ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Türkiye'de gözler bu ilçedeki evlerde


New York Times'ta yer alan uluslararası emlak sektörüne yönelik bir makalede Bodrum'daki emlak hareketliliğine işaret edilirken, Türkiye'nin bir emlak balonunun ortasında olduğu uyarısı da yapıldı.

Makalede, Bodrum Yarımadası'nda özellikle lüks konutlara ilginin çok fazla olduğu, orta düzeydeki emlak fiyatlarının ise 2008'deki kriz öncesine göre hala yüzde 50 düşük olduğu belirtildi. Bu gelişmenin aksine lüks konutların fiyatlarında ise 2008'e kıyasla yüzde 10 ila 15 arasında bir artışın olduğu ifade edildi.

Lüks konutlara olan ilgiye örnek olarak da ultra lüks konseptiyle bilinen Mandarin otellerinin 2013 yılında Bodrum'da bitirmeyi planladığı villa ve rezidans projesinin şimdiden yüzde 60'a yakınının satılmış olması gösterildi.

Makalede, Türkiye'nin inşaat sektöründe bir patlama yaşandığı, ekonomik olarak yüksek büyümenin kaydedildiği, tüketimin arttığı ve şehirleşmede hızlı bir ivme kaydedildiği de vurgulandı.

Emlak balonu riskine dikkat
Bu gelişmelere paralel olarak borçlanma ve kredi talebinin de arttığı belirtilen haberde, emlak balonu riskinin de altı çizildi.

Makalede, ABD'de Massachusetts Institute of Technology (MIT) görev yapan dünyaca ünlü Türk akademisyen Prof.Dr. Daron Acemoğlu'nun görüşlerine de yer verildi.

Türkiye'nin bir emlak balonunun ortasında olabileceğine dikkat çeken Acemoğlu, "(Konut) Fiyatlarda hemen bir düşüş olacağını söyleyemem... Ancak bu, konut fiyatlarının aşırı değerlendiği ve birçok insanın tahmin ettiğinden daha fazla riskli olduğu olasılığını artırıyor. Bu da gelecek bir kaç sen içinde fiyatlarda bir düşüş olasılığını ortaya çıkarıyor"

Türkiye'de, ABD'de yaşanan mortgage krizi gibi bir gelişmenin olması ise yüzde 9 ile 12 arasında yer alan yüksek konut faizleri nedeniyle pek muhtemel görünmüyor.

Makalede, Türkiye'deki konutlara 110 ülkeden talep olduğu belirtilirken en çok talebin ise Ortadoğu ülkelerinden geldiğine dikkat çekildi.

Bodrum özelinde ise Türk yatırımcıların ağırlıkta olduğu ifade edilirken, Fransa, Belçika, Hollanda, Rusya, Azerbeycan, Almanya, İngiltere, İsveç ve Danirmaka vatandaşlarının da bölgeye ilgisine dikkat çekildi.

Read more...

24 Ağustos 2012 Cuma

Nevşehir Kalesi etrafında yıkım sürüyor!


Nevşehir Kalesi ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında 11 mahallede boşaltılan konutların yıkım çalışmaları sürüyor.

Nevşehir Kalesi ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında 11 mahallede boşaltılan konutların yıkım çalışmaları sürüyor. Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver, Nevşehir Kalesi çerçevesinde, 2.403 konutun kentsel dönüşüme dahil edildiği Raşitbey, Memişbey, Dere, Eskili, Cami Cedid, Cami Atik, Tahta Cami, Bektik, Cumhuriyet, Kapucubaşı ve Musa Paşa mahallelerindeki vatandaşların, Mehmet Akif Ersoy Mahallesi'ne taşınma işlemlerinin tamamlandığını belirtti.

11 mahallede toplam 785 bin metrekarelik bir alanda ortaya konulan Nevşehir Kalesi ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi gereğince evlerini boşaltan vatandaşların konutlarının yıkım çalışmalarında bugüne kadar bin 900'e yakın konutun yıkımının tamamlandığını, geri kalan konutların da yıkımının aralıksız devam ettiğini kaydeden Ünver, Nevşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen yıkım çalışmalarında tarihi değere haiz olan yapıların korunduğunu ifade etti.

Ünver, yıkım çalışmalarının tamamlanmasının ardından, bölgede geniş çaplı temizlemenin başlatılacağını dile getirerek, 11 mahalledeki vatandaşlar arasında kendi ikametlerinde konut isteyenlere yönelik olarak, Musa Paşa Mahallesi ile Kapucubaşı Mahallesi arasında kalan yerleşim alanları ile Mehmet Akif Ersoy Mahallesi'nde 4. etap konutları adı altında 2 bine yakın konutun da yapımının gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.


Read more...

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Deprem sigortası eski evlerin semtine uğramadı


Karşılaştırma sitesi Enuygun.com’un analizine göre, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip konutların yüzde 56’sı 2000 ve sonrasındaki yıllarda inşa edilmiş binalardan oluşuyor. Zorunlu deprem sigortalılık oranı yüzde 50’ye yaklaşan iller ise daha önce depremden ciddi şekilde etkilenmiş olmaları ile dikkat çekiyor.

Doğal Afet ve Sigortalar Kurumu (DASK) verilerinden derlenen analize göre, şu an Zorunlu Deprem Sigortası’na (ZDS) sahip konut sayısı 3,94 milyon. Bu konutların yüzde 49’u 1’inci derece deprem bölgesinde bulunan konutlardan oluşurken, Ankara ve İstanbul’daki DASK’lı konutlar toplam poliçe sayısının yüzde 40’ını temsil ediyor. İstanbul ve Ankara’da her üç konuttan biri zorunlu deprem sigortasına sahipken, İzmir’de bu oran dörtte bire düşüyor.

Bolu, Yalova ve Düzce sigortalılık oranında ilk sırada yer alıyor

Analize göre, 1999 yılında meydana gelen depremlerden en çok etkilenen illerin başında gelen Bolu’da neredeyse her iki evden biri sigortalı. Bolu, yüzde 47’lik ZDS sahiplik oranı ile tüm illeri geride bırakırken, yüzde 43 sahiplik oranı ile Yalova ikinci sırada yer alıyor. Düzce ise yüzde 41,4 sigortalılık oranı ile üçüncü sırada bulunuyor. Yaklaşık her üç evden birinin sigortalı olduğu Muğla, Sakarya, Tekirdağ, İstanbul, Erzincan ve Ankara dışındaki illerin ise ZDS sahiplik oranı yüzde 30’un altında kalıyor.

Can ve mal kaybı yaşanan yakın tarihli Van depreminden sonra ildeki sigortalılık oranının yüzde 20’ye yükseldiğini dikkat çeken Baş Analist Betül Sungurlu, “DASK, Doğu Anadolu’da gerçekleşen 125 depremde zarar gören sigortalılar için toplam 111,2 milyon TL ödedi. Kuruluşundan bu yana ödediği hasarın 136 milyon TL olduğu düşünülürse, yaklaşık olarak yüzde 80 oranında özellikle bu bölge DASK’tan faydalanmış görünüyor. Buna rağmen Doğu Anadolu genelinde sigortalılık oranı hala yüzde 17 seviyelerinde bulunuyor” dedi.

ZDS’li her üç daireden ikisi, 15 yaştan daha genç binalarda bulunuyor

17 Ağustos depreminden sonra DASK’ın kuruluşunun ardından Eylül 2000 tarihi itibariyle konutlar için deprem sigortası yaptırmak zorunlu hale geldi. Verilere göre de bu zorunluluğun ZDS hacminin oluşuma etkisi büyük. Analize göre, yürürlükteki zorunlu deprem sigortalı evlerin yüzde 56’sının inşa yılı 2000 ve sonrasına ait. Zorunluluğun ardından, tapu dairelerinde işlem yapamayan ev sahipleri mecburen sigorta yaptırmak zorunda kaldığı için, sigortalılık oranı 12 yaş ve daha genç binalarda bulunan dairelerde yoğunlaşıyor. ZDS’li konutların yüzde 65’i ise 15 yaş ve daha genç binalarda bulunan dairelerden oluşuyor. 18 Ağustos itibariyle yürürlüğe girecek 6305 Sayılı Afet Sigortaları Kanunu’na göre, bundan sonra elektrik ve su abonelik işlemlerinde de deprem sigortası zorunluluğu aranacak.

 

Read more...

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Batman’in evi 32 milyon dolar!


Geçtiğimiz ay vizyona giren Batman filmindeki hayali Wayne Malikanesi'nin değeri 32 milyon dolar olarak hesaplandı.

Batman üçlemesinin son filmi 'Kara Şovalye Yükseliyor', ABD’de yaşanan katliam ve ilk haftada yaptığı 160 milyon dolarlık hasılatla adından söz ettirmeye devam ederken emlak sitesi Movoto, hayali Wayne Malikanesi’nin gerçek hayattaki tahmini fiyatını açıkladı.

Batman severlerin beğenisini toplayan Wayne Malikanesi'ne, kütüphanesi, yüzme havuzu, çok katlı garajı ve laboratuvarı ile 32 milyon dolar değer biçildi.

Chicago, Gotham'da yer alan 3 katlı, 11 yatak odalı ve 7 banyolu hayali Wayne Malikanesi'nin diğer özellikleri arasında özel güvenlik sistemi ve paslanmaz demirden bir soba da yer alıyor.

Movoto isimli emlak sitesi daha önce Barbie’nin hayali evine de 18 bin dolar fiyat biçmişti.


Read more...

27 Temmuz 2012 Cuma

Garanti Koza Park evleri satışa çıktı


Garanti Koza tarafından Esenyurt’ta inşa edilen Koza Park Evleri satışa çıktı. 30 ay sonra teslim edilecek projede fiyatlar, 150 bin liradan başlıyor.

Garanti Koza tarafından 110 dönümlük alan üzerinde Esenyurt’ta konumlandırılan Koza Park projesi satışa çıktı.

Projede, 1 oda 1 salon ile 5 oda 2 salon arasında değişen farklı konut alternatifleri bulunuyor.

Konutların metrekare birim fiyatlarının bin 800 TL ile 2 bin TL arasında değiştiği projede 1+1 daireler, 150 bin liradan başlıyor.

Esenyurt Kozapark projesi, her biri 42 katlı olmak üzere 4 adet blok şeklinde yükseliyor. Her katta 16 adet dairenin mevcut olduğu projenin tasarımı Studio Egret West’e ait.

İçinde yapay göl de bulunan projenin 30 ay sonra teslim edilmesi planlanıyor.

Read more...

26 Temmuz 2012 Perşembe

Dikkat! Evinize ortak çıkabilir!


İstanbul Kemerburgaz halkı film gibi bir olayla karşı karşıya. Öyle ki bu bölgede oturan vatandaşların yıllardır yüzde 100 sahibi oldukları evlere artık Maliye Hazinesi veya başka kişiler ortak. Tüm sorun 1997 yılında yapılan eski imar planının adaletsiz olduğu gerekçesiyle mahkemeye götürülmesi ile başladı. Buna göre imar planı hazırlanırkan belediyenin “Herkes arsa ve arazisinin yüzde 35'ini yol, okul, hastane, yeşil alan yapılması için kamuya bırakacak” kuralına uygun olarak her 100 metrekaresi olan vatandaş arazisinin yüzde 35'ini belediyeye bırakmıştı. Bu hak imar planları yapılırken tüm belediyelere veriliyor ve adına da Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) deniliyor. Ancak Kemerburgaz'ın imar planını mahkemeye götüren bir kişi “Bazı arazilerden kamu payı (DOP) istenmemiş” iddasındaydı. Mahkeme de bu kişiyi haklı buldu ve imar planı iptal edildi.

"Fırsat bildiler"
İmar planı iptal olunca bölgenin bağlı olduğu Eyüp Belediyesi'ne yeni imar planı yapma şansı doğdu. Ancak Kemerburgazlıların iddiasına göre sadece DOP payı kesilmedi, arazilerden bu payı keseceğine belediye iptali bir fırsat olarak kullandı. Peki ne yaptı? Düzenleme Ortaklık Payı'nı yüzde 39.4'e çıkardı. Yani daha önce arsa ve arazilerinin yüzde 35'ini belediyeye terk eden vatandaşlardan yüzde 4.4 daha istedi. Belediye boş ve müsait olan ve çoğunluğu da Hazine’ye ait olan arazileri yeşil alan olarak ayırınca, Maliye'nin istimlak edilen payını da arsalarının üstüne ev yapmış vatandaşlardan istedi. Böylece Kemerburgazlıların yıllardır sahibi oldukları evlerin bir bölümüne, örneğin 200 metrekarelik bir evin 30 metrekaresine Hazine hissedar oldu.

Rayiç bedelsen alacaklar
Bazı evlerde sadece Hazine değil arazisi DOP olarak istimlak edilmiş kişiler de pay sahibi oldu. Evlerine durup dururken hissedar çıkan vatandaşlar ise şaşkın. Peki şimdi Kemerburgaz sakinleri ne yapacak? Vatandaşların rayiç fiyattan Hazine'ye veya ikinci kişilere geçen hisseleri alma şansı var. Ancak bölgede arsa fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirten vatandaşlar kendi evleri için bu kadar yüksek miktarda parayı nereden bulacaklarını kara kara düşünüyor. Belediye yetkilileriyle bu düzenlemeyi İmar Kanunu'nun 18'inci maddesine dayanarak yaptıklarını ifade ediyor. Kanunun 18'inci maddesi gerçekten de belediyeye arsa ve arazileri birleştirmeayrıştırma gibi birçok hakkı tanıyor. Kanun maddesi belediyenin düzenlemeyi yaparken vatandaşların rızasını almasını şart koşmuyor. Ancak vatandaşların mahkemeye gitmelerini engellemiyor.

Belediye ne diyor?
Eyüp Belediyesi'nden imar planıyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, "Mevcut 1/1000'lik meri imar planı ve 3194/5006 sayılı İmar Kanunu 18'inci madde ve 18'inci madde uygulama yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tekrar imar uygulaması işlemi yapılmıştır. Yasal sınırlar içerisinde DOP (ilköğretim, orta, lise) kesintisi değişmiştir. İleriki süreçte kamulaştırılmak üzere sağlık tesisi, belediye hizmet alanı, kapalı spor tesisi gibi plan fonksiyonlarında kullanılmak üzere hisselendirilmiştir. Şu an düzenleme askıdadır. 8 Ağustos 2012 tarihine itirazlar alınıp önce ilçe belediye encümenine sonra da onay için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderilecek” denildi.

Kemerburgaz ayaklandı
Eyüp Belediyesi'nin askıya çıkarılan imar uygulama planı Kemerburgaz’daki hemen herkesi ilgilendiriyor. Belediyenin imar değişikliğine karşı mağdur olduklarını ifade eden Kemerburgazlılar, Eyüp Belediyesi’nin önünde eylem yaparak yeni plandan vazgeçilmesini istedi.

Read more...

24 Temmuz 2012 Salı

Agena Park'ta 120 ay 0 faiz

Yüzde 65 peşinatla 120 ay sıfır faizle vade imkanı sunulan Agenapark Evleri projesinde satışlar devam ediyor. Projede evler oturuma hazır durumda.

İstanbul Avrupa Yakası'nın en çok gelişen bölgeleri arasında yer alan Esenyurt'ta yükselen Agenapark Evleri projesinde son 33 dairenin satışı devam ediyor. Projede 120 aya kadar vade imkanı sunuluyor. Agenapark projesinde yüzde 30 peşinatla 48 ay, yüzde 40 peşinatla 60 ay, yüzde 50 peşinatla 72 ay, yüzde 55 peşinatla 84 ay, yüzde 60 peşinatla 96 ay, yüzde 65 peşinatla ise 120 vade farksız taksit yapılıyor. Ayrıca peşin ve kredili alımlarda konut bedeli üzerinden yüzde 10 indirim uygulanıyor.

Agena Park projesinde alanları 110 ila 116 metrekare olan 1+1 konutların fiyatları 158 bin liradan başlıyor, 165 bin liraya kadar yükseliyor. 167 metrekarelik 2+1'ler 225 bin TL ile 228 bin TL arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Büyüklükleri 153 metrekare ile 163 metrekare arasında değişen 3 oda 1 salon dairelerin minimum fiyatı 190 bin lira, maksimum fiyatı 225 bin lira olarak belirlendi.

Agenapark projesinde 4+1 daireler için tek fiyat uygulaması devam ediyor. 365 bin lira liste fiyatına sahip olan 4 oda 1 salon daireler 350 bin liraya alıcılara sunuluyor. 4+1'ler 218 ila 231 metrekare olarak tasarlandı.

Kumuşoğlu ve Tokal İnşaat ortaklığının inşa ettiği Agenapark projesinde evler hemen teslim durumda. Yaşamın uzun süredir devam ettiği projede 340 adet daire yer alıyor. 8 blok halinde yükselen projenin kurulduğu alan ise 17 bin 500 metrekare büyüklüğe sahip. Agenapark projesi Yüksek Mimar İsmet Köseoğlu tarafından tasarlandı. Agenapark projesinde sauna, çok amaçlı spor sahası, çocuk oyun alanları, fitness salonu, kapalı yüzme havuzu, açık ve kapalı otopark yer alıyor.

Read more...

5 Temmuz 2012 Perşembe

Prefabrik Evlerin Tarihi

Prefabrik evlerin Amerika’da uzun bir geçmişi vardır. Amerikaya prefabrik evler ilk olarak İngiltere’den 1600′lerde gönderilmiştir ama gerçek anlamdaki prefabrik evler ev kitleri ortaya çıkana kadar hayat bulamamıştır. Ev kitleri bir evi oluşturan bütün bileşenlerden oluşuyordu ve insanlar kendileri bu kitleri alarak evlerini kurabiliyor ya da kurulum işi için işçi kiralıyorlardı. Alaaddin firması 1906 yılında Amerikada hazır ev kitlerini satan ve kitler için kataloglar çıkaran ilk firmaydı. 1908 yılından 1940 yılına kadar bu şekilde 100 bin kadar ev satılmıştır.



PREFABRİK EV



UCUZ PREFABRİK EV 2


Ev kitlerinin popüler olmasının altında çeşitli nedenler yatmaktadır. Öncelikle Michigan merkezli bir firma olan Aladdin gibi firmalar, motomotiv, demir, çelik ve demir endüstrilerinden elde ettikleri gelir ve bilgi birikimini bu yönde kullandılar. Yeterli maddi gücü olan insanlar şehirlerin dışında aileleri için kendi evlerini inşaa etmek istiyorlardı ve gelişmiş yol ağı da bu konuda onların işini kolaylaştırıyordu. Ek olarak otomotiv endüstrisinde olduğu gibi, prefabrik ev endüstrisinde de montaj teknolojisinin nimetlerinden faydalanılmaktaydı. Evi oluşturan bileşenler, inşaat alanında bir marangoz tarafından üretilmek yerine, fabrikalarda büyük miktarlarda üretilebiliyor ve böylece daha ucuza mal ediliyor, ev inşaa edilecek yerlere de düşük bir maliyetle taşınıyordu. Fabrikalarda kitle halinde alçıpan üretildiğinden inşaat alanlarında deneyimli sıva ıstalarına gerek kalmıyordu. Su ve elektrik tesisatları da yine fabrikalarda çok daha ucuza imal edilen parçalara yerleştiriliyordu ve böylece bu konularda uzmanlaşmış ustalara gerek kalmıyordu.

Düşük maliyet saysinde orta sınıf Amerikalı aileler kendi evlerine sahip olabildiler. $2.500′ın altında bir maliyetle 30.000 parçadan oluşan bir prefabrik ev kiti alınabiliyordu ki bu kitler kerestelerden çivilere, kaplamalardan çatı kaplamalarına kadar her şeyi içeriyordu ve üstelik evin nasıl monte edileceğini gösteren bir de kitapçık içeriyordu.

Prefabrik ev kitleri ilk defa bir eve sahip olmak isteyenlerin dışında, bir yazlık ya da sahilde bir bungalov ev isteyenler arasında da oldukça popüler olmuştu. Mobil tatil evleri isteyenler için 1920′lerde karavanlar icat edildi. Ancak Amerika’yı kasıp kavuran 1920 ekonomik buhranı döneminde, artık kimsenin kendi evini alacak ya da bir tatil evini karşılayacak parası yoktu ve tüm satışlar bıçak gibi kesildi.


MOBİL EV - KARAVAN

Mobil evler İkinci Dünya Savaşından sonra satışları hızla artan ilk prefabrik ev türüydü. Tekrar ortaya çıkmaya başlayan ve eve ihtiyaç duyan orta sınıf bu sektöre canlılık getirdi. Mobil evler ucuzdu ve insanlar şehir şehir gezip yerleşmek yerine, geçici olarak yaşayacakları yerlere mobil evleri ile gidiyorlardı.

1970′li yıllarda hükümet prefabrik evleri güvenlik gerekçesi ile belli standartlara uymaya zorladı. 1976 yılında U.S. Konut ve Kentsel Gelişim Departmanı ( Department of Housing and Urban Development ) daha çok HUD kodu olarak bilinen ve prefabrik evlerin ısıtma, elektrik ve su tesisatları ile tasarım özelliklerine belli şartlara bağlayan standartları getirdi. İnşaat, yangın güvenliği ve enerji verimliliği göz önüne alınmıştı. HUD kodu olarak bilinen standartlar 1994 yılında güncellendi.

Bu gelişmelerin ardından prefabrik evler düşük maliyetli konut ihtiyacını karşılayan önemli bir kaynak haline geldi. Günümüze kadar gelen dönemde ise tasarımda yapılan yenilikçi çalışmalar, yeni teknolojiler, doğaya daha az zarar veren doğa dostu tasarımlar, insanların ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilen evler yaratmaya anlayışı ile sektör gelişimini sürdürdü. Bugün ise prefabrik evler özellikle kalabalık ülkelerde düşük maliyetli ev ihtiyacının kaşılanmasında oldukça önemli bir alternatiftir. Yükselen kalite ve standartlara rağmen geleneksel inşaat yöntemleri ile inşaa edilmiş evler göre ucuz prefabrik ev fiyatları, bu sektörün her geçen gün büyümesine yol aşmakta ve daha çok kişi bu evleri tercih etmektedir.

Read more...

29 Haziran 2012 Cuma

Londra’nın en pahalı dairesi 100 milyon dolara satışa çıkarıldı


Londra’nın en pahalı apartman dairesi, 100 milyon dolara satışa çıktı. 5 yatak odası, Hyde Park ve Londra’nın en lüks mahallelerinden biri olan Knightsbridge manzarası olan daireyi, iş dünyasının önde gelen isimlerinden birinin alması bekleniyor.Dairenin metrekare fiyatı yaklaşık 120 bin dolar civarında.

One Hyde Park adı verilen ve milyonlarca dolar değerinde dairelerin yer aldığı apartmanın Pavilion C adındaki 8’inci katında yer alan ve şehrin en iyi manzaralarından birine sahip dairede, 6 banyo ve 3 misafir odası bulunuyor. 836 metre kare büyüklüğündeki dairede, 65 metre uzunluğundaki koridorla evin şehir ve park tarafına bakan odalar birbirine bağlanıyor.

Dünyanın en zengin isimlerinin yanı sıra, adı karanlık işlere karışmış isimlerin de daireyle ilgilendiğini ancak bu konuda çok seçici davranılacağını söyleyen emlak ajansı, evi almaya yakın isimlerden birinin One Hyde Park’ta 50 ve 42 milyon dolarlık iki dairesi bulunan Christian Candy olabileceğini öne sürdü. Ukraynalı maden devi Rinat Ahmedov’un da Londra’daki 217 milyon dolarlık iki dairesinin yanına yenisini ekleyebileceği ifade edildi.


Read more...

27 Haziran 2012 Çarşamba

Katlanan eve yurtdışından 11 teklif


Katlanan ev konseptini geliştiren Timur Gayrimenkul, yurtdışına çıkmaya hazırlanıyor. Konsepte 11 ülkedeki yatırımcılardan teklif geldi.

Konut projelerinde misafir odası, müzik odası gibi kullanılmayan alanları evlerin içlerinden çıkararak 'katlanabilir ev (foldhome)' sistemini geliştiren Timur Gayrimenkul, konsepti yurtdışına satmak için çalışmalara başladı. Timur Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, 'foldhome' sisteminin Norman Foster gibi çalıştıkları dünyaca ünlü yabancı mimarlar aracılığıyla yurtdışına da yayıldığını ve 11 ülkeden teklif aldıklarını söyledi.

Timur, "En ciddi teklifler Londra, Berlin, Hong Kong, Singapur ve New York'tan geldi. Buralarda biz yatırımcı değil konsept geliştirici olacağız. İlk defa bir Türk gayrimenkul sistemi yurtdışına konsept satacak. Dolayısıyla bize finansal bir yükü de olmayacak. İki sene içinde bu çalışmaları tamamlayıp yurtdışına açılmış olacağız" diye konuştu.

Dallas'ta tarihi bina aldı
NEF markasıyla projeler geliştirdiklerini hatırlatan Timur, yurtdışında da aynı markayla devam edeceklerini anlattı. Timur, konsept geliştirici kimliğin yanı sıra yatırımcı olarak da projeler geliştireceklerini söyleyerek Brooklyn ve Dallas'ta iki yeni projeye yatırım yapacaklarını da açıkladı.

Brooklyn Williamsburg'da 60 ile 90 daire arasında değişen butik bir projeye başlayacaklarını, Dallas'ta ise 100 yıllık tarihi bir binayı satın alarak restore edeceklerini söyleyen Timur, "Dallas'taki proje 65 bin metrekare alana sahip. İçerisinde rezidans, otel ve yaşam merkezi de olacak. ABD'de proje geliştirme süreçleri 2 yılı buluyor" dedi.

Read more...

26 Haziran 2012 Salı

Prefabrik Evlerin Tarihi

Prefabrik evlerin Amerika’da uzun bir geçmişi vardır. Amerikaya prefabrik evler ilk olarak İngiltere’den 1600′lerde gönderilmiştir ama gerçek anlamdaki prefabrik evler ev kitleri ortaya çıkana kadar hayat bulamamıştır. Ev kitleri bir evi oluşturan bütün bileşenlerden oluşuyordu ve insanlar kendileri bu kitleri alarak evlerini kurabiliyor ya da kurulum işi için işçi kiralıyorlardı. Alaaddin firması 1906 yılında Amerikada hazır ev kitlerini satan ve kitler için kataloglar çıkaran ilk firmaydı. 1908 yılından 1940 yılına kadar bu şekilde 100 bin kadar ev satılmıştır.

PREFABRİK EV

UCUZ PREFABRİK EV 2
Ev kitlerinin popüler olmasının altında çeşitli nedenler yatmaktadır. Öncelikle Michigan merkezli bir firma olan Aladdin gibi firmalar, motomotiv, demir, çelik ve demir endüstrilerinden elde ettikleri gelir ve bilgi birikimini bu yönde kullandılar. Yeterli maddi gücü olan insanlar şehirlerin dışında aileleri için kendi evlerini inşaa etmek istiyorlardı ve gelişmiş yol ağı da bu konuda onların işini kolaylaştırıyordu. Ek olarak otomotiv endüstrisinde olduğu gibi, prefabrik ev endüstrisinde de montaj teknolojisinin nimetlerinden faydalanılmaktaydı. Evi oluşturan bileşenler, inşaat alanında bir marangoz tarafından üretilmek yerine, fabrikalarda büyük miktarlarda üretilebiliyor ve böylece daha ucuza mal ediliyor, ev inşaa edilecek yerlere de düşük bir maliyetle taşınıyordu. Fabrikalarda kitle halinde alçıpan üretildiğinden inşaat alanlarında deneyimli sıva ıstalarına gerek kalmıyordu. Su ve elektrik tesisatları da yine fabrikalarda çok daha ucuza imal edilen parçalara yerleştiriliyordu ve böylece bu konularda uzmanlaşmış ustalara gerek kalmıyordu.

Düşük maliyet saysinde orta sınıf Amerikalı aileler kendi evlerine sahip olabildiler. $2.500′ın altında bir maliyetle 30.000 parçadan oluşan bir prefabrik ev kiti alınabiliyordu ki bu kitler kerestelerden çivilere, kaplamalardan çatı kaplamalarına kadar her şeyi içeriyordu ve üstelik evin nasıl monte edileceğini gösteren bir de kitapçık içeriyordu.

Prefabrik ev kitleri ilk defa bir eve sahip olmak isteyenlerin dışında, bir yazlık ya da sahilde bir bungalov ev isteyenler arasında da oldukça popüler olmuştu. Mobil tatil evleri isteyenler için 1920′lerde karavanlar icat edildi. Ancak Amerika’yı kasıp kavuran 1920 ekonomik buhranı döneminde, artık kimsenin kendi evini alacak ya da bir tatil evini karşılayacak parası yoktu ve tüm satışlar bıçak gibi kesildi.

MOBİL EV - KARAVAN
Mobil evler İkinci Dünya Savaşından sonra satışları hızla artan ilk prefabrik ev türüydü. Tekrar ortaya çıkmaya başlayan ve eve ihtiyaç duyan orta sınıf bu sektöre canlılık getirdi. Mobil evler ucuzdu ve insanlar şehir şehir gezip yerleşmek yerine, geçici olarak yaşayacakları yerlere mobil evleri ile gidiyorlardı.

1970′li yıllarda hükümet prefabrik evleri güvenlik gerekçesi ile belli standartlara uymaya zorladı. 1976 yılında U.S. Konut ve Kentsel Gelişim Departmanı ( Department of Housing and Urban Development ) daha çok HUD kodu olarak bilinen ve prefabrik evlerin ısıtma, elektrik ve su tesisatları ile tasarım özelliklerine belli şartlara bağlayan standartları getirdi. İnşaat, yangın güvenliği ve enerji verimliliği göz önüne alınmıştı. HUD kodu olarak bilinen standartlar 1994 yılında güncellendi.

Bu gelişmelerin ardından prefabrik evler düşük maliyetli konut ihtiyacını karşılayan önemli bir kaynak haline geldi. Günümüze kadar gelen dönemde ise tasarımda yapılan yenilikçi çalışmalar, yeni teknolojiler, doğaya daha az zarar veren doğa dostu tasarımlar, insanların ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilen evler yaratmaya anlayışı ile sektör gelişimini sürdürdü. Bugün ise prefabrik evler özellikle kalabalık ülkelerde düşük maliyetli ev ihtiyacının kaşılanmasında oldukça önemli bir alternatiftir. Yükselen kalite ve standartlara rağmen geleneksel inşaat yöntemleri ile inşaa edilmiş evler göre ucuz prefabrik ev fiyatları, bu sektörün her geçen gün büyümesine yol aşmakta ve daha çok kişi bu evleri tercih etmektedir.

Read more...

25 Haziran 2012 Pazartesi

Barbara Becker imzalı yepyeni ve etkileyici bir koleksiyon: “Ev Tutkusu 2014”


Avrupa’da tanınan tasarımcılardan Barbara Becker, duvar kağıdında trendleri belirleyen Rasch markası için 2014 koleksiyonunu tasarladı. Tasarımcının adını taşıyan Barbara Becker 2014 koleksiyonu, beş farklı tema altında toplanan iddialı, feminen ve zarif tasarımları ile öne çıkıyor.

HannaHome’un temsilcisi olduğu, duvar kağıdında trendleri belirleyen Rasch markası için 2012 yılından bu yana “Ev Tutkusu” konsepti altında koleksiyonlar tasarlayan ünlü tasarımcı Barbara Becker’ın, ‘Barbara Becker Ev Tutkusu 2014’ adını taşıyan yeni koleksiyonunda en iddialı renkler, modern yansımalar ve doğanın izleri bir arada... Evlerine zarif bir dokunuş arayanlar için şık ve sıra dışı seçenekleri bir arada sunan Barbara Becker 2014 koleksiyonu, olağandışı renkleri ve tasarımlarıyla mekanlara ışıltı verirken, modern desenleri ve dokusuyla fark yaratıyor.
Morning Breeze, Bali Blue, Chalet Chic, Safari Lodge ve "O la la..." olmak üzere 5 farklı temadan oluşan yeni koleksiyon, büyüleyici renkleri ve pırıltısı ile yaşam alanlarına hareket getirmekle kalmayıp bambaşka bir dünya yaratıyor.

Morning Breeze: Koleksiyonun başlangıç teması olan ‘Morning Breeze’, hafiflik ve rahatlığı ile öne çıkıyor. Kelebeklerin dansını, mavi, krem ve pembe gibi yumuşak renk tonları ile birleştiren desenler, yine uyumlu tonlarda kombin duvar kağıtları ile duvarlarda aydınlık ve ferah bir esinti bırakıyor.

Bali Blue: Tasarımcıların vazgeçemediği renklerden biri olan mavi rengini işleyen ‘Bali Blue’, yaz duygusunu alışılmadık bir zarafetle ifade ediyor. Mavi, krem ve beyazın mükemmel uyumunu keten dokusu ile birleştiren duvar kağıtları, modern, şık ve zarif efektleri ile evinizin havasını baştan aşağı değiştiriyor.

Chalet Chic: İddialı, modern ve çarpıcı… Yılan derisi, balık pulu ve örgü dokuları ile çeşitli dokuların kahve, krem, bakır ve siyah olmak üzere farklı renklerle ustalıkla harmanlandığı desenler, farklı renk yansımaları ve ışıltıları ile evlerde feminen, şık ve egzotik bir hava estiriyor.

Safari Lodge: Son zamanların en gözde temalarından olan Afrika havasını yaşam alanlarınızda estirmek istemez misiniz? ‘Safari Lodge’ serisinde, doğadaki haline en uygun şekilde tasarlanmış zebra desenleri, sarı ve mavi renklerin güçlü vurgusu eşliğinde atmosferik bir tarz oluştururken, Afrika’nın doğal, vahşi ve çekici havasını duvarlarınıza yansıtıyor.

“O la la...”: Canlı kırmızısı, zarif kıvrımları ve kadifemsi dokusu ile uygulandığı alanlarda güçlü bir görünüm sağlayan ‘O la la...’ serisi yaşam alanlarına sofistike ve romantik bir dokunuş ekliyor.

Tüm Rasch koleksiyonlarında olduğu gibi kalite ve teknik özellikleri ile de fark yaratan koleksiyon, kolay temizlenebilmesi, ekolojik ve güneş ışınlarına dayanıklı olması, RAL ve CE sertifikaları güvencesinde insan sağlığına zararlı hiçbir maddeyi barındırmaması gibi sahip olduğu birçok avantaj ile de ön plana çıkıyor.

Read more...

Kiracıya son dakika golü!


1 Temmuz’da yürürlüğe girecek Borçlar Kanunu’nda kiracılar lehine 10 kritik madde bulunuyordu. TBMM kapanmasına 1 hafta kala bu kanunda kiracıları koruyan 10 maddenin yürürlüğünü 2020’ye erteledi.

Kapanmasına bir hafta kala Meclis’ten, kiracılara kötü haber geldi. 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan Borçlar Kanunu’nda kiracıları koruyan 10 kritik düzenleme, 8 yıl ertelendi. Böylece Hükümet, 1 hafta sonra uygulamaya girecek koruyucu düzenlemelerle ilgili, kiracılara son dakika golü atmış oldu.

Geçen yıl çıkarılan Borçlar Kanunu sayesinde mevzuat tamemen kiracıyı koruyan bir hale getirilmiş, yasanın 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştı. Yasa, “Kiracılar yaşadı” yorumlarına neden olmuş ve kamuoyundan büyük destek görmüştü. Ancak son dakikada bu düzenlemeler, 2020 yılına ertelendi.

Borçlar Kanunu’nda gece yapılan değişiklik, önceki akşam Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gündeme geldi. AKP Manisa Milletvekili Recai Berber ve arkadaşları tarafından TBMM’ye sunulan ve önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilen torba yasa teklifinde, geçen yıl çıkarılan 11 Ocak 2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kiracılarla ilgili toplam 10 maddesinin 8 yıl süreyle ertelenmesi öngörüldü. Ertelenen hükümlerin yerine ise mevcut kira sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler uygulanacak. Erteleme,8 yıl sonra uygulanmasına karar verilen hükümlerin tamamı kiracıların lehine yapılmış düzenlemelerdi. Buna göre, kiranın döviz cinsinden belirlenmesi durumunda 5 yıl süreyle hiçbir şekilde kira artışının söz konusu olamayacak, evsahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacak, depozito veya güvence parası vadeli bir tasarruf hesabına yatırılacak, güvence senetlerinin ise bankaya depo edilecekti. Banka güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesi ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilecekti. Ayrıca kira artışlarının ÜFE’yi geçemeyeceği de hüküm altına alınmıştı. Ancak bu hükümlerin uygulaması 1 Temmuz 2020’ye kaldı.

Geçtiğimiz yıl, 649 maddeden oluşan ve 22 bölüm halinde ‘temel kanun’ olarak görüşülen Borçlar Yasası, partilerin vardığı mutabakat doğrultusunda Genel Kurul’da

‘jet’ hızıyla yasalaşmıştı. 30’ar maddeden oluşan her bölüm 3 dakikada geçmiş, tasarı, yaklaşık 2.5 saatte yasalaşmıştı. Meclis, Adalet Komisyonu’nda ilk kez 2008’de kabul edilen tasarının görüşmelerine, 2009 yılında TBMM Genel Kurulu’nda başlanmış ve ilk 2 bölümünün kabul edilmesinin ardından yarım kalmıştı. Nihayetinde yasa geçen yıl yasalaşmış ve 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştı.

NELER GETİRECEKTİ?

- Yasaya göre, kiranın döviz cinsinden belirlenmesi durumunda 5 yıl süreyle hiçbir şekilde kira artışı söz konusu olamayacaktı.

- Ev sahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacaktı.

- Depozito veya güvence parası mutlaka vadeli bir tasarruf

hesabına yatırılacak böylece enflasyon kaybı kaşanmayacaktı.

- Kira artışlarının ÜFE’yi geçemeyeceği hüküm altına alınmıştı. vatandaşların yanı sıra şirketlerin yaptığı sözleşmeleri de kapsayacak.


Read more...

22 Haziran 2012 Cuma

Temel Atma Törenine Bakan Günay da Katıldı


Başkan Büyükerşen'in yıllardır Eskişehir'e kazandırmak için çaba harcadığı ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin en büyük projelerinden biri olan "Turistik Bademlik Otel ve Termal Tesisleri"nin temeli 21 Haziran Perşembe günü görkemli bir törenle atıldı.

Bademlik tepesinde doğal yapıya zarar vermeden inşa edilecek olan 5 yıldızlı tesisin 2013 yılının Eylül ayında hizmete girmesi planlanıyor.

Son yıllarda Türk Turizminin parlayan yıldızı olan Eskişehir, turizm kenti kimliğine çok büyük katkılar sağlayacak olan önemli bir yatırıma daha kavuşuyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in Anadolu Üniversitesi Rektörü iken 1985 Yılında Sıcaksular'da kurmayı planladığı ancak o dönemden bu yana çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediği "TURİSTİK TERMAL TESİSİ" Projesi Bademlik bölgesinde hayat buluyor.
Bundan bir süre önce Büyükşehir Belediyesi'nin yap-işlet-devret modeliyle ihaleye çıkardığı ve ihalesini Eskişehir'den yetişen Erol Tabanca ve Cem Siyahi ile Abdullah Gözener'in ortağı olduğu Polimeks A.Ş'nin kazandığı turistik otel ve termal tesislerin temeli Bademlik'te atıldı.

Temel atma törenine Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Eskişehir Valisi Kadir Koçdemir, Eskişehir Milletvekilleri Nabi Avcı, Ülker Can ve Kazım Kurt ile Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, Garnizon Komutan Vekili Tümgeneral Mehmet Şanver, Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı ile Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Temel atma töreni Polimeks İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tabanca'nın konuşmasıyla başladı. Sözlerine Eskişehirli olarak doğup büyüdüğü topraklara böylesi bir tesisi kazandırıyor olmaktan duyduğu mutluluğu ve gururu ifade ederek Başlayan Tabanca " Termal tesisi kuracağımız bu alanda bizim çocukluğumuz geçti. Burada bulunan havuzlara sık sık gelirdik. Ancak daha sonra burası kaderine terk edildi. Geçtiğimiz yıl Büyükşehir Belediye Başkanımız hocam Sayın Büyükerşen bizlere artık Eskişehir'e de bir şeyler yapmamızın zamanının geldiğini söyledi. Bizim gönlümüzden de şehrimiz için bir şeyler yapmak geçiyordu ve bugün Eskişehir'e ve Türk turizmine böylesi güzide bir yatırımı kazandırmak için buradayız.

Bölgenin doğal dokusunu bozmadan ve kesilmemesi gereken hiçbir ağaca zarar vermeden tesisi tamamlayacağız. Bizlere bu imkanı sunan Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'e teşekkür borçluyuz. Yatırımın hepimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ise "doğduğu günden bu yana tüm ömrünü Eskişehir için adamış biri olarak bugün benim için çok istisnai bir gün. Eskişehir için hayal ettiğim projelerin pek çoğunu başardım. Ancak yüreğimin bir köşesinde yara gibi duran bir proje vardı.

Yıllarca Eskişehir'in sıcak su kaynaklarını termal ve sağlık turizmine kazandıracak modern termal tesisler hayal ediyordum. Nihayet bugün bu hayalimi de gerçeğe dönüştürüyoruz. Bu projemizin gerçekleşmesi ile yıllardan beri idealim olan bir Eskişehir hedefine daha ulaşmış olacağım. Bana bu imkanı sağlayan yine benim kadir bilir hemşehrilerim oldu. Bu proje tüm Eskişehirliler'in projesidir. Tesis tamamlandığında bu şehrin çocukları olan Polimeks'in çeşitli yabancı ülkelerde yarattıkları yıldız eserlerinden biri olacaktır. Destek veren ve verecek olan herkese şükran borçluyum." dedi.
Eskişehir Valisi Kadir Koçdemir de, Eskişehir'in Türk Dünyası Kültür Başkenti olacağı 2013 yılının arifesinde bu tesisi ve temel atma töreninin yapıldığı günün Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'i ziyaret edişinin yıl dönümü olmasını çok anlamlı bulduğunu belirterek yatırımın hayırlı olmasını diledi.

Temel atma töreninde konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise "Hepimiz için, Eskişehir için ve Türkiye için çok sevindirici bir 21 Haziran yaşıyoruz. Uğurlu bir günde Eskişehir için çok sevindirici bir gelişmesinin başlangıcındayız. Eskişehir'e son yıllarda Bakan sıfatıyla hep güzel şeyler için geliyorum. Bugün Bademlikte doğaya saygılı şekilde kurulacak ve Eskişehir'in termal suyunu tüm Türkiye'ye ve dünyaya tanıtacak olan örnek bir projeye imza atıyoruz. Projenin gerçekleşmesinde emeği bulunanları kutluyorum" şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardında tesisin temeli konukların katılımıyla atılırken organizasyon Candan Erçetin'in verdiği muhteşem konser ile sona erdi.

Eskişehir turizminde yeni bir sayfa açacak olan Büyükşehir Belediyesi'nin Bademlik Projesi 26 bin metre karelik bir alanı kapsıyor. 68'i standart, 46'sı Premium, 4'ü Junior Suit, 6 adeti dubleks, 8 adeti executive suit, 4 adeti balayı, 1 adeti de kral dairesi olmak üzere 137 oda ve çeşitli bungolovların yer alacağı beş yıldız standardındaki tesiste ayrıca şunlar bulunuyor;

3.000 m2 lobi bölümü
1.400 m2 konferans alanı
2.000 m2, 500 kişilik çok amaçlı, düğün, balo salonu
3.700 m2 spa, hamam, fitness bölümü
(2 adet hamam, 2 adet sauna, 2 adet buhar Odası, 8 adet masaj odası, 4 adet VIP hamam, 1 adet fitness salonu)
Kapalı ve açık yüzme havuzları (1.100 m2'lik havuz alanı)
(1 adet kapalı yüzme havuzu, 2 adet termal havuz)
Alakart restoran (250 m2'lik, 92 kişi iç mekan, 50 kişi dış mekan olmak üzere toplam 142 kişi kapasiteli, 130 m2'lik mutfak)
Genel Restoran (300 m2'lik, 110 kişi kapasiteli, 130 m2 mutfak)
Satış üniteleri (3 adet)
Yönetim ve idari ofisler (525 m2)
Açık, kapalı otopark alanları
14.700 m2 Açık peyzaj alanı
2.000 m2 konsept havuz alanı
Yaklaşık 2 km uzunluğunda yürüyüş yolu

TESİS ÖZELLİKLERİ :

5 Yıldızlı
Uluslararası bir zincir tarafından işletilecek
Şehir merkezine 10 dk (3,5-4 km) mesafede
100 dönümlük koru içerisinde
875.00 rakımlı, şehir panaromasına hakim, seçkin bir lokaysonda
27 yıldır atıl olan Eskişehir'in en nadide konumudaki eski Bademlik Oteli'ni yeniden canlandıracak
Ağaçların korunduğu, doğanın içerisinde kendisine yer bulan, çevre dostu bir mimariye sahip
Eskişehir'in aktif sosyal ve kültürel hayatına yakın
Eskişehir'in geleneksel hamam konseptini bir üst seviyeye taşıyacak

Read more...

20 Haziran 2012 Çarşamba

Ayvalık'ın Taş Evleri Gözde


Balıkesir'in turistik ilçesi Ayvalık'ta, yöreyle özdeşleşen, 1800'lü yıllardan bu yana ayakta durmaya çalışan taş evler, son yıllarda vatandaşların ve emlakçıların gözdesi oldu.

Ayvalık ve Alibey Adası'nda (Cunda), 1700 yapı tescillendi. Taş temeller üzerine oturtulan Ayvalık evlerinin ön duvarları dünyada sadece Sarımsaklı'da çıkan Sarımsaklıtaşı'ndan yapılmış. Bu nedenle sıcak yaz günlerinde evlerin için serin oluyor. Kapı kolları da yöresel motiflerle bezeli. Bu evler tarihi eser olduğu için çivi bile çakılamıyor. Buradan ev alıp, tesis yapmak isteyenler, Anıtlar Yüksek Kurulu'ndan inşaat yahut onarım için izin alarak, asıllarına sadık kalmak koşuluyla yapılarını yenileyebiliyorlar.

Ayvalık Belediye Başkanı CHP'li Hasan Bülent Türközen, eski taşevleri kaybetmemek için kentsel yapıyı bozmadan ilçe turizminin gelişmesini sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Türközen, bu kapsamda tarihsel özelliği bulunan yapıları ilçe turizmine kazandırmak için çalıştıklarını, özellikle taş evlerin turizm amaçlı kullanıldığını ifade ederek, "Dev turizm tesisleri yerine, tarihi dokuyu bozmayacak butik moteller ve pansiyonlar açılmasından yanayız" dedi. İlçe gelirlerinin yüzde 40'ının turizmden sağlandığına dikkati çeken Türközen, yerel yönetim olarak turizm gelirlerinin artması için çalıştıklarını vurguladı.

FİYATLARI 300 BİN İLE 2 MİLYON LİRA

Sarımsaktaşı'ndan yapılmış Ayvalık evlerinin sağlık açısından oldukça gözde olduğunu, yaz aylarında serin, kış aylarında da sıcak olduğunu bilurtin emlakcılar, gelişmelerden memnun olduklarını dile getirdi. Emlakçı Seyfettin Özyer, "Ne yazık ki Ayvalık ve Cunda (Alibey) Adası'nda bu evlerin sayısı oldukça az. Geçmişte insanlar para etmiyor diye güzelim evleri yerle bir ettiler. Bugün tekrar geriye dönüş başladı. Bugün elde kalmış olanlar ise oldukça yüksek paralarla müşteri buluyor. Bunun nedeni ise sağlıksız yapılaşma ve gürültülü kent yaşamı. Beton evlerde oturmaktan bunalan insanlarımız doğal klima görevi görevi yapan bu evleri tercih ediyor. Ancak talep, arzdan fazla olunca da fiyatlar yükseliyor. Bugün 2 katlı eski bir taş evi alıp, ev olarak kullanılmak üzere restore edecek olan, yaklaşık 300 bin lira ile 2 milyon lira arasında gözden çıkarmalı" diye konuştu. - Balıkesir / Ayvalık

Read more...

15 Haziran 2012 Cuma

Ev satan yok fiyatlar uçuyor



Kentsel dönüşüm, 2B ve mütekabiliyet nedeniyle ev sahipleri satışlardan vazgeçti. Fiyatlar tırmanışa geçerken lüks semtlerde de dar gelirli semtlerde de kimse ev satmaya yanaşmıyor

Kentsel dönüşüm, 2B ve mütekabiliyet gibi yasalar nedeniyle artan konut fiyatları, ikinci el piyasasını durma noktasına getirdi. İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye'de eski konut stokunun bulunduğu bölgelerdeki ikinci el konut fiyatları önce yükseldi, ardından ev sahipleri satılık ilanlarını camlarından çıkarmaya başladı. İstanbul'da eski konut stokunun olduğu merkezi bölgeler ile kentsel dönüşümün gerçekleşeceği ilçelerdeki emlakçılar, daha önce evini satmak isteyenlerin şu anda bekleme pozisyonuna geçtiğini söyledi. Emlakçılar "İstanbul'un her yerinde eski binalarda oturanlar dairesini ya da arazisini satmıyor, büyük müteahhitlere vermek için bekliyor. Bekledikçe daha çok değerleneceğini düşünüyorlar. İkinci el piyasası tamamen durdu" diyor.

Fiyatlar eşitlendi
Beşiktaş, Etiler ve Ulus bölgesinde çalışan Century 21 Home Gayrimenkul'ün yatırım uzmanı Aysun Azak, "Bölgede yeni proje yapılacak arazi olmaması ev sahiplerinin beklentilerini artırdı ve fiyatları yükseltti. Kentsel dönüşümün kendi bölgelerine de geleceğini düşünerek evlerini satmak istemiyorlar. Bu da ev almak isteyenleri yeni konutların yapıldığı bölgelere yönlendirdi" dedi. Azak, geçen hafta 2B Yasası'nın çıkmasının ardından Sarıyer'de arazi ve konut fiyatlarının bir haftada yüzde 15 arttığına da dikkat çekti. Azak, proje geliştirecek yeni arazilerin olmadığı bazı semtlerde sıfır ve ikinci el konut fiyatlarının eşitlendiğini de sözlerine ekledi.

100 m2'lik yere 1 trilyon isteyen var
Sadece merkezi bölgeler değil kentsel dönüşümün gerçekleşeceği bölgelerde de durum aynı. Fikirtepe bölgesinde emlakçılık yapan Remax ofisi brokerı Aleks Mesropyan, "80-100 metrekarelik yerler için 1 trilyon lira isteyenler var. Bu rakamların mümkün olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. 'O zaman satmıyorum. Bu kadar bekledik, biraz daha bekleyelim' diyorlar" dedi. Yine kentsel dönüşümün gerçekleşeceği bölgelerden Maltepe'deki Realty World ofisi temsilcisi Çetin Çınar ise "Burası eski bir yerleşim olduğu için herkes 'bekleyelim, daha çok para eder' düşüncesi içinde. Kimse evini satmaya yanaşmıyor. Ev sahipleri müteahhitlerin önerdiği yüzde 50-60 gibi rakamları kabul etmiyor. Yüzde 80-90 istiyor. Bunun mümkün olmadığını anlatamıyoruz" diye konuştu.

Afet yasasını bekliyorlar
İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) ve Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım ise satışların durmasının en önemli nedeninin ev sahiplerinin Afet Yasası'nı beklemesi olduğunu söyledi. Durbakayım, "Mevcut durumda kentsel dönüşüm kapsamında ev sahibi evini satmak istese de apartmandan biri karşı çıktığında anlaşma sağlanamıyor. Afet Yasası'yla ise 3'te 2 çoğunluğun onayı kabul edilecek. Ev sahipleri de "Şimdi satmayayım. Yasa çıkınca müteahhitle anlaşma sağlarız' diye düşünüyor" dedi.

İkinci eli pahalı bulan sıfıra yöneliyor
İkinci el konutlarda yaşanan fiyat artışı ve durgunluk ev satın almak isteyenleri sıfır ve markalı konutlara yönlendiriyor. Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dumankaya, "Ev sahiplerinde bir beklenti oluşmuş olabilir. Kentsel dönüşüm alanı içindeyse yeni bir daire ya da daha fazla metrekare alabileceğini düşünerek satmıyorlar. Mütekabiliyet, 2B gibi yasalar da fiyat artışlarını beraberinde getiriyor. İnsanlar ikinci el bulamayınca ya da fiyat yüksek gelince sıfır konuta yöneliyor. Şimdilik satışlarımız normal. Ama bu durum önümüzdeki günlerde satış ofislerimize yansıyabilir" dedi.

Read more...

9 Haziran 2012 Cumartesi

Çıralı kime satılacak?


Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı dünyaca ünlü turizm merkezi Çıralı'da bir konferans veren Prof. Dr. Doğan Kantarcı, bölgenin yoğun yerleşim ve kitle turizmine açılmaması uyarısında bulundu. Kantarcı, 2B ve yıkım tartışmalarının odağındaki Çıralı'daki arazilerin kime satılacağının soru işareti olduğunu söyledi.

Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi tarafından organize edilen konferansta Çıralı'yla ilgili bilgiler veren İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı, 1930'lardan sonra yerleşime açılan ve Kum Bükü olarak da bilinen bugünkü Çıralı ovasının, eski bir göl yatağı olduğunu söyledi. Deniz tarafından gelen rüzgarla taşınan kumların Karaburun mevkiinde yığıldığını söyleyen Kantarcı, bu oluşumun ovadaki kum seddesinden görülebilecek boyutta olduğunu belirterek kıyıdaki ağaçlar ve çalıların rüzgarı yavaşlatarak kumulu ve gerisindeki tarım alanlarını koruduğunu kaydetti.

Kıyıdaki ağaçlar Çıralı'yı koruyor
Çıralı'daki toplam 328 hektarlık alanın yüzde 18'inde sulu tarım yapıldığını kaydeden Kantarcı, yüzde 18'i orman olan alanın yüzde 15'inin de kumulllardan oluştuğunu dile getiren Kantarcı, sulu tarımda kullanılan kimyasal bileşiklerin sınırlı miktardaki taban suyuna sızarak tarımın ve doğal ekosistemleri yok edeceği uyarısında bulundu. Kantarcı, alanın kullanımına yönelik bilgiler verdiği konuşmasında, kumul seddesindeki ağaçların köklerinin kirli suyu emerek denizin kirlenmesini önlediğini belirterek, "Çıralı kumsalı Kıbrıs Akasyası gibi ağaçlarla yeniden ağaçlandırılmalıdır. Geçmişte dikilen fıstık çamlarının sökülmesi büyük bir hataydı. Çünkü kıyıdaki ağaçlar olmasa geride ne tarım yapılabilir ne de turizm" dedi.

Çıralı kime satılacak?
Geçtiğimiz ay gerçekleşen Orman Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan yıkımlarla gündeme gelen Çıralı'nın, deniz, orman ve dağlık alandan meydana gelen coğrafi yapısının halka tarım ve turizm yoluyla geçinebilme olanağı sağladığının altını çizen Kantarcı, geçmişte 2B statüsünde ormandan çıkartılan ancak daha sonra yeniden 'orman' olduğu gerekçesiyle mahkeme kararlarına dayanılarak üzerindeki yapıların yıkımına başlanan 397. parsele ilişkin sorulara da yanıt verdi. Alanın geçmişte orman olduğunu kaydeden Kantarcı, "ancak şimdi buradaki köylüler bu alanın üzerinde turizm ve tarım yaparak yaşamlarını kazanıyor. Böyle bir gerçek var. Burası bundan sonra orman olarak değerlendirilebilir mi? Yeniden orman kapsamına alınan 2B parsellerinin kime satılacağı soru işaretidir" dedi.

'Bu soykırım değil mi?'
2B yasası ile yabancılara mülk satışını düzenleyen yasanın birbiri ardına çıkartılmasına dikkat çeken Kantarcı, "2B parsellerinin ve ormanın turistik tesislere mi yok sa yabancılara mı satılacağı önemli bir soru işaretidir. Çıralı, burada yaşayan ve buradan geçinen halka ve buradaki doğal zenginliğe gönül vermiş misafirlerine rağmen bitirilebilir mi? Bu bir soykırım değil mi?"diye konuştu.

'Özal bizi Konya'ya gönderip Çıralı'yı golf için verecekti'
Konferansın ardından soruları yanıtlayan Kantarcı, sorunların çözümü için Çıralı halkının birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu sırada köylülerden biri Eski başbakanlardan Turgut Özal döneminde Çıralı'nın golf turizmine açılmak istendiğini ancak açılan dava sonucu alanın kumul olması nedeniyle projenin yargı tarafından iptal edildiğini dile getirdi. Köylünün, "rahmetli Turgut Özal buraya gelip bize 'bu golf projesine karşı çıkmayın. Tarım yapmak istiyorsanız size Konya Ovası'ndan arazi verelim' dedi" şeklinde bir anekdot aktarması dinleyenler arasında gülüşmelere neden oldu.

Çıralı sorununu 'kooperatif' çözebilir
Çıralı'daki sorunun, köy halkının kuracağı bir kooperatif bünyesinde tartışmalı arazinin bakanlıktan kiralanması yoluyla çözülebileceğini savunan Kantarcı, kooperatif tarafından kiralanan arazinin halkın kullanımında olması gerektiğine işaret ederek, "Çıralı için özel yasa çıkartılamayacağına göre sorunun çözümü için kooperatif modeli çözüm olabilir" diye konuştu.

Çıralı imar planı için Danıştay'a rapor yazdı
Ekoloji ve toprak bilimi konusunda önemli çalışmalara imza atan Kantarcı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlatılan ancak korumayı değil yapılaşmayı özendirdiği gerekçesiyle 2007 yılında Danıştay tarafından iptal edilen Çıralı Koruma Amaçlı İmar Planını incelemek için görevlendirilen bilirkişi heyetinde yeralmıştı.

Çıralı'yı karıştıran şirket iddiası
Öte yandan Çıralı'yı karıştıran bir iddiaya göre, bir kaç turizmcinin şirket kurarak 397. parseli kiralama girişimi içinde olduğu öne sürüldü. İddiaları sorduğumuz Ulupınar Muhtarı Sami Ilgaz, Çıralı'daki bir kaç turizmcinin kendilerine böyle bir teklifle geldiğini ancak Ankara'dan gelen son dakika bilgisiyle kendisi ve avukatına haber verilmeden görüşmeye gidildiğini öne sürerek, "biz buna itiraz ettik. Eğer böyle bir girişim olacaksa bu bütün köylülere bilgi verilerek, görüş alınarak yapılmalı. Çünkü 397. parselde 120 kişinin hissesi var" dedi.

Ilgaz, Ankara'dan gelen bilginin kaynağının kim olduğu yönündeki sorumuza ise, "ben hiç görmedim, tanımıyorum. Aracılık yapan kişi olabilir. 'Muhtar ve avukat gelmesin' demiş. Benim duyumlarım bunlar ancak Ankara'daki görüşmeden ne sonuç çıktı bilmiyorum" yanıtını verdi.

Read more...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

TOKİ, Kerpiç Ev Alarmına Geçti, 121 Bini Ruhsatlı Çıktı

Elazığ’daki depremin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar’a “Bir köyde 60 konut yıkılmışsa, 10 konut ayaktaysa bunları da dahil hepsini yenileyin” talimatı vermesinin ardından Türkiye’nin kerpiç ev stoğu gündeme oturdu.

18 milyon konutun bulunduğu Türkiye’de ruhsatlı kerpiç ev sayısı 121 bini geçiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 1954 yılından 2008’e kadar 121 bin 871 adet kerpiç ev için ruhsat alındı.

Ruhsat oranı yüzde 2.6

54 yılda yapılan konutlar için alınan ruhsatlar arasında kerpiç evlerin oranı da yüzde 2.6’ya yaklaştı. Bu zamana kadar kerpiç evler için en çok ruhsat 1954 yılında alındı. Ruhsatsız kerpiç ev rakamlarına ulaşmak mümkün olmazken, uzmanlar Türkiye’de Güney Doğu, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde bulunan köy evlerinin yüzde 50’den fazlasının kerpiç ev olduğunu söyledi. Bu evlerin çoğunda hatalı toprak seçimleri olduğunu vurgulayan uzamanlar, “Kerpiç evde olsa, mühendislik bilgisi ve dayanıklı malzeme kullanılması gerekiyor” dedi.

En az konut Doğu’da

Türkiye’de en fazla yapı Marmara Bölgesi’nde bulunuyor. Bu bölgedeki yaklaşık 5 milyon konut bulunuyor. Bu yapıların çoğu da İstanbul haritası üzerinde yer alıyor. Türkiye’nin konut sayısı bakımından 2’nci bölgesi Ege oluyor. Türkiye’de en az konut ise kerpiç evlerinde yoğunlukta bulunduğu Doğu Anadolu bölgesi. 611 adet konutun bulunduğu bölgedeki köy evlerinin çoğu kerpiç ya da ahşap malzemeden yapılıyor.

Yaratıcı olmak lazım

Kerpiç evler konusunda yaratıcı çözümler bulunması gerektiğinin altını çizen Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Genel Koordinatörü Oğuz Tezmen, şu değerlendirmeyi yaptı: “Dayanıksız kerpiç evlerin mutlaka yenilenmesi lazım. Çünkü bu evlerin dayanıklılığı çok iyi değil. Ancak burada maliyete dikkat etmek gerekiyor. Kırsal bölgeler için daha farklı yapılar geliştirilmeli. Dayanıklı yapı modellerine geçmek lazım. Ancak şehirde yaptığınız gibi bir konut inşa etmek zor. Bu bölgelerde izolasyonun güçlü olması gerekiyor. Kerpiç evlerin ısı izolasyonu çok iyi. Duvar yaparsanız insanlar oturamaz. Özel model geliştirmeli. Bu konuda dünyada bir çok örnek bulunuyor. İTÜ’nün kullandığı malzemeler üzerinde çalışılabilir.”

Kireç ve alçı karıştırıp Alker yaptık, bina sağlam oldu

1970 yılından beri İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) sürdürülen modern kerpiç evlerle ilgili çalışmanın öncülüğünü yapan Prof. Dr. Ruhi Kafesçioğlu, klasik kerpiç malzemesine yeni bir boyut kazandırdı. Çağdaş yapı malzemesi olarak adlandırdığı yeni malzemeyle üretilen kerpiç evlerin her türlü doğal afete karşı dayanıklı olduğunu söyleyen Kafesçioğlu, şöyle konuştu: “Toprak, su, kireç ve alçının karışımından oluşan Alker maddesiyle daha dayanıklı yapılar yapmak mümkün. Eğer kerpiç evler doğru mühendislikle yapılırsa öldürmez. Bugün Amerika’dan, İtalya’ya kadar dünyanın dört bir yanında zenginler bu evlerde oturmayı tercih ediyor. Türkiye’de köyde yaşayanların yüzde 50’den fazlası kerpiç evlerde oturuyor.”

Köy evlerinin sigorta kapsamı DASK’ın tasarrufunda değil

587 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca zorunlu deprem sigortasının belediye sınırları içinde kalan meskenlere yönelik oluşturulan bir sigorta sistemi olduğunu vurguluyan Doğal Afet Sigortası Kurumu’nun (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, şöyle konuştu: “Dolayısıyla köylerdeki binaların zorunlu deprem sigortası kapsamında güvence altına alınamaması kurumumuzun tasarrufunda değildir. Sigorta poliçelerinin yüzde 95’i betonarme, yüzde 5’i yığma kagir yapılardan oluşmaktadır.”

Dayanıksız kerpiç ev nasıl yapılır

Yapılacak evin kurulacağı yerin yatağı kazılır.
Üstteki bitkisel toprak katmanı ayrılıp bir yere yığılır.
Değersiz ve kerpiç yapımına uygun olmayan toprak seçilir.
Toprak ıslatılarak çamur elde edilir.
Birçok yapımda bu çamura saman da eklenir.

Sağlam kerpiç ev nasıl yapılır

Toprak, su, kireç ve alçı karıştırılıp Alker elde edilir.
3 dakikalık karıştırma işleminden sonra kalıba konuyor.
Alker 20 dakika sonra kullanıma hazır hale geliyor.
Daha sonra bu malzeme konut yapımında kullanılabiliyor.
Alker kullanılan evler daha dayanıklı oluyor.

Read more...

Ayancuk.Com - Guncel Haberler

Ayancuk.Com

Ayancuk.Com

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP