çocukların hastalıkları birbirine bulaştırmasını önlemek, mikrop ve bakterileri etkisiz hale getirmek için tasarlanmış bir ürün.

Dünyada ilk ve tek formaldehit içermeyen ürün olan Ecocarat, ortamdaki nem seviyesini yüzde 40 ile yüzde 70 arasında tutarak gerektiğinde fazla nemi alıyor ya da ortama nem veriyor. Malzeme bu şekilde rutubet ve bakteri oluşumunu engelliyor.

Read more...

Odalarınızda 3 Boyutlu Manzara

PDM dekoratif malzemesi duvarın yanı sıra tavan ve tabana da uygulanabiliyor. Ülkemizde çok yeni olan bu malzeme ile mekanlarınızı 3 boyutlu resimlerle kaplayarak bir akvaryuma, antik bir merkeze, alplerde bir yaylaya dönüştürebilirsiniz.

Özellikleri
Tamamen üç boyutlu resimlerden oluşan dekorasyon malzemesi, tekstil esaslı (ressamların kullandığı tual) 1,35 m yüksekliği sabit olup boyu resmine göre 1,80m ile 5,40m arasında değişmekte (isteğe göre sabit olan yatay uzunluk kesintisiz 55m ye kadar uzatılabiliyor) Tekstil esaslı olduğundan diğer duvar kağıtları gibi kesinlikle hava alışverişini kesmiyor.

Temizlik sırasında ıslak bezle dahi silinebiliyor. Malzemenin en büyük özelliği resimde kullanılan özel boyadan dolayı BLB Lamp dediğimiz (Black Light Blue) florasan altında muhteşem fosforlu görünüm kazanması.

Çeşitleri
Ürün çeşitlilik bakımından çok geniş bir yelpazeye sahip. Yaklaşık 80 çeşit resimden oluşmakta. Uzay resimleri, manzara resimler, Nü resimleri ve deniz altının muhteşem görüntüleri bunlardan sadece bir kaçı. Bir mekanın duvar ve tavanı komple kaplanabildiği gibi tablo gibi düşünülerekte uygulanabilmekte.

Read more...

Ayancuk.Com - Guncel Haberler

Ayancuk.Com

Ayancuk.Com

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP