15 Ağustos 2012 Çarşamba

Deprem sigortası eski evlerin semtine uğramadı


Karşılaştırma sitesi Enuygun.com’un analizine göre, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip konutların yüzde 56’sı 2000 ve sonrasındaki yıllarda inşa edilmiş binalardan oluşuyor. Zorunlu deprem sigortalılık oranı yüzde 50’ye yaklaşan iller ise daha önce depremden ciddi şekilde etkilenmiş olmaları ile dikkat çekiyor.

Doğal Afet ve Sigortalar Kurumu (DASK) verilerinden derlenen analize göre, şu an Zorunlu Deprem Sigortası’na (ZDS) sahip konut sayısı 3,94 milyon. Bu konutların yüzde 49’u 1’inci derece deprem bölgesinde bulunan konutlardan oluşurken, Ankara ve İstanbul’daki DASK’lı konutlar toplam poliçe sayısının yüzde 40’ını temsil ediyor. İstanbul ve Ankara’da her üç konuttan biri zorunlu deprem sigortasına sahipken, İzmir’de bu oran dörtte bire düşüyor.

Bolu, Yalova ve Düzce sigortalılık oranında ilk sırada yer alıyor

Analize göre, 1999 yılında meydana gelen depremlerden en çok etkilenen illerin başında gelen Bolu’da neredeyse her iki evden biri sigortalı. Bolu, yüzde 47’lik ZDS sahiplik oranı ile tüm illeri geride bırakırken, yüzde 43 sahiplik oranı ile Yalova ikinci sırada yer alıyor. Düzce ise yüzde 41,4 sigortalılık oranı ile üçüncü sırada bulunuyor. Yaklaşık her üç evden birinin sigortalı olduğu Muğla, Sakarya, Tekirdağ, İstanbul, Erzincan ve Ankara dışındaki illerin ise ZDS sahiplik oranı yüzde 30’un altında kalıyor.

Can ve mal kaybı yaşanan yakın tarihli Van depreminden sonra ildeki sigortalılık oranının yüzde 20’ye yükseldiğini dikkat çeken Baş Analist Betül Sungurlu, “DASK, Doğu Anadolu’da gerçekleşen 125 depremde zarar gören sigortalılar için toplam 111,2 milyon TL ödedi. Kuruluşundan bu yana ödediği hasarın 136 milyon TL olduğu düşünülürse, yaklaşık olarak yüzde 80 oranında özellikle bu bölge DASK’tan faydalanmış görünüyor. Buna rağmen Doğu Anadolu genelinde sigortalılık oranı hala yüzde 17 seviyelerinde bulunuyor” dedi.

ZDS’li her üç daireden ikisi, 15 yaştan daha genç binalarda bulunuyor

17 Ağustos depreminden sonra DASK’ın kuruluşunun ardından Eylül 2000 tarihi itibariyle konutlar için deprem sigortası yaptırmak zorunlu hale geldi. Verilere göre de bu zorunluluğun ZDS hacminin oluşuma etkisi büyük. Analize göre, yürürlükteki zorunlu deprem sigortalı evlerin yüzde 56’sının inşa yılı 2000 ve sonrasına ait. Zorunluluğun ardından, tapu dairelerinde işlem yapamayan ev sahipleri mecburen sigorta yaptırmak zorunda kaldığı için, sigortalılık oranı 12 yaş ve daha genç binalarda bulunan dairelerde yoğunlaşıyor. ZDS’li konutların yüzde 65’i ise 15 yaş ve daha genç binalarda bulunan dairelerden oluşuyor. 18 Ağustos itibariyle yürürlüğe girecek 6305 Sayılı Afet Sigortaları Kanunu’na göre, bundan sonra elektrik ve su abonelik işlemlerinde de deprem sigortası zorunluluğu aranacak.

 

Read more...

Kentsel Dönüşüm 50 milyar dolarlık pazar oluşturacak


İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilmaç, kentsel dönüşümün 50 milyar dolarlık ekstra bir pazar oluşturacağını açıkladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın çizdiği projeksiyona göre, kentsel dönüşümün 10 ila 20 yılda bitirilecek bir proje olduğunu anımsatan Bilmaç, "50 milyar doların 10 yıla yayılacağını düşünürsek, proje iç pazara yıllık 5 milyar dolar ortalama artı getirecektir. Seneliği 5 milyar dolara gelirse toplam pazarımız, iç pazardaki operasyonel gücümüz en az yüzde 2,5 ila 3 civarında artar. Bu yıl böyle bir şey olmuş olsaydı yani 2012'ye böyle bir pay düştüğü var sayılsaydı geçen yılki normal ekonomik dilimimizi geçebilirdik. Bu nedenle bu proje bizim için çok önemli" diye konuştu.

Sektör olarak projeye her boyutta hazır olduklarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve ilgili bürokratlara ilettiklerini anlatan Bilmaç, "Proje başlasa bile biz İMSAD olarak zaten hazırız" dedi.

Türkiye'de son dönemde nitelikli konut yapımının hızlandığını belirten Bilmaç, sektör olarak her türlü inşaat tipi için malzeme verebilecek durumda olduklarını vurguladı.

Arap Baharı ülkelerine ihracat etkilendi
İMSAD olarak 47 - 48 ülkeye ihracat yaptıkları bilgisini veren Bilmaç, Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelere ihracatlarının bu ülkelerdeki olaylardan dolayı çok büyük oranda etkilendiğini belirtti. Bilmaç, "Biz çok etkiledi. Arap baharının yaşandığı MENA (Orta doğu ve Kuzey Afrika) ülkelerine ihracatımız 2010 yılında toplam ihracatımızın yüzde 17'siydi. Bu kayba rağmen 2011 yılı ihracat rakamları hiç de fena çıkmadı" dedi.

Sektörün atacağı oklarıyla hedefi başka yere çevirebildiğini dile getiren Bilmaç, "Eğer MENA ülkelerindeki sıkıntının geçmesini bekliyor olsaydık, başta demir çelik, demirden ve çelikten mamuller ile seramik sektörlerimizde olmak üzere çok ciddi oranda kan kaybederdik. Çünkü bazı üretim kalemlerimizde ihracat çok ciddi yer tutuyor" ifadelerini kullandı.

Avrupa önemli bir pazar
Yurt dışı pazarlardaki son duruma da değinen Bilmaç, "Burada tabi pazar çeşitlendirmesi için çok ciddi çalışmalar olmakla birlikte Avrupa, bizim için tüm durgunluğuna rağmen hala önemli bir pazar. Irak hala bizim için pozitif anlamda gidiyor. Libya'da henüz canlanma olmadı ama Cezayir ve Tunus'ta ufak ufak hareketlilik başladı. Mısır'da da aynı şekilde pozitif yönde ciddi kıpırdanma var. Suriye sektör için gittikçe artan ve çok önemli bir müşteri konumundaydı. Suriye'deki iş yaptığımız dostlarımızla biz bir biçimde haberleşiyoruz zaten" diye konuştu.

Türkiye'nin genel ihracat verilerinde düşme görüldüğünü hatırlatan Bilmaç, inşaat malzemesi sanayicileri olarak 2011 yılının ilk çeyreğinde 4,2 milyar dolarlık ihracat yaptıklarını, 2012 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 4 milyar 800 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini ve dönemsel olarak yüzde 13,8 artış kaydettiklerini söyledi.

İhracat ithalattan 3 kat fazla
Sektör olarak cari açığa pozitif olarak katkı sağlayan ve cari açık sorununu azaltan bir yapıya sahip olduklarına dikkati çeken Bilmaç, "İthalatla ihracat arasında bizi çok sevindiren ve hep öyle olmasını devam ettiğimiz ters bir oran var. İhracatımız çok yüksek, ithalat o kadar düşük. Yani ihracatımız inşaat malzemesi ithalatından 3 kat daha fazla. Yılın ilk çeyreğinde inşaat sektörünün cari dengeye doğrudan pozitif katkısı 2 milyar 960 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Yani yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinde cari dengeye pozitif katkı sağlamışız. Oransal olarak oldukça büyük bir rakam. Bununla da gurur duyuyoruz" dedi.

Türkiye'de çok geniş ürün yelpazesi olan bir sektörde, inşaat malzemeleri sanayinde üretimde kapasite fazlalığı olduğunu söyleyen Bilmaç, "Bu fark bugüne kadar yüksek ihracat gücü olarak bize geri döndü. Geçen yıl 18 milyar 1 milyon dolarlık bir ihracat yapıldı. Güzel bir rakam, ama 2008 yılında ihracatımız 24 milyar 700 milyon dolara çıkmıştı. Sektör olarak hedefimiz 2015 yılında 40 milyar doları ve 2023 yılında da 100 milyar doları yakalamak. Türkiye'nin 500 milyar dolarlık Cumhuriyetin 100. yılı 2023 hedefinde biz 100 milyar dolar olarak varız, 5'de biri üzerinde durulması gereken çok önemli bir rakam"diye belirtti.

Politik riskleri hesaplıyoruz
İMSAD'ın geleceğe dönük alt yapılarını hazırladıklarına değinen Bilmaç, şunları anlattı:

"TİM içerisinde stratejiler geliştiriyoruz, yol haritamız belli, kademeli olarak 2015'te, 2023'te geleceğimiz yer belli. Ancak bu hedefin konulduğu tarihlerde geniş anlamda Arap Baharı henüz başlamamıştı. MENA bölgesinde yaşanan olaylar bize bugüne kadar hiç görmediğimiz bir şey öğretti. Kendi sektörümüzde 'politik riskler'. Biz bu konuda çok deneyimli değilmişiz, bunu gördük. Şimdi politik riskleri de ciddi ciddi hesaplıyoruz. Dolayısıyla bu bize yurt dışına fiyatlama yaparken göz ardı etmediğimiz bir maliyet unsuru getiriyor. Bu fiyatlarımızın artması anlamında değil. Türk inşaat malzemesi ihracatçısı yurt dışına mal satarken politik risk gördüğü yerlerde sigorta kuruluşlarına belli bir bedel ödüyor. O ödediğimiz bedeli de malın içine yediriyoruz."

Ortadoğu'da, İran'da, Türki Cumhuriyetler'de sektör olarak en büyük üstünlüklerinin çok iyi bir teknik servis hizmeti vermeleri olduğunu da söyleyen Bilmaç, "Bu çok önemli bir ayrıntı. Bugün bir Avrupalı politik nedenlerden ya da coğrafi olarak kendini yakın hissetmediği için ya da gönül bağı çok iyi olamadığı için teknik servis konusunda yetersizler. Çok iyi değiller. Büyük firmalar bile burnundan kıl aldırmıyorlar ama biz öyle değiliz. Örneğin İMSAD çatısı altında çok geniş bir ürün portföyü var. İran'dan örnek verecek olursak deprem için zemin yalıtımları çok önemlidir, bizim firmamız orada teknik ekiplerimizle uygulama yapıp, farklarımızı anlatıyor. Yaptığımız; alıcıya hastalığını ve ilacını da gösterip, anlatmak. Bir Alman, Fransız, İngiliz, İtalyan bunu çok kolay yapamıyor. Bu bölgede olmak istemiyorlar. Biz coğrafi yakınlığımızı aslında onlara karşı bir avantaj olarak kullanabiliyoruz" tespitlerinde bulundu.

Read more...

İnşaat malzemeleri kalitesinde dünya ile yarışıyoruz


Türkiye, son yıllarda nitelikli konut inşasına geçerken inşaat malzemesi üreticileri de bu inşaatlarda kullanılacak kaliteli malzemeyi üretmeye başladı.

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Hüseyin Bilmaç, 2011 yılında sektör olarak 18 milyar 132 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini ve Türkiye'nin toplam ihracatı içindeki paylarının yüzde 13 olduğunu kaydetti. Türkiye'nin inşaat malzemeleri ihracatı yapan ülkeler arasında dünyada 7. sırada yer aldığını belirten Bilmaç, ağırlıklı yerel hammaddeye dayalı Türk inşaat sanayisinin cari açığa pozitif katkısının yüzde 300 seviyesinde olduğuna dikkat çekti.

Bilmaç'ın açıklamlarına göre inşaat malzemeleri sektörünün son 5 yılda ortalama büyüme hızı yüzde 15'ler civarında. Sektör, çimento ve seramik sağlık gereçlerinde Avrupa'da birinci, demir-çelik ve gaz betonda ikinci, seramik, plastik profil, hazır betonda üçüncü sırada. İMSAD'ın 2012 yılında sektör olarak büyüme beklentisi yüzde 5-7 civarında. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile başlayacak kentsel dönüşüm için Bilmaç'ın değerlendirmesi şöyle: "Türkiye'de 20 milyon civarında olan konutların büyük bölümü uygunsuz. 400-500 milyar dolarlık kentsel dönüşüm büyüklüğünün sektöre en az 50 milyar dolarlık yansıması olacak. Bütün paydaşların bu projede yer alması gerekiyor." İMSAD ekonomi danışmanı Profesör Kerem Alkin de, Türkiye'nin her yıl en az 5 milyar doları İstanbul'da olmak şartıyla 15 milyar dolar kentsel dönüşüm yatırımı yapması gerektiğini ve bu yatırımların 2023'e kadar her yıl aralıksız sürmesi gerektiğini ifade etti. Alkin'e göre her yıl yapılacak 15 milyar dolarlık kentsel dönüşüm hamlesi, büyümeyi tek başına her yıl 1 puan yükseltecek. 2011 yılında Türkiye'de inşaat yatırımları rekor seviyeye ulaştı. Kamu inşaat yatırımları geçen yıl ilk defa 41,5 milyar liraya, özel sektör yatırımları da 76 milyar 548 milyon liraya çıkarken, sektörün toplam yatırımı 118 milyar lira ile Cumhuriyet tarihinin rekoru düzeyine ulaştı.

Read more...

Deprem sigortası için şehirler yarıştı


DASK’ın zorunlu deprem sigortasını yaygınlaştırmak için başlattığı, ‘Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor’ yarışmasını Bolu ve Hakkari kazandı. En yüksek sigortalılık oranı Bolu’da, en yüksek poliçe artışı ise Hakkari’de gerçekleşti.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK), geçen yıl zorunlu deprem sigortasını yaygınlaştırmak, sigortalı konut sayısını artırmak ve deprem güvenceli hayatı teşvik etmek amacıyla düzenlediği “Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor” yarışması sonuçlandı. Yarışmada 2011 yılı sonuçlarına göre en yüksek sigortalılık oranına ulaşan il Bolu, en yüksek oranda poliçe artışı kaydeden il Hakkari, en iyi zorunlu deprem sigortası teşvik kampanyasını yürüten iller Tunceli ve Bursa oldu. “Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor” yarışmasının en yüksek sigortalılık oranı kategorisinde yüzde 46’yla Bolu birinci, yüzde 42’yle Yalova ikinci, yüzde 40’la Düzce üçüncü oldu. En yüksek oranda poliçe artışı kategorisinde ise birinciliği Hakkâri, ikinciliği Van, üçüncülüğü Muş aldı. En iyi zorunlu deprem sigortası teşvik kampanyası kategorisinde ise Bursa ve Tunceli birinciliği paylaştı.

Kent merkezine park yapılacak
Bolu’da toplam 51 bin 740 konuttan 24 bine yakını depreme karşı sigortalanırken, Yalova’da ise 73 bin 120 konuttan 30 bin 433’ü zorunlu deprem sigortası yaptırdı. Hakkari’de de 21 bin 900 konuttan 2 bin 828’i sigortalandı. Muş’ta 30 bin 910 konuttan 3 bin 433’ü, Van’da 80 bin 250 konuttan 14 bin 443’ü deprem sigortası yaptırdı. DASK Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, “Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor” yarışmasının her üç kategorideki birincilerine ‘DASK Güvenli Hayat Parkı’ armağan edeceklerini açıkladı. Yazıcı, “Tüm vatandaşların yararlanması için kent merkezine inşa edilecek parklar oyun grubu, yürüyüş parkuru, yeşil alan, deprem ve zorunlu deprem sigortasıyla ilgili eğitim materyallerinin yanı sıra küçük birer açık hava sineması da içerecek. Yarışmanın her üç kategorisinde ikinci ve üçüncü olan illerimize ise malzeme yardımı yapacağız” dedi.

Read more...

Doğal afet, kiracı ev sahibi ayrımı yapmıyor


Türkiye’de yaklaşık 10 milyon mülk sahibiyle, 6 milyon 375 bin kiracının, herhangi bir doğal afet ya da sosyal olay karşısında yılların birikimiyle elde ettikleri varlıklarını yitirmemesi için deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası da yaptırması gerekiyor. Buna karşın, halen sadece 3.9 milyon konutta zorunlu deprem, 2.2 milyon konutta da konut sigortası bulunuyor. Doğal afetlerde sadece mülkün değil eşyaların da zarar gördüğüne dikkat çeken Anadolu Sigorta Genel Müdürü Musa Ülken, “Herhangi bir doğal afet ya da sosyal olay karşısında vatandaşlarımızın yılların birikimiyle elde ettiği varlıklarını bir anda yitirmemesi için deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası yaptırmasında büyük fayda var” dedi. 

Bulunduğu coğrafya itibarıyla deprem sel, toprak kayması gibi doğal afetlerin sık yaşandığı Türkiye’de, 16 milyon hanede yaşayan vatandaşların deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası da yaptırması büyük önem taşıyor. 

Türkiye’de sigorta bilincinin geliştirilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sigorta Genel Müdürü Musa Ülken, 10 milyon mülk sahibiyle 6 milyon 375 bin kiracının herhangi bir doğal afet ya da sosyal olay karşısında yılların birikimiyle elde ettikleri varlıklarını yitirmemesi için deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası da yaptırması gerektiğini belirtiyor. 

Halen DASK’a göre, Türkiye’de bulunan 16.4 milyon konuttan yaklaşık 3,9 milyonunun zorunlu deprem sigortasıyla depreme karşı, yaklaşık 2,2 milyonunun da konut poliçesiyle yangın, infilak, sel, fırtına, hırsızlık gibi çeşitli risklere karşı önlem almış durumda olduğunu belirten Ülken, “Geri kalan 10.3 milyon bina ile milyarlarca liralık eşyanın hiçbir güvencesi bulunmuyor. Rakamlar, daha güvenli bir gelecek için toplumun sigorta konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.

Kiracı da önlem almalı

DASK’ın Temmuz 2012 verilerine göre Türkiye’de 16 milyon 375 bin adet konut bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son 2007 yılında açıkladığı Gelir ve Yaşam Koşulları araştırma sonuçlarına göre de bu konutlarda oturanların yüzde 60.8’i, yani yaklaşık 10 milyonu konut sahibi, kalan 6 milyon 375 bini ise kiracı ya da mülkü bedelsiz kullanan hane konumunda bulunuyor.

Türkiye’de yaşanan her doğal afet sonrasında binaların güvence altına alınması öne çıkarken, milyonlarca hanenin eşyalarını kaybetmeleri nedeniyle uğrayacakları maddi kayıp ikinci planda kalıyor. Bu nedenle, her iki kesimin olası bir doğal afet karşısında gelecekte ekonomik külfetle karşı karşıya kalmaması için deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası poliçesini de yaptırması gerekiyor


Yılların birikimini güvence altına almak elinizde

Halen 16.4 milyon hanenin sadece 3.9 milyonunda bulunan deprem sigortası ise gayrı menkulün uğradığı zararın bir kısmını güvence altına alırken, teknolojik ürünler ve mücevheratın da aralarında bulunduğu konuttaki diğer eşyalar güvence dışında kalıyor. Zorunlu deprem sigortasının ödemeleri kentlere ve binanın yapısına göre değişiyor. Örneğin, 100 metrekare büyüklüğünde çelik betonarme bir yapı 64 bin lira sigorta bedeliyle güvence altına alınıyor. Bu güvence için vatandaşların ödeyeceği tutar İstanbul Bakırköy, Kadıköy, Ümraniye gibi semtlerde yılda sadece yaklaşık 155 lirayla sınırlı. Diğer bir deyişle İstanbul’da ayda 13 lira gibi küçük bir ücretle konut, deprem riskine karşı güvence altına alınabiliyor. 

Aynı özelliklere sahip Ankara Çankaya, Etimesgut veya Keçiören’deki konutlar ise yılda yaklaşık 45 lira, İzmir Karşıyaka, Bergama, Buca, Menderes’teki konutlarla, Kocaeli Gölcük, Van Erciş’teki konutlar için yılda yaklaşık 150 lira ödenmesi yetiyor. Tekirdağ Merkez’de ikameti bulunanların depremin mülküne vereceği zararı bertaraf etmesi için ödemesi gereken tutar da 109 lira. 

Konut paket sigorta poliçesiyle hane sahipleri ev ve içindeki eşyalarını sadece doğal afetlerin vereceği hasara karşı değil yangından hırsızlığa, depremden su baskınına kadar pek çok riske karşı da koruma altına almış oluyor. Ayrıca, Anadolu Konut Paket Sigorta Poliçesi ev ve içindeki eşyaların yanı sıra, evin içinde yaşayanlar ve onların sorumluluklarını da teminat altına alabiliyor. 

Örnek bir konut paket sigortası poliçesine bakılacak olursa, sözgelimi İstanbul Kadıköy’de 100 m2 büyüklüğünde çelik betonarme bir yapı için 80.000TL bina bedeli ve 20.000 TL eşya bedeli ile yaptırılacak sigorta karşılığında ödenecek prim, teminatlara bağlı olarak yılda sadece 150-200 TL civarında. Bu durumda ayda 15 TL civarında bir ek ücretle, Anadolu Sigorta’nın sunduğu güvencelerden de faydalanılabiliyor. 

‘Marmara depremi büyük acı yaşattı’

Vatandaşların olası bir doğal afet karşısında yılların emeğiyle edinilmiş, yarınları güvence altına alan varlıklarını yitirmemesi için deprem sigortasının yanı sıra konut sigortası poliçesi almasının da önemine değinen Anadolu Sigorta Genel Müdürü Musa Ülken, “Doğal ya da sosyal felaketleri engelleyemeyebiliriz. Ancak, bu felaketlerin gelecekte yaratacağı büyük maddi sorunları en aza indirebiliriz” dedi.

17 Ağustos 1999 yılında yaşanan depremin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada büyük üzüntüye neden olduğuna dikkat çeken Musa Ülken, “13 yıl önce 18.373 vatandaşımızı yitirmemize, 48.900 kişinin yaralanmasına neden olan felaket hepimizi büyük üzüntüye boğdu. Felaketle birlikte, 96 bin 796 konut ve 15 bin 939 işyeri yıkıldı veya ağır hasar gördü. 107.315 konut ile 16.316 işyeri orta, 113.382 konut ile 14.657 işyeri hafif hasar gördü. Sonraki yıllarda yaraların bir an önce sarılması için tüm halkımızın katılımıyla gerçekleşen örnek işbirliğine tanıklık ettik. Ancak, söz konusu yıllarda sigorta bilincinin yeterince gelişmemiş olması pek çok ailenin felaket sonrasında mağduriyet içinde kalmasına neden oldu. 

Son yıllarda gerçekleştirilen düzenlemeler bu konuda önemli gelişmelerin yaşanmasına neden olsa da toplumda sigorta konusundaki duyarlılığın daha da artırılmasında büyük fayda görüyorum. 

Deprem sigortasıyla mülklerini güvence altına alanlar, alacakları konut sigorta poliçesiyle de hem evlerini hem de eşyalarını güvence altına almış oluyorlar. 

Bulunduğumuz coğrafyanın özelliği nedeniyle sıklıkla karşılaştığımız doğal afetlerin yılların emeğiyle oluşturduğumuz varlıklarımızı sonsuza kadar yok etmemesi için deprem ve konut sigortasının yaptırılmasında büyük yarar görüyorum” dedi.

Read more...

14 Ağustos 2012 Salı

Demir İnşaat'tan Uyarı


İnşaat sektöründe 28 yılı geride bırakan ve İstanbul Beylikdüzü'ndeki projeleriyle adından söz ettiren Demir İnşaat ailesi, binlerce kişiye modern ve konforlu bir yaşamın kapılarını araladığı Beylikdüzü'nde düzenlediği iftar yemeğinde bölgenin önde gelen işadamları, sanayicileri ve medya mensuplarıyla bir araya geldi.

Semah gösterisinin renk kattığı iftar sonrasında, Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, metrobüsün bölgeye gelişi ile emlak fiyatlarında yaşanan artışla ilgili son dönemde medyada yer alan haberler konusunda basın mensuplarının sorduğu soruları yanıtladı. Metrobüsün gelişinin bölgedeki projeler üzerinde hissedilir bir etki yarattığını, özellikle E5'e yakın projelerde canlanmanın etkilerini görüldüğünü belirtti.

İkinci el konut fiyatlarının aracılar tarafından manipüle edildiğine dikkat çeken Hamit Demir; yatırımcıların deprem öncesi inşa edilen ve deprem konusundaki güvenliği tartışmalı bu yapılar konusunda uyarılması gerektiğini ifade etti. Demir sözlerine söyle devam etti: "Deprem öncesi ve sonrası inşa edilen yapıları iki ayrı piyasa olarak değerlendirecek olursak ortalama yüzde 50'lik bir fiyat farkı söz konusu. Ancak orta ve uzun vadede sosyal donanım, güvenlik ve inşaat kalitesi ile birlikte yeni siteler çok daha fazla prim yapacak ve yatırımcısına çok daha fazla kazandıracak. Bunun yanı sıra inşaatı devam eden yeni projelerde henüz bir fiyat artışı gerçekleşmedi. Bu nedenle konut yatırımcılarının tüm bunları göz önüne alarak tercih yapmalarını tavsiye ederiz."

Yönetmeliklere ve yapı güvenliği uygun yeni sitelerin yakın gelecekte daha fazla prim yapacağını ifade eden Hamit Demir; konut yatırımcılarının deprem öncesi inşa edilen yapılarla yönetmeliklere uygun inşa edilen siteleri aynı çerçevede değerlendirmemeleri konusunda uyardı. Demir; metrobüsün gelişi ile birlikte ulaşımın ciddi olarak rahatlaması ve kolaylaşmasının bölgedeki kiralık piyasasında da gözle görünür bir talep artışına neden olduğunu sözlerine ekledi.

Read more...

Türkiye'nin 7 Aylık Çelik İhracatı 10 Milyar Doları Aştı


Demir Çelik Üreticileri Derneği verilerine göre, Türkiye'nin 7 aylık çelik ihracatı 12 milyon tona; ihracat geliri ise 10.2 milyar dolara ulaştı.

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği'nin İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri'nden (İMMİB) aldığı geçici verilere göre, Türkiye'nin yılın ilk 7 aylık dönemindeki çelik ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.4 artışla 11.9 milyon tonun üzerine çıktı. Söz konusu dönem içerisindeki ihracat geliri ise, yıllık bazda yüzde 5.3 oranında artış göstererek 10.2 milyar dolara yaklaştı.

Yılın ilk 7 aylık döneminde Türkiye'nin kütük ihracatı ise yüzde 20.6 artışla 1.7 milyon tona; yassı kaplama mamul yüzde 74.6 artışla 378 bin tona, çubuk yüzde 28.2 artışla 5.3 milyon tona; inşaat aksamı ürünleri ihracatı yüzde 25.5 artışla 374.000 tona ulaştı. Söz konusu dönem içerisinde sıcak sac ihracatı yüzde 54.4 düşüşle 588 bin ton, filmaşin ihracatı ise yüzde 5.2 düşüşle 682 bin ton seviyesine geriledi.

TÜRKİYE'NİN TEMMUZ AYI ÇELİK İHRACATI YÜZDE 11.6 ARTIŞ GÖSTERDİ

Türkiye'nin Temmuz ayındaki çelik ihracatı mevsimsel olumsuzluklara rağmen artışını sürdürdü. Türkiye'nin Temmuz ayındaki toplam çelik ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11.6 artış göstererek 1.6 milyon ton seviyesinin üzerine çıktı. Temmuz ayında çelik mamulleri ihracatından elde edilen gelir ise yüzde 2.6 artışla 1.4 milyar dolara yaklaştı. - MANİSA

Read more...

Türkiye'de 60 Milyon Metreküp Beton Kgs Denetimi Altında


Türkiye'de artan inşaat yatırımlarına bağlı olarak beton üretimi de katlanıyor. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB)'nin araştırmalarına göre 1999'da 26 milyon metreküp beton üretilirken, 2011'de bu rakam 90 milyon metreküpe dayandı. Üretilen 90 milyon metreküp betonun 60 milyon metreküpü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onaylı Kalite Güvence Sistemi (KGS) tarafından denetleniyor.

THBB'den denetimlere dair yapılan açıklamada "Birlik olarak Türkiye'de üretilen betonların kalifiye olması önemli ilkelerimizin başında yer alıyor. THBB, ülkemizin modern yapılara kavuşması için karşılık beklemeden gerekeni yapıyor. Üyelerimiz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan KGS tarafından senede 3 defa habersiz ürün, 1 defa da sistem denetimi ile kontrol ediliyor. Türkiye Hazır Beton Birliği üyelerinin tamamının KGS belgesi bulunuyor ve devamlı denetim altında tutuluyor. Ülkemizde KGS'den belge alan 350 hazır beton tesisi bulunuyor." denildi.

Açıklamada Marmara ve Van depremi ardından bölgelerde yapılan karot incelemelerine işaret edilirken; şu ifadelere yer verildi:

"Bu yapılarda C8 (santimetrekarede en az 80 kg basınca dayanıklı beton) dayanım sınıfı betonlar kullanıldığını gördük. 'Afet Bölgeleri'nde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik'e göre en düşük beton sınıfı 'C20' (santimetrekarede en az 200 kg basınca dayanıklı beton) olmalıdır. Depremlerin ardından gündeme gelen Kentsel Dönüşüm ile yenilenmesi planlanan yapılar arasında kalitesiz beton ile üretilen yapılar da yer alıyor. Kentsel Dönüşüm ile 8 milyon konutun yenileneceği ve bunun için de 600 milyar gerekeceği tahmin ediliyor. THBB olarak, yeni yapılacak yapılarda KGS belgeli beton kullanımının ülkemiz yapı stoğunun uzun ömürlü ve depreme dayanıklı olmasına katkı sunacaktır. Son 100 senede Türkiye'de 100.000'e yakın vatandaşımızı depremlerde kaybettik.

Türkiye, fay hatlarında yer alıyor. Bu nedenle THBB olarak depremlerin can ve mal kaybına neden olmaması için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Depremin önlenemez bir doğal afet olmasına karşı yapacağımız her binanın kaliteli, dayanıklı ve denetimli betonlar ile inşa edilmesi bilincinin oluşturulması için gayret ediyoruz. Birlik olarak ülkemizde kayıtsız şartsız tüm hazır beton firmalarının kaliteli beton üretimini sosyal sorumluluk bilinci ile üstleniyor, beton üretimi yapan firmaların tamamını birliğimiz çatısı altında görmeyi temenni ediyoruz. "

Read more...

YKS Yönetimiyle Yüzde 30 Tasarruf


Danışmanlık hizmeti sunan yönetim firmaları sayesinde mevcut ve yeni yapılacak konutların yanı sıra otel, hastane, alışveriş merkezleri gibi tüm ticari ve hizmet amaçlı binalarda satın alma, sözleşme yönetimi ve enerji verimliliği alanlarında yönetim ve işletim hizmeti sayesinde en az yüzde 30 tasarruf sağlanabiliyor.

İş gücü verimliliği, maliyetlerin düşürülmesi, verimin artırılıp hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve doğru bütçeleme gibi birçok konuda dışarıdan danışmanlık alan şirketler; kalitesine ve kazançlarına doğrudan katkı sağlıyor. Bu konuda uzman danışmanlık firmaları yatırımcılara ışık tutuyor.

PROFESYONEL YATIRIMCILARIN YÖNETİMİ YKS'DE

Gün geçtikçe profesyonelleşen yatırımcılar tesis yönetiminde de yatırımlarını konusunda uzman şirketlere güvenle teslim ediyorlar. Sektörün önde gelen kuruluşlarından Yapı Kredi Koray GYO ve Koray İnşaat iştirakı olan YKS; Ofis, Rezidans, avm ve Endüstriyel Tesis projeleri için yüzde 100 Türk sermayesi ile 22 yıldır "Yönetim ve İşletim" hizmeti sunuyor. YKS Türkiye'de Gayrimenkul Yönetiminin öncü firması olarak, uyguladığı ortak gider maliyetlerini düşürücü yöntemlerle tasarrufta büyük farklılıklar yaratıyor.

YKS Genel Müdürü Bahadır Adıyaman; "Tesis yönetimi, bir yapının amaçlarına en iyi ve en düşük maliyetlerle ulaşmasını sağlamak ve kaliteli bir çalışma ortamı yaratmaktır. Tesis yönetimi sayesinde organizasyon ya da yapı için gerekli olan destek hizmetleri tek bir örgüt tarafından sağlanır. Tesis yönetim firmaları birçok projede aynı anda hizmet verdiği için zaman içinde büyük bir tedarik ve satın alma ölçeği oluştururlar. Bu ölçek üzerinden pazarlık edildiğinde tek bir projede sağlanabileceğinden çok daha büyük tasarrufların satın alma aşamasında sağlanması mümkündür. Bu tasarruflar sonucu işletme giderlerinde yüzde 30'a kadar varan tasarruflar sağlanabilir.

Enerji tasarrufu ve yönetimi konusunda verdiğimiz hizmetler konfor şartlarından ödün vermeden, enerji tüketimini ve/veya enerji maliyetlerini azaltacak planlamalar ve çalışmalar yapılması ile sınırlı kalmıyor, enerji verimliliğinin artırılması ve enerji kullanımının azaltılması gibi konularda da işletim ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Buna ek olarak ; binanın yapısı ve konumuna göre değişmekle birlikte, ısı yalıtımı yapılmamış binalarda yüzde 30-60 arası ısı kaybı oluşur. Bu kayıpları profesyonel tesis yönetimi desteği ile önleyen yatırımcılar; enerji verimliliğini arttırarak büyümeye yatırım yapabilirler. Bizler YKS olarak; satın alma, sözleşme yönetimi ve enerji verimliliği alanlarında sunduğumuz çözümlerle yatırımcıların maliyetlerini minimize etmelerini sağlıyoruz" açıklamasında bulundu.

Read more...

Elite Markalı Projelerde Başarı Yakalandı


Atakent ve Pendik'te inşasına devam ettiği Elite markalı projeleriyle markalı konut projeleri arasında özel bir yer edinen Şua İnşaat, 13 Ağustos Pazartesi günü düzenlediği iftar yemeğinde yılın ilk yarısını değerlendirdi.

20 yılı aşkın süredir gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Şua İnşaat, teslimlerine yaklaştığı Elite City ve inşasına devam ettiği Elite Side projelerinde başarılı bir satış grafiği sergiledi.

13 Ağustos Pazartesi günü düzenlediği iftar yemeğinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Şua İnşaat Satış & Pazarlama Müdürü Ahmet Sarıcalı; "Atakent'te inşasına devam ettiğimiz Elite City projemiz büyük beğeni topladı. Projenin %80'i sahiplerini buldu. Teslimlerine Kasım ayında başlayacağımız Elite City projemizin son dairelerini de satış sunduk. Bunun yanı sıra Pendik'te konumlandırdığımız Elite Side projemizle de önemli ölçüde bir satış grafiği yakaladık. Mimarisi ve proje özellikleriyle dikkat çeken Elite Side projemize gelen talepten memnunuz. Bununla birlikte Elite markamızla konut projeleri arasında her zevke hitap eden, kaliteli projeler sunan bir marka olarak konumlandık. 2012'nin ilk yarısı bizim için hedeflerimiz doğrultusunda tamamlandı. Teslimlerine başlayacağımız Elite City projemiz ve inşasına devam ettiğimiz Elite Side projemizle yılın ikinci yarısını tamamlayacağız.

İSTANBUL'A SEMBOL BİR PROJE KAZANDIRACAĞIZ

Yaklaşık 1 milyon metrekare arsa üzerinde karma bir projeyi hayata geçirmeyi planladıklarını belirten Sarıcalı; "Önümüzdeki dönem hedeflerimiz arasında 3 projemiz yer alıyor. Mimarisi ve konumları itibariyle İstanbul'un en önemli projeleri arasında yer alacak ve sembol niteliği taşıyacak geniş ölçekli Kartal projemiz ile farklı lokasyonlarda yer alacak konut projelerimiz olacak. 2 yıl içinde 6 bin konutu hayata geçirme hedefimiz var. Bu doğrultuda hazırladığımız projelerle "Elite" markamızı daha da ileri taşımayı ve sektördeki payımızı genişletmeyi hedefliyoruz." dedi.

ELITE CITY'NİN SON DAİRELERİ SATIŞA SUNULDU

Yoğun bir satış temposuyla %80'inin sahiplerini bulduğu Elite City projesinde teslimlerin yaklaşmasıyla birlikte son daireler de satışa sunuldu. 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçenekleriyle birlikte bahçe katlarının da satışta olduğu projede 4, 8, 20 ve 30 katlı binalar yer alıyor. Fiyatların 249.000 TL'den başladığı projede 120 aya kadar %0,99 faiz oranıyla kredi kullanılabiliyor.

37 bin metrekare arsa üzerinde projelendirilen Elite City açık ve kapalı sosyal tesisleri, alışveriş birimleri, çocuk merkezi, peyzaj mimarisi ve 24 saat güvenliği ile dikkat çekiyor.

Elite Side projesinde de uygulanacağı gibi tüm cephelerin porselenle kaplandığı Elite City, mimarisiyle bölgenin en dikkat çekici projesi olarak konumlanıyor.

Read more...

Belediye Kars'ta Bir İlke İmza Attı


Kars Belediye Başkanlığı'nca yapılan alt yapı çalışmalarında bir ilke imza atıldı. Belediye tarafından alt yapı sorunları birer birer çözüme kavuşturuluyor.

Alt yapı konusunda Kars'ta çok önemli çalışmalar yapan Belediye,

bir ilki de gerçekleştirerek Cumhuriyet Caddesi üzerinde yatay sondaj sistemi kullanarak kanalizasyon hattının döşenmesini sağlıyor.

Kars'ta başlatılan kanalizasyon hattı çalışması kapsamında bağlantı Cumhuriyet Caddesi'nde

yolda kazı çalışması yapılmasına gerek kalmadan yatay sondaj sistemi uygulanarak trafik akışı aksatılmadan borular döşeniyor.

Cumhuriyet Caddesi'nde devam eden 200'lük ve 300'lük korige ve büz boru olmak üzere 2 bin metre uzunluğunda kanalizasyon hattı döşeme çalışmalarını yerinde inceleyen Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş; "Kars'ta bugüne kadar kanalizasyon şebekesine el vurulmamıştı. Bazı bölgelerde halan daha fosattip kuyuları bulunuyordu. Biz Cumhuriyet Caddesi'nde 2 bin metre kanalizasyon çalışmasını gerçekleştiriyoruz.

Artık bundan sonraki süreçte kentte alt yapı sorunu önemli derece de çözülmüş olacak" dedi.

Kars'ta ilk defa kazı yapılmadan bir yerden diğer yere kanalizasyon hattı yapımı kapsamında yatay sondaj sistemi

ilk defa uygulandığını ifade eden Bozkuş; "Böylece Cumhuriyet Caddesi üzerinden bir yatay sondajlama çalışması sonucu yolu bozmadan ve trafiği kapatmadan boruların döşenmesini yapmış oluyoruz. Buda Kars Belediyesi olarak bizim yaptığımız ilk uygulama. Belediye olarak bilindiği üzere her alanda çalışmamız son süratle devam ediyor. Tempomuzu artırarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

Belediye Başkanlığı'nca yapılan toprak altı çalışmalarına paralel olarak bir taraftan da asfalt çalışmaları hızla devam ediyor. Kenti inşaat alanına çeviren belediye çalışmalarına vatandaşlarda tam destek veriyor. - Kars

Read more...

Kentsel Dönüşüm Ne Kadar Kazandıracak?


Sektör olarak hedeflerinin 2015 yılına kadar 40 milyar dolara ulaşmak olduğunu belirten İMSAD Başkanı Bilmaç, kentsel dönüşümle birlikte inşaat malzemeleri sektörüne her yıl ortalama 5 milyar dolarlık ek bir pazar oluşturacağına dikkat çekti.

Bilmaç, kentsel dönüşümün sektöre toplamda 50 milyar dolar ek katkı sağlayacağını da söyledi

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilmaç, kentsel dönüşümün sektörleri için tam bir ilaç olacağını ve 50 milyar dolarlık ekstra bir pazar oluşturacağını söyledi. Bilmaç, 'Sayın Bakan'ın telaffuzuyla bu proje 400 milyar dolarları aşan bir büyüklük arz ediyor. 20 yıllık bir sürede bu paranın harcanacağını ve bunun da kaynağının olduğunu var sayarak, inşaat malzemeleri sektörüne de toplamda minimum 50 milyar dolarlık ekstra bir pazar oluşturacağını tahmin ediyoruz. Kentsel dönüşümünün sektör için tam bir ilaç olacağını düşünüyoruz" dedi.

YILLIK 5 MİLYAR DOLAR GELİR

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın çizdiği projeksiyona göre, kentsel dönüşümün 10-20 yılda bitirilecek bir proje olduğunu anımsatan Bilmaç, '50 milyar doların 10 yıla yayılacağını düşünürsek, proje iç pazara yıllık 5 milyar dolar ortalama artı getirecektir. Seneliği 5 milyar dolara gelirse toplam pazarımız, iç pazardaki operasyonel gücümüz en az yüzde 2,5 ila 3 civarında artar. Bu yıl böyle bir şey olmuş olsaydı yani 2012'ye böyle bir pay düştüğü var sayılsaydı geçen yılki normal ekonomik dilimimizi geçebilirdik. Bu nedenle bu proje bizim için çok önemli" diye konuştu.

Yeşil sertifikalı bina yapana destek veririz

Kentsel dönüşümün yanı sıra yeşil sertifikalı binaların da gündeme gelmeye başladığını belirten Bilmaç, 'Yeşil sertifikalı bina yapacak herkesin yanında varız. Malzemelerin dışarıdan gelmesi gerekmiyor. Yeter ki Türkiye'deki inşaat kalitesi, çıtası uluslararası standartlara çekilsin' dedi. Bilmaç, 'Doğal olarak Van'dan başladığını söyleyebiliriz. Çünkü orada yeni bir Van kuruluyor' diye

konuştu.

Arap Baharı, ihracatı etkiledi

İMSAD olarak yaklaşık 48 ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Bilmaç, Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelere ihracatlarının bu ülkelerdeki olaylardan dolayı çok büyük oranda etkilendiğini belirtti. Bilmaç, 'Arap Baharı'nın yaşandığı MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika ) ülkelerine ihracatımız 2010 yılında toplam ihracatımızın yüzde 17'siydi. Bu kayba rağmen 2011 yılı ihracat rakamları hiç de fena çıkmadı" dedi.

Cari açığa desteğimiz 3 milyar $

SEKTÖR olarak cari açığa pozitif olarak katkı sağlayan ve cari açık sorununu azaltan bir yapıya sahip olduklarına dikkati çeken Bilmaç, 'İhracatımız inşaat malzemesi ithalatından 3 kat daha fazla. Yılın ilk çeyreğinde inşaat sektörünün cari dengeye doğrudan pozitif katkısı 2 milyar 960 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Yani yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinde cari dengeye pozitif katkı sağlamışız.'

Read more...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

HES'lerde artık savaş hukuku işleyecek!


Bakanlar Kurulu’nun, DSİ ve EPDK’ya HES’ler için yeniden "Acele Kamulaştırma" yetkisi vermesine yaşam savunucularından tepki geldi. Derelerin Kardeşliği Platformu, Bakanlar Kurulu’na ait olan ve savaş hukuku normu niteliğinde olan yetkinin devredilmesini hukukun üstünlüğünün yok sayılması olarak yorumladı.

Resmi Gazete'de yayınlanan kararla artık, Bakanlar Kurulu’na ait olan "Acele Kamulaştırma" yetkisi, DSİ ve EPDK’ ya (Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu) devredildi. Buna göre Kırıkkale, Ankara, Adana, Erzurum, Kahramanmaraş, Ordu, Çanakkale, Bursa, Zonguldak, Isparta ve Burdur il sınırları içerisindeki HES projeleri için EPDK ve DSİ’ye Kentsel Dönüşüm ve Yenileme projelerinin için de bazı belediyelere, ‘Acele Kamulaştırma’ yetkisi verilmesini kararlaştırdı.
Bakanlar Kurulu HES'ler için kamulaştırılacak alanları açıkladı
DEKAP Sözcüsü Şan: "Karar yetki devri niteliğinde"
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Dönem Sözcüsü Ömer Şan, bir süre önce Tunceli Peri Suyu Enerji İletim Hatlarıyla (EİH) ilgili olarak avukatlarının açtığı davada Danıştay’ın, Bakanlar Kurulu’nun bu yöndeki "yetki devri" kararının yürütmesini durdurduğunu anımsattı. Yürütmeyi durdurma kararının temel gerekçesinin ise 2004 tarihli kararın Bakanlar Kurulu’nun EPDK’ya verdiği yetkinin "yetki devri" niteliğinde olduğunun altının çizen Şan, “bu sebeple de Bakanlar Kurulu bu kez, her proje için proje bazında ayrı ayrı karar tahsis etmiştir” açıklamasında bulundu.

Acele kamulaştırma savaş hukuku normu
Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde vurgulanan "Acele Kamulaştırma" yetkisinin, yurt savunması ve olağanüstü hallerde kullanılacak bir yetki olduğunu vurgulayan Şan, “Bu haliyle savaş hukuku normu olan 'Acele kamulaştırma' yetkisinin hali hazırda bu projeler için kullanılması mümkün değildir. Bu durum proje bazında tek tek yetki verilmesi ile 'Yetki Devri' noktasında ki hukuka aykırılıkları aşmak amacıyla yapılmış olsa da olağan durumlarda savaş hukuku normunun kullanılması hali hazırda hukuka aykırıdır” diye konuştu.

Yaşamı yok etmenin daniskası!
Bakanlar Kurulu’nun bu kararının, yargıyı hiçe saymanın, hukuku ciddiye almamanın, yasa ve yönetmeliklerin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin ayaklar altına alınmasının apaçık göstergesi olduğunu savunan Şan, “Sayın Başbakan’ın 'Çevrecinin daniskasıyım' deyimini dikkate alırsak, bu karar da hukuksuzluğun, halkın demokratik tepkilerini, yaşamı yok etme girişimlerinin daniskasıdır! Bu kararla açıkça görülmektedir ki doğal yaşam alanlarımız, 'enerji açığı' bahanesiyle bu çalışmaları ticari rant kaygılarıyla yürüten EPDK’nın insafına terk edilmiştir!” dedi.

"Yaşam mücadelesinin önü kesilemeyecek"
Bakanlar Kurulu’nun, Danıştay’ın "yetki devriyle" ilgili ‘yürütmeyi durdurma kararını’ dikkate almadığını ve bu yetkiyi sadece EPDK’ya değil, DSİ ve bazı belediyelere yeniden devrettiğini kaydeden Şan, “Her ne şekilde olursa olsun, vadilerimizde, dere kenarlarında ve su gözlerinde, yaylalarımızda, üreterek var ettiğimiz yaşam alanlarımızda köylülerimizle birlikte yürütmüş olduğumuz yaşam mücadelemizin önü kesilemeyecektir” görüşünü savundu.

120 HES'ten 100'ü iptal edildi
Anayasal, yasal ve demokratik haklar çerçevesinde HES’lere karşı yürüttükleri tepkisel mücadelenin yanında hukuk mücadelesinde aldıkları bilimsel rapor ve manifesto niteliğindeki yargı kararlarının ortada olduğunu vurgulayan Şan, “Bu yaşam mücadelesi sürecinde açılan 120’nin üzerindeki davada 100’ün üzerinde 'yürütmeyi durdurma ve iptal' kararı çıkmıştır. Bu kararlarda, bu projelerin açıkça hukuka, kamu yararına, Anayasaya, yasalara, mevzuatlara ve uluslararası anlaşmalara, akla ve bilime aykırı olduğu ortaya konmaktadır! Bu kararları görmeyen, duymayan, hukukun üstünlüğü ilkesini dikkate almayan zihniyetten başka bir hareket beklemek akıl ve mantık dışı olurdu!” ifadelerini kullandı.

"Bakan Eroğlu halkı yanıltmayı bıraksın!"
Açıklamasında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaklaşık 15-20 gün önce yapmış olduğu, "ülkemizin elektrik enerjisi açığı yoktur, aksine fazlalığı vardır" içeriğindeki açıklamalarının; özellikle de HES’ler, termik ve nükleer santraller konusundaki dayatmaların ne kadar gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunun göstergesi olduğunu öne süren Şan, “Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu artık bu yöndeki kamuoyunu ve halkı yanıltıcı söylemlerini bırakıp, kimseyi yalancılıkla itham etmeden önce kendine bakmalıdır! Ülkemizdeki enerji açığı bahane ve safsatalarıyla vadilerimize, derelerimize ve doğal yaşam alanlarımıza dayatılan ve bir kanser virüsü gibi yaşam alanlarımızı sarmalayan HES projeleri bu çerçevede gözden geçirilerek, bütün üretim lisansları ile su kullanım anlaşmalarıyla birlikte iptal edilmelidir” çağrısında bulundu.

"Derelerimizi rant hesaplarına teslim etmeyeceğiz"
Ülkenin bütün vadilerinde, subaşlarında nöbet tutan, mücadele ederek yaşamı savunan köylülerin bu mücadelesinin önünü hiçbir engelin kesemeyeceğini ifade eden Şan, “suyun yaşamın temel unsuru olduğunu gayet iyi bilen yaşam savunucuları olarak ne topraklarımızı ve ne de derelerimizi bu rant hesaplarına teslim etmeyeceğiz!” dedi.

Read more...

Mimarlık ve Kent Filmleri Yarışması'na son başvuru 31 Ağustos


"Dünya Mimarlık Günü" kutlamaları çerçevesinde Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından 1 - 7 Ekim 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “VI. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali” kapsamında bu yıl, Uluslararası kategoride tek yarışma düzenleniyor. Yarışmanın son başvuru tarihi, 31 Ağustos 2012.

Mimarlar Odası kurulduğu 1954 yılından günümüze, mimarlık kültürünün gelişmesi, tarihi mirasın korunması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için sürdürmekte olduğu çalışmalara yeni bir boyut kazandırmak amacıyla, 2007 yılından bu yana “İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali” organizasyonunu yaşama geçiriyor. Etkinliğe, başta mimarlar olmak üzere, bu alana ilgi duyan her kesimin aktif olarak katılımının sağlanması hedefleniyor.
“Dünya Mimarlık Günü” nedeniyle Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nce gerçekleştirilen bu festival, “Mimarlık ve Kent Şenliği” etkinlikleri kapsamında programlanıyor. Dünya Mimarlık Günü tüm dünyada, her yıl Ekim ayının ilk Pazartesi günü , Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) üyesi 1.400.000 kişi tarafından kitlesel olarak kutlanıyor.

“Mimarlık ve kent” odağında üretilmiş filmleri desteklemeyi, yeni yapımları özendirmeyi, beğeni kazanmış filmleri seyirci ile buluşturmayı amaçlayan “İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali” kapsamında bu yıl, Uluslararası kategoride tek yarışma düzenlenecek ve ödüller verilecek.

Festivalin diğer bir amacı ise, konuyla ilgili mimar, yönetmen ve uzmanların İstanbul’da buluşmalarına ortam hazırlanarak ülkemizi ve mimarlık ortamımızı geniş kesimlere tanıtmak olarak sunuluyor.

Yarışmanın Kapsamı:
Festival kapsamında, belgesel ve canlandırma türündeki filmlere yer verilmektedir. Yurtiçinden ve yurtdışından yarışmaya katılarak ön elemeyi geçmiş olan filmler, seyirci ile buluşturulacak ve bu filmler arasında bir yarışma gerçekleştirilecektir. Ayrıca konuyla ilgili olarak, katılımcılar arasında düşünce alışverişlerinin sağlanabilmesi için çeşitli söyleşi ve etkinlikler de düzenlenecektir.

Ayrıntılı bilgi ve başvuru için: http://www.archfilmfest.org/

Read more...

Binaların yüzde 2'si 'akıllı'


Polat Tower'daki yangının faciaya dönüşmesini önleyen akıllı bina sisteminin yaygınlaşması gerekiyor. Akıllı binada ilk 10 örnek Büyükdere'de yer alırken, Türkiye’deki mevcut konutların yüzde 2’sinde akıllı ev sistemi bulunuyor.

1990’larda şirketlerin hızla büyümesi ve tüm birimlerini tek binada toplamaya başlamasıyla öne çıkan ‘plaza ve gökdelen’ler, akıllı bina kavramını Türkiye'ye tanıttı.

Çoğunluğu ‘Büyükdere-Maslak’ ekseninde bulunan akıllı binalar arasında akla gelen ilk 10 isim: Tekfen Tower, İş Kuleler, Polat Tower, Sabancı Center, Astoria, Sapphire, Kanyon, Metrocity Millenium, Trump Towers, Garanti, Yapı Kredi ve diğer bankaların binaları. Bu binaların en önemli özellikleri 'akıllı' teknoloji ve sistemlerle donatılmış olması.

Sayıları hızla artıyor
Akıllı binaların sayısı son yıllarda İstanbul genelinde, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve diğer illerde de hızla artmaya başladı. Çok sayıda ilde benzeri binalar yükselmeye başladı.

Yeni büyük konut projelerinde de akıllı sistemler büyük ölçüde kullanılıyor. Binayı akıllı yapan temel özellikler; güvenlik, iklimlendirme, yangın algılama, alarm, aydınlatma ve asansörlerinin akıllı ve entegre oluşuyla ilgili. Bu sistemler tek merkezden kontrol ediliebiliyor ve bir tehlike anında kademeli olarak diğer sistemler harekete geçiyor.

A sınıfı malzeme önemli
Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, Hürriyet Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, akıllı binalarda ‘A sınıfı’ malzeme kullanılmasının önemli olduğunu belirtti:

“Olası bir yangın ya da depremde; gaz kaçağı, elektrik kontağı olduğunda akıllı sistem diğer bölümlere sirayeti önler. Denizaltılardaki su alan yerin kapısının kapanması gibi. En önemlisi yanmaz malzemelerin kullanılmasıdır. Bu malzemelere ‘A sınıfı’ diyoruz. Hem içerdeki hem dışardaki izolasyon da önemlidir. Mesela bazı izolasyon malzemeleri yanmaz ama gaz çıkarır ki bu da tehlikelidir. Bir de ‘yangın asansörü’ yanlış anlaşılıyor. Hatta çöp asansörü deniliyor. Yangın asansörü asla tahliye için kullanılmaz. Sadece itfaiyecinin mamzemesiyle en üst kada ulaşması için kullanılır. Akılıl binalarda da tahliye yine merdivenlerden yapılır. Merdivenlere basınç uyulanır ve alevlerin oraya etkisi önlenir. Ne yazık ki bizde yüksek bina denince akla sadece deprem geliyor ama doğalgazın kesilmesi, tesisat içinde kalan gazın miktarı bile çok kritik bir konudur.”

240 dakika yanmayan kapı
Bugüne kadar, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda havalimanı, finans merkezi, hastane ve rezidans inşa eden YDA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aslan, “Bu binalarda tam otomasyon uygulanır. Tüm elektronik ve mekanik sistemler entegre çalışır. Bütün tesisatlar yangın sistemiyle entegredir. Yangına karşı dayanıklı malzeme kullanılması ve alarm sistemi en kritik konular. Bir kapı vardır yangına 120 dakika dayanır, bir başka kapı 240 dakika dayanır. Uçak hangarındaki bir kapı milyon dolarlık olabilir” dedi.

Maliyeti yüzde 20 arttırıyor
Türkiye’deki mevcut konutların yüzde 2’sinde akıllı ev sistemi bulunuyor.
Akıllı sistemler projenin maliyetini yüzde 20 artırıyor. Rezidans
kavramıyla konutlarda hızla yaygınlaşıyor.
Akıllı bina sistemlerinin fiyatları istenilen özelliğe göre değişiyor.
Yüksek binaların tamamında özellikle yangın ve deprem riskine karşı ‘akıllı sistemlerin’ uygulanması gerekiyor.
Maslak’ta Spine Tower’ı inşa eden Soma İnşaat’ın CEO’su Mehmet Özdemir, “Bu talihsiz olay bir kez daha göstermiştir ki özellikle yüksek yapılarda yangın algılama ve alarm, elektrik tesisatı, acil durum aydınlatma ve yönlendirme sistemlerinin full otomasyonu büyük önem arz ediyor. Şayet akıllı yapı olarak adlandırdığımız bu otomasyona sahip bir bina olmasaydı sonuçları vahim olabilirdi” dedi.

Özdemir yüksek yapılarla ilgili olarak şunları söyledi: “Yüksek yapılara ait yangın algılama sistemi enteraktif adreslenmeli, binanın uygun bölümlerine optik duman, sabit sıcaklık ve sıcaklık artış hızı detektörleri yerleştirilerek yangın algılama ve uyarı sistemi NFPA 72, EN 54-14 uluslararası standartlar ve ’Binanın yangından korunması hakkında yönetmelik’ kriterlerinde dizayn edilmelidir.

Binanın her bir kati mimari olarak incelenerek kaçış yolları, kaçış merdivenleri ve yangın alanları oluşturulmalıdır. Trafolar ve jeneratör mahalleri, ana elektrik odaları ayrı yangın zonu olarak tasarlanmalı ve binanın diğer bölümlerinden yangına dayanıklı yapı elemanları ile ayrılmalıdır.”

Read more...

Paşabahçe arazisine turizm projesi


Torunlar GYO, 2011'de 177.3 milyon TL net kâr elde etti. Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, "Yanıbaşımızda hasta Avrupa var, Türkiye ise istikrarlı şekilde büyüyor" dedi.

Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, şirketin 2011 yılına ilişkin finansal verilerinin açıklandığı toplantıda "Avrupa hasta adam, Türkiye istikrarlı büyüyor" dedi. Torun, "Ülkelerin kimi acil serviste, kimi karantinada. Türkiye ise kendi dinamiklerini avantaja dönüştürerek Çin'den sonra dünyanın en fazla büyüyen ikinci ülkesi. Bir yerde siyasal istikrarın desteğiyle büyüyen Türkiye var, diğer yanda bir zamanlar Osmanlı'ya 'hasta adam' diyen durağan bir Avrupa var" diye konuştu.

177.3 milyon tl kar
Torunlar GYO olarak Türkiye'nin büyümesine ve ekonomisine katkı sunduklarını anlatan Aziz Torun, inşaat ve perakende alanında faaliyet gösteren Torunlar GYO'nun Türkiye'nin ikinci büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) olduğunu kaydetti. SPK tarafından yayımlanan finansal raporlama standartlarına uygun olarak hazırlanan konsolide finansal tablolara göre Torunlar GYO, 2011 yılını 2 milyar 533 milyon TL net aktif değer ve 3 milyar 818 milyon TL portföy değeriyle kapattı. Torun, 2011'de 177. 3 milyon TL net kâr elde eden Torunlar GYO'nun vergi, amortisman ve faiz öncesi kârını da (VAFÖK/EBITDA) bir önceki yıla göre yüzde 48.5 artırdığını kaydetti. Şirket, genel kurul onayının ardından 22.4 milyon TL temettü dağıtacak. 2011'de Mall of İstanbul ile Bursa Korupark 3 Terrace Evleri'nin satışlarına başladıklarını anlatan Aziz Torun, "Torunlar GYO, ön satış ve kesin satış olmak üzere toplam satış gelirlerini de bir önceki yıla göre yüzde 82 artırdı. 2011'de 262.3 milyon TL'si ön satış geliri olmak üzere 425.2 milyon TL'lik toplam satış gerçekleştirildi. Kira gelirleri de yüzde 71 arttı" bilgisini paylaştı.

2014'e kadar 1.3 milyar TL yatırım
Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, yatırım yılı ilan ettikleri 2011'de Mall of İstanbul, Torun Tower, Bulvar Samsun AVM ve Ali Sami Yen arazisi gibi yatırımları arka arkaya başlattıklarını söyledi. Torun, "Hem devam eden hem de geliştirdiğimiz projelerimiz için 2014 yılı sonuna kadar 1 milyar 300 milyon TL yatırım harcaması daha yapmayı planlıyoruz" diye konuştu.

Ali Sami Yen, satış ofisi hazır
Ali Sami Yen arazisi üzerine yapılacak projeyle ilgili bilgi veren Aziz Torun, "Projeyle ilgili alınan yürütmeyi durdurma kararı kaldırıldı. Şantiye çalışmalarına devam ediyoruz. Satış ofisimizi kurduk. Bölgede farklılık yaratacak, bölgeye meydan kazandıracak ofis ve konutlardan oluşan bir proje yapacağız" dedi.

Paşabahçe arazisine turizm projesi
Beykoz Paşabahçe eski Tekel Fabrikası arazisi ihalesinde 355 milyon TL ile en yüksek teklifi veren Aziz Torun, "Fiyatın yüksek olduğunu kabul ediyorum ama Boğaz kıyısında çok değerli bir arazi. İhale sürecinin tamamlanması ve tapuyu elimize aldıktan sonra proje çalışmalarına başlayacağız" dedi. Torun burada gerçekleşecek turizm projesi için yerli ve uluslararası mimari bir proje yarışması gerçekleştireceğiz" dedi.

Read more...

Aşkale Çimento sıcak gazdan enerji üretmeye başladı


Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, geçen yıl başladıkları ve yaklaşık bir yılda tamamlanan 13 milyon dolarlık yatırımla çimentonun üretim süreçlerinden biri olan fırın soğutmasındaki atık sıcak gazdan enerji üretmeye başladıklarını açıkladı.

Atık gazın miktarına bağlı olarak maksimum 6.82 megavat ile minimum 3.8 megavat saat elektrik enerjisi üretmeyi hedeflediklerini dile getiren Yücelik, halen fabrikanın kullandığı enerjinin 3’te birinin bu yolla karşılandığını söyledi. Türkiye’de ilk kez kendilerinin bu yöntemle enerji üretmeye başladığını, daha sonra başka şirketlerin de benzer yatırımlar yaptığını dile getiren Yücelik, “Boşa giden atık sıcak gazı atmosfere salmak yerine yenileyerek tekrar enerji olarak üretime katıyoruz. Yatırım, fabrikamızın enerji ihtiyacının bir kısmını karşılamakla beraber çevreye yönelik hassasiyetimizin önemli bir kilometre taşı olacak” dedi.

Özelleştirme kapsamında 1993 yılında Erzurum ve bölge girişimcilerinin olanaklarını birleştirerek satın aldıkları ve "özelleştirmede örnek kuruluş" olarak gösterilen Aşkale Çimento, bugün Türkiye çimentosunun yüzde 7’sini karşılar duruma geldi. 1993 yılında bin kişinin Aşkale’deki çimento fabrikası ile başladığı yolculuk, bugün Ağrı, Giresun, Van, Erzincan, Erzurum, Trabzon ve Gümüşhane’deki tesislerle geniş bir bölgeye ulaşırken, yüzlerce kişiye de istihdam kapısı açıldı. 1993 yılında 380 bin ton çimento satan şirketin 2010 yılında 3 milyon tonu aşan bir satış rakamı yakaladığını belirten Lütfü Yücelik, “Türkiye çimentosunun yüzde 7’sini biz karşılıyoruz. Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’ni içine alan pazarda yüzde 32 payımız var. 18 yılda yaklaşık 344 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Halen yatırımlarımız devam ediyor. Bütün bunları yaparken ortaklarımıza düzenli olarak kâr da dağıtıyoruz. Başta çalışanlarımız ve yöneticilerimiz olmak üzere, ortaklarımızın verdiği destek takdire şayan” diye konuştu.

Fabrika ve işletmelerin önemli biçimde hammaddesini bölgedeki maden kaynaklarından sağladığını hatırlatan Yücelik, bu şekliyle geniş bir yelpazede bölgeye katkıda bulunduklarını aktardı. Şirketin ürün ve satışları arasında çimento, klinker, hazır beton, agrega ve akaryakıtın yer aldığını dile getiren Yücelik, bölgedeki istihdam sorununun çözüm noktasında da önemli varlık sergilediklerini kaydetti. Kendi bünyelerinde binden fazla istihdam sağlarken, dolaylı yoldan bu rakamın 5 bini geçtiğini ifade eden Yücelik, “Etkili olduğumuz alanda 20 bine yakın insan iş ve girişim imkânı buluyor. Aşkale Çimento özellikle ülkemizde özelleştirme uygulamaları ile ilgili tartışmalara rağmen, yerel ve çok ortaklı yapısına rağmen başarılı bir grafik çizdi” ifadesini kullandı.

Aşkale, Trabzon ve Van fabrikalarının toplamı dikkate alındığında yıllık klinker üretim kapasitelerinin 2.3 milyon ton olduğunu söyleyen Lütfü Yücelik, “Yıllık çimento üretim kapasitesi yine toplam olarak 3 milyon tonu geçiyor. Bununla birlikte hazır beton üretim kapasitesi saatte 540 metreküp” dedi.

“Çimento ve hazır beton sektöründe altıncı sıradayız”

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), araştırmasında çimento ve hazır beton sektöründe Aşkale Çimento’nun altıncı sırada yer aldığını hatırlatan Yücelik, yatırımların süratle devam ettiğini söyledi ve ekledi: “Zor bir sektörün içindeyiz. Ayakta durabilmek, bize güvenen insanları mahcup etmemek ve rekabet edebilmek noktasında uzun ve de kısa vadeli projelerimizi hayata geçiriyoruz. Ne kadar çok gencimize iş imkânı sağlar, bölgeye ve ülkeye ne kadar çok katkımız olursa o kadar mutlu oluyoruz. Sahip olduğumuz misyon ve ortaya koyduğumuz vizyon bizlere ağır sorumluluklar yüklüyor. Ama başarmaktan ve başarılı olmaktan başka alternatifimiz yok. Hepimiz bunun farkındayız” diye konuştu.

Şirketin özelleştikten sonra pazarlama ağını hızla büyüttüğü bilgisini de veren Yücelik, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinin büyük bir kısmına ürün pazarlaması yapmaya başladıklarını aktardı. Öte yandan, çimento ihtiyacı olan her ülkenin şirket hedefleri arasında yer aldığını dile getiren Yücelik, halen İran, Azerbaycan, Gürcistan, Nahçivan, Irak ve Rusya’ya ihracatları olduğunu kaydetti.

Read more...

Yapı Teknik, 2 milyon Euro’luk yatırım planlıyor


Ürün gamları arasına yılbaşından itibaren Thermplus markalı dış cephe ısı yalıtım sistemini de eklediklerini belirten Yapı Teknik Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Yurt, 2013 yılının sonuna kadar toplam 2 milyon Euro’luk yatırım daha yaparak üretim kapasitelerini ikiye katlayacaklarını söyledi.

Gebze’de 1992 yılında çatı kaplama malzemeleri satışı ve uygulamasını yaparak faaliyete başladıklarını, aradan geçen dönemde cam takviyeli polyester levha (CTP) ile birlikte, galvanizli sac trapezi, PVC, EPS, plastik ve yalıtım malzemesi ürünlerini de eklediklerini belirten Abdullah Yurt, kendileri için yalıtım sektörünün tam anlamıyla bir lokomotif olduğunu söyledi. İlk üretim firması olan Yapıser’in 1999’da CTP üretimi ile faaliyete başladığını, 2002’den itibaren ise EPS üretimini de eklediğini ifade eden Yurt, yılbaşından itibaren de; EPS ısı yalıtım levhası, TP Fix 230 Isı Yalıtım Sistemi Levha yapıştırma harcı, TP Sıva 550 Isı Yalıtım Sistemi Levha sıvası, TP Mesh Isı Yalıtım Sistemi Donatı filesi, TP Dubel Isı yalıtım sistemi dübeli, TP Deco Isı yalıtım sistemi dekoratif kaplamasını bir araya getirerek Thermplus markası ile piyasaya girdiklerini söyledi.

Bu yıl yüzde 20 büyümeyi hedefliyor

Yılbaşından itibaren Türkiye’deki binaların hiçbirinin yalıtımsız olmaması üzerine düzenleme yapıldığını ve bunun da uygulanmasının başladığını dile getiren Yurt, Yapı Teknik Grubu olarak bu doğrultuda Türkiye’nin farklı bölgelerinde 2013 yılının sonuna kadar yaklaşık 2 milyon Euro’luk bir yatırım yapacaklarını belirtti. Özellikle bu doğrultuda Tuzla’daki Yapıser ve Adapazarı’ndaki Çukurova Yalıtım tesislerine büyük önem verdiklerini ifade eden Yurt “Yalıtım piyasasında daha etkin olabilmek için iki tesisimize büyük önem veriyoruz. Ayrıca bu yıl içinde yüzde 20 civarında büyümeyi planlıyoruz. Yalıtım sektörüne üç yıl içinde yapacağımız yatırımlarla da üretim kapasitemizi iki katına çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Read more...

Projelerin en kusursuz hali


Yüksek katlı iş ve yaşam alanlarının inşa edilmeden önceki aşamada statik tasarım ve projelendirilmesini üstlenen Yapı Teknik Proje, mimarların hayallerini başarıyla gerçeğe dönüştürüyor. Şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğu 2000’i aşkın projenin tamamının depremden hasar görmemiş olmaması bunun en büyük kanıtı…

Ülkemizde her geçen gün sayısı artmakta olan yüksek katlı ve farklı eğime sahip yapılar dış görüntüsüyle görenleri hayran bırakıyor. Dünya çapındaki projelerle rekabet eden bu yapıların, tasarımı itibariyle güvenlik ve dayanıklılığı yüksek önem arz ediyor.

Mimarların Hayalleri Gerçeğe Dönüştürüyor
Yüksek katlı iş ve yaşam alanlarını bir araya getiren proje mimarlarına ve yatırımcılarına statik tasarım ve projelendirme desteği veren Yapı Teknik Proje’nin kurucu ortağı Şakir Teker, yapmış oldukları çalışmaları şöyle anlatıyor: “Çeyrek asırdır yurt içi ve yurt dışında 2000’in üzerinde projede yer aldık. Bugüne kadar hiçbir projemiz deprem öncesi ve sonrasında hasar görmedi. Her geçen gün daha da dikkat ederek tercih ettiğimiz yöntemler, kullandığımız malzemeler ve uyguladığımız teknikler projelerimizin güvenliğini gün yüzüne çıkarıyor. Yapıların tasarımlarını gerçekleştiren mimarların hayal gücünü destekleyerek, gerçeğe dönüştürebilmemiz bizleri gururlandırıyor.”

Eski Binalar ve Güçlendirme Projeleri
Mevcut yapılar için güçlendirme projesinin gerçekleştirilebilen, ancak çok fazla kabul gören bir çözüm olmadığına değinen Şakir Teker; “Tarihte yer edinen ya da bulunduğu bölge ile bütünleşmiş eski yapılar için uygun koşulların oluşturulup güçlendirilmeye gidilmesi doğru bir hareket olabilir. Ancak, bunun dışındaki durumlarda kişilerin zaman kaygısı veya ekonomik nedenlerden dolayı herhangi bir binada güçlendirilmeye gitmesi sağlıklı değildir. Çünkü böyle bir işlemi gerçekleştirmenin maliyeti tahmin edilenin çok daha üzerindedir. Böyle durumlarda binanın tekrar yapılması hem daha güvenli hem de tahmin edilenden çok daha hızlı sürede kolay gerçekleşmektedir” diyerek yapılar için güçlendirme çalışmalarının sanıldığı kadar verimli olmadığının altını çizdi.


Herkesin İlk Tercihi
Etkileyici, şık ve işlevsel mimari tasarıma sahip Varyap Meridian, Hilton Double Tree Hotel, Sarphan Finanspark, Ağaoğlu My World, Ağaoğlu My Europe, I Tower Bomonti ve Torium Avm, Via Venezia, Ali Sami Yen Yapı Kompleksi, 42 Maslak projelerinde yer alan Yapı Teknik Proje, Türkiye ve dünyanın dört bir köşesinde yapıların oluşturulma aşamasında ilk tercih edilen firma olarak göze çarpıyor.


Read more...

800 ortakla batık çimento fabrikası aldılar


Kapanma noktasındaki Aşkale Çimento, onlarca kişinin ortak olduğu şirket tarafından satın alındı. Kısa sürede borçlar ödendi, devreye yeni tesisler alındı. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde Erzurum'u tek temsil eden Ancak Aşkale Çimento'da, şimdilerde geçen hafta Rekabet Kurulu'nun verdiği yüksek cezanın şoku yaşanıyor.

Aşkale Çimento, ‘Doğu’nun Paris’i olarak anılan Erzurum’un sayılı birkaç sanayi tesisinden biri konumundaydı. Kamu idaresindeki fabrika kapanma tehlikesi ile yüzyüze kalmıştı. 1968’de kurulan fabrika 1980’lerin sonunda özelleştirme takvimine alındı.

1993’te 31 milyon 150 bin dolara özelleştirilen fabrikayı Erzurumlu esnaf, çiftçi ve işçilerden oluşan çok ortaklı bir yapı (Er-Çim-San Holding) satın aldı. Kapanma noktasındayken alınan Aşkale Çimento zaman içinde büyüdü, altı ayrı ilde farklı tesisleri bünyesinde çıkardı.

Bir başarı hikayesi
Aşkale Çimento’nun son 20 yılık süreci dikkat çekici bir başarı hikâyesi olarak öne çıkıyor.

Fabrikanın temeli 1968’de atılır ve 1971’de üretime geçilir. Erzurum İl Özel İdaresi denetimindeki fabrikada işler kötü gitmeye başlar. 1980’lerin sonunda özelleştirme kapsamına girer.

Sabancı, Uzan, Lafarge gibi büyük grupların da ilgilendiği fabrika için farklı bir arayış da sürer. Dönemin Erzurum Valiliği, Belediye ve Sanayi Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen görüşmelerde fabrikayı Erzurumlular’ın alması planlanır.

Aşkale Çimento için belirlenen fiyat 31 milyon 150 bin dolar seviyesinde olur. Başlangıçta 100 kadar kişi tüm varlıklarını ortaya koyar. Ancak toplanan para, değil fabrikanın ödemesini karşılamayı, devir işlemlerini yapmayı dahi karşılayamaz.

"Bankalar kredi vermedi oturup ağladım”
Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, 1993 yılı Haziran ayında teslim aldıkları fabrika için belirlenen 31 milyon doların 4 eşit taksitte ödenmesi kararı alındığını hatırlattı. Ödeme konusunda yaşadıkları zorlukları anlatan Yücelik, bankaların o dönem kendilerine teminat mektubu vermediğini, o süreçte yaşadığı bir anısını şu sözlerle aktardı: “Teminat mektubu için Ankara’da bankaların genel müdürleriyle görüşmeler yapıyordum.

Bir bankanın genel müdürüne gittim, teminat mektubu veremeyeceğini söyledi. Otele döndüm, odada televizyonu açtım. Adnan Şenses ‘Bu dünyada malın varsa sat babam’ isimli türküsünü söylüyordu. O kadar dolmuştum ki; ben bu işe nereden girdim diye iç geçirirken dakikalarca ağladım.”

800 ortaklı yapı
Şimdilerde 800 kadar ortağı bulunan Aşkale Çimento, Uzanlar Grubu’na ait çimento fabrikalarının özelleştirmesi sürecinde adını duyurdu.

Sabancı, Limak, Sanko gibi dev grupların yarıştığı ihalelerde Aşkale Çimento, Uzanlar’ın iki fabrikasını satın aldı. Kapanma noktasındayken satın alınan Aşkale Çimento’nun Erzurum’un yanı sıra Ağrı, Trabzon, Erzincan, Gümüşhane ve Van’da da tesisleri bulunuyor. Gümüşhane’de 100 milyon dolarlık ikinci bir tesis yatırımı ise sürüyor.

‘500 Büyük’ arasındaki tek Erzurumlu
Aşkale Çimento, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine Erzurum’dan giren tek firma konumunda. Bin kişinin üzerinde istihdam sağlayan şirket geçtiğimiz yıl açıklanan listede 347 milyon lira ciro ile 164’üncü sırada yer aldı.

Aşkale Çimento’nun 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamalarında istikrarlı bir tırmanış kaydettiği gözleniyor. İlk olarak 1999 yılında İkinci 500 listesine 114’üncü sırada girdi. İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine ise 2004 yılında 478’inci sırada girdi. Devam eden yıllarda sıralamanın önlerine doğru yol almaya başladı. Şirketin bir adım sonraki hedefi ise ilk 100 arasında yer almak.

Tüm hayatım Aşkale Çimento oldu
Aşkale Çimento’nun 20 yıla yakın süreçte kaydettiği başarının gerisinde payı en çok öne çıkan isimler arasında Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik’in

olduğunu belirtmek yanlış olmasa gerek. Aynı zamanda Erzurum Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığı da yapan Yücelik “Tüm hayatım Aşkale Çimento” oldu diyor ve ekliyor: “Çimento işi öncesi başka işlerimiz vardı. Hepsini bıraktık. Gecem gündüzüm çimento fabrikaları oldu” diyor.

Başarı cezalandırılıyor gibi
Aşkale Çimento’nun da aralarında bulunduğu 10 çimento üreticisine geçen hafta değişen miktarlarda rekabeti ihlal gerekçesi ile para cezası verilmişti. En yüksek ceza ise 10 milyon 750 bin TL’lik seviye ile Aşkale Çimento’ya kesildi. Kurulun aldığı ceza kararlarını şirketlerin Danıştay’a götürme seçeneği bulunuyor.

Lütfü Yücelik’e, Rekabet Kurulu’nun geçtiğimiz hafta aldığı para cezası kararını soruyorum, aldığım yanıt “Burada başarı sanki cezalandırılıyor gibi. Batık bir şirketi bu noktaya getirdik. Binlerce kişi istihdam ediliyor. Ve haksız bir biçimde rekor bir ceza ile karşı karşıya kaldık” şeklinde oldu.

En yüksek cezanın kendilerine verildiğini söyleyen Yücelik haksız bir karar ile karşı karşıya oldukları iddiasında. Söz konusu rakamın oldukça yüksek olduğunu ifade eden Yücelik bu durumu kâr rakamları ile kıyaslayarak açıklıyor: “Geçen yılki kârımız 20 milyon lira seviyesinde. Gelen ceza kârın yarısı... Ve buranın 800 ortağı var. Hepsine kâr payı dağıtıyoruz. Üstelik çetin geçen kış koşulları nedeni ile altı aydan beri doğru dürüst çalışamıyoruz da.

Read more...

Fabrika bacalarına online takip sistemi çimento fabrikalarından başlayacak


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bazı sanayi tesislerinde baca gazı emisyonlarının sürekli ölçülmesi için sürekli emisyon ölçüm sistemlerinin kurulmasını zorunlu kıldı.

Sürekli emisyon ölçüm sistemlerinde emisyon verilerinin sağlıklı olarak alınabilmesi için bu sistemlerin seçimi, kurulumu, kalibrasyonu, bakımı ve işletiminde dikkat edilmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın çıkarmış olduğu “Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri Tebliği” 12/10/2012 tarihinde yürürlüğe girecek.

Tebliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte, sanayi tesislerinin, tebliğ ile getirilen yükümlülüklerini yerine getirerek doğru ve güvenilir ölçüm verileri elde etmelerini müteakip, sanayi tesislerinin bacalarında bulunan ölçüm cihazlarından elde edilen verilerin Bakanlık merkezine çevrimiçi (online) olarak aktarılması çalışmalarına başlanılacak.

206 adet sanayi tesisi ve 493 adet cihazdan elde edilecek verilerin toplanarak raporlanacağı, server sistemleri, Ölçüm ve İzleme Dairesi Başkanlığına bağlı Çevre Referans Laboratuvarına kurularak, planlanan izleme ağının merkez altyapısı oluşturuldu.

İzleme ağına, sektörel bazda bir sıralama yapılacak. İlk olarak çimento sektöründen başlanılacak.

Tüm sanayi tesislerinin bağlantıları 2013 yılı sonuna kadar tamamlanarak, sanayi tesislerinin tamamı çevrimiçi (online) takibe alınması planlanıyor.

Read more...

10 Ağustos 2012 Cuma

Karser İnşaat'ın Filosu Ford Cargo'ya Emanet

Nuh Beton'un Kocaeli'deki üç hazır beton santralini işleten Karser İnşaat, üç adet Ford Cargo 4136M (8X4) mikser şasi kamyonu filosuna dahil etti.

Nuh Beton'un Kocaeli'deki üç hazır beton santralini işleten Karser İnşaat, üç adet Ford Cargo 4136M (8X4) mikser şasi kamyonu filosuna dahil etti. Ford Cargo 4136M mikserler, Ford Otosan Kamyon Bölge Satış Müdürü Murat Bakış tarafından Karser İnşaat'ın ortaklarından Ömer Kara'ya törenle teslim edildi.

Yapılan açıklamaya göre, Ömer Kara, filolarına kattıkları Ford Cargo mikserler ile yaklaşık iki ay deneme sürüşü yaptıklarını ve elde ettikleri verilerin son derece memnuniyet verici olduğunu belirtti.

Yakıt tüketiminin ve motor ses seviyesi düşüklüğünün en beğendikleri özellikler arasında olduğunu aktaran Kara, "Araç yatırımlarımız devam ettikçe tercihimizi Ford Cargo'dan yana kullanacağız. Çünkü Ford Cargo mikserleri kullanan şoförlerimiz de araçlardan çok memnun" dedi.

Ford Otosan Kamyon Bölge Satış Müdürü Murat Bakış da, rekabetin yoğun olduğu hazır beton sektöründe firmaların ayakta kalabilmek için doğru tercihler ve doğru yatırımlar yapması gerektiğini aktararak, "Yeni nesil inşaat serisi Ford Cargo mikserler, sahip oldukları özellikler, düşük alım ve işletme maliyetleri ile sektörün doğru tercihi olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

- Ford Sürüş Akademisi -

Bu arada, Ford Otosan 2011 yılında devreye aldığı, bilinçli sürücüler yetiştirerek yakıt ekonomisi ve sürüş güvenliği sağlamayı, araçları uzun ömürlü kılmayı ve çevreye zarar veren CO2 salımını azaltmayı hedefleyen Ford Sürüş Akademisi'nde hazır beton firmalarına özel eğitim vermeye devam ediyor.

Ford Cargo Yeni İnşaat Serisi, 360 PS/1400 NM gücündeki Ecotorq motoru, yeni mandallı şanzımanı, 10 mm 500 Mpa gücündeki şasisi, 750 saat bakım aralığı, standart olarak sunulan klima ve 2 yıl sınırsız kilometre garantisi gibi özelliklere sahip.

Ford Cargo'lar, 1,1 milyon metrekarelik alana sahip olan Ford Otosan İnönü Fabrikası'nda üretiliyor. Yurt içinde 30 yetkili satıcı, yurt dışında 20 distribütör ile müşterilere ulaşan araç, Rusya, Türki Cumhuriyetleri, Doğu Avrupa, Afrika ve Ortadoğu'da 50'ye yakın ülkeye ihraç ediliyor.

Türkiye'nin kendi markasıyla kendi motorunu üreten tek kamyon markası olan Ford Cargo, yüzde 70 yerlilik oranına sahip.

Muhabir: Sümeyye Dalkılınç

Yayıncı: Zekeriya Gülün - İstanbul

Read more...

Alçı Sıva Üzerine Seramik Karo Döşeme

Bazı durumlarda alçı sıva yapılmış yüzeyler üzerine seramik karo kaplama gerekebilir. Eğer böyle bir ihtiyaç ortaya çıkarsa, bunun uygunluğunu sorgulayabilirsiniz. Sizler için bu konuyu araştırdık ve elde ettiğimiz bilgileri aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

Alçı sıva üzerine seramik karo kaplama yapmak çok ideal bir çözüm olmasa da, gerektiğinde başvurulabilecek ve doğru şekilde hareket edilirse çok fazla sorun çıkarmayacak bir çözüm olabilir.

Öncelikle alçı sıvanın sağlam olduğundan emin olunması önem arz etmektedir. Sağlam olmayan bir alçı sıva üzerine kaplama yapmak kesinlikle hatalı bir davranış olacaktır. Sıvanın sağlamlığını plastik bir tokmak ile, alçı sıva üzerinde belli aralıklarla hafifçe vurarak test edebilirsiniz. Duymak istediğiniz ses ince ve kısa süreli bir sestir. Tok ve uzun süren bir ses, sıvanın arkasında boşluk olduğuna işaret eder. Bu durumda sıvayı sökmekten başka çare yoktur. Ancak alçının sağlam olduğu test sonucu görmüş olmanıza rağmen şüpheniz varsa bir avuç taşlama ile sık bir şekilde sıva yüzeyine yaklaşık 45 derece açılı çizikler açabilirsiniz. Bu çizikleri ya da çentikleri kesinlikle çekiç ile yapmamak gerekir. Çekiç darbeleri sıvayı gözle görülmese de belli noktalardan zayıflatacaktır.

Eğer alçı sıvanızın sağlamlığından emin olursanız ikinci olarak duvarın terazisinde ve mastarında olup olmadığını bir su terazisi ve mastar ile test etmek gerekir. Eğer mastar ve terazide sorun varsa uygun bir sıva malzemesi ile duvarın sıvanması ve terazisi dengelenmelidir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da, alçının yapısı gereği suya duyarlı olmasıdır. Ortamdaki fazla nemi emme ve atmosferdeki nem oranı düştüğünde de geri verme özelliğine sahip olan alçı sıvalar, çimento sıvalarda olduğu gibi uygulama öncesinde kesinlikle su ile ıslatılmamalıdır. Bunun yerine özel sıvı astarlar ile bu duvarlar astarlanmalıdır. Sıvı olan bu astar kolaylıkla bir fırça ile yüzeye uygulanabilir. Astarlama işleminde yaklaşık 40-60 dk sonrasında uygulamaya geçilebilir.

Uygulamada kullanacağınız yapıştırma harcı yüksek mukavemetli, esnek ve üst düzeyde bir yapıştırma harcı olmalıdır.

Son olarak belki de en önemli noktaya değinelim. Alçı sıvaların taşıma kapasitesi düşüktür. Bu nedenle alçı sıva üzerine seramik karo kaplanırken, kaplanacak karo ve altındaki yapıştırma harcı ağırlığı metrekare başına 25 kg’ı geçmemesi önemlidir. Bu da alçı sıva üzerine kalın ve ağır seramik karoların uygulanamayacağını gösterir. Eğer kaplama yapılacak seramik karo kalın, büyük ve ağır ise alçı sıva yüzeyden kazınmalı, yerine çimento harcı ile yeni bir sıva yapılmalı ve ardından seramik karo uygulaması gerçekleştirilmelidir.

Read more...

Zemin Ve Duvar Kaplamalarının Sırları

Seramik, mermer, granit ve diğer doğal taşlara kadar pek çok seçeneği olan zemin ve duvar kaplama malzemeleri doğru seçildiği zaman oldukça başarılı ve kaliteli mekanlar elde etmenizi sağlıyor. Ancak bu malzemelerin nasıl seçileceğini pek az kişi tam olarak biliyor. Her malzemenin kendine has artı ve eksileri bulunuyor. Bunlar teknik özelliklerine bağlı olarak sıralanabileceği gibi dekoratif niteliklerine göre de bir sıralama yapmak mümkündür. Ayrıca her mekana her kaplama malzemesi aynı şekilde uyum sağlamaz.

Bir odaya ilk girdiğinizde dikkatinizi hemen duvar rengi, mobilya ve aksesuarlar çeker. Ancak bir mekandaki atmosferi asıl belirleyen zemindir. Yanlış zemin kaplaması seçimi tüm büyüyü bir anda bozabilir. Benzer şekilde doğru bir seçim ile mükemmel mekanlar elde etmeniz mümkün olur. Her zaman belirttiğimiz gibi kaplama malzemesi seçiminde kişisel zevklerinizden ödün vermemeniz önemlidir. Sonuçta o mekan size ait, sizin yaşayacağınız bir mekan olduğundan sevmediğiniz bir malzeme seçimi sizi mutsuz edecektir. Mutsuz olduğunuz bir mekan ne kadar iyi dekore edilmiş, ne kadar kaliteli ve nitelikli eşya ve aksesuarlarla bezenmiş olursa olsun bir kötü bir mekandır. Bununla birlikte evin değişik bölümleri için ideal zemin kaplama malzemeleri bulunuyor. Seçimlerinizi kişisel zevklerinizi göz ardı etmeden bu doğrultuda yapmanız halinde kesinlikle başarılı ve sizi mutlu edecek bir çözüm bulmuş olacaksınız.


Mutfakta Zemin Kaplama Malzemesi Seçimi:

Mutfaklar evlerimizde trafiğin yoğun olduğu mekanların başında gelir. Mutfak zemininde kullanılacak malzeme bu trafiğe dayanabilmeli ve kolay temizlenebilen bir malzeme olmalıdır çünkü mutfak zemini oldukça hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Bu nedenle mutfaklar için en ideal yer kaplama malzemesi seramik fayanslardır. Kaliteli bir seramik fayans hem gerekli dayanıma sahiptir hem de kolayca silinip temizlenebilir. Ayrıca yüzey kayganlığı düşük malzeme seçimi de oldukça önemlidir. Güvenlik açısından ekstra bir önlem alınmış olur. Kayganlığı yüksek kaplamalar istenmeyen kazalara yol açabiliyor. Özellikle evde sık sık sağa sola koşuşturan çocuklar varsa, kaygan zeminlerden uzak durulmalıdır. Kaygan zemin çocukların sık sık düşüp bir yerlerini incitmelerine neden olabilir.

Banyo İçin Zemin Kaplama Malzemesi Seçimi:

Banyoda kaplama malzemesi seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlar kayganlık ve su geçirgenliğidir. Banyoda seçilecek malzeme kesinlikle ıslak halde bile kayganlığı düşük bir malzeme olmalı ve su geçirmemelidir. Ayrıca deterjanlar, temizlik malzemeleri gibi kimyasallar en çok banyoda bulunduğundan kaplama malzemeleri bu tür kimyasallara karşı da dirençli olmalıdır. Bu konuda yine mutfaklarda olduğu gibi seramik fayanslar oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Tabi ki kayganlık sorunu olmayan ürünler tercih etmeniz gerekiyor.

Balkon / Veranda İçin Zemin Kaplama Malzemesi Seçimi:

Balkon ya da verandanızda seçeceğini malzeme, özellikle bol güneş alan ve çok ısınan bir mekan ise sıcaklık farklılıkları dikkate alınarak seçilmelidir. Aksi halde yaz aylarında aşırı ısınan kaplama malzemesi sorun çıkarabilir. Yine çok güneş alan yerlerde açık renkli malzemeler tercih edilmelidir. Eğer çok ısınma gibi bir sorun yoksa seramik fayans bu tür mekanlar için de tercih edilebilir. Ancak ısınma sorunu varsa seramik fayans seçimi hatalı olabilir. Granit ya da diğer doğal taşları tercih edebilirsiniz.

Bodrum İçin Zemin Kaplama Seçimi:

Bodrum gibi mekanlar trafiği düşük yerlerdir. Ayrıca çok sık kullanılan mekanlar olmadığından bu tür mekanlarda görsellikten ziyade teknik özelliklere gör seçim yapmak daha uygun olacaktır. Öncelikle böyle mekanlarda neme dayanıklı malzemeler tercih edilmelidir. Seramik karolar ve doğal taşlar ideal bir seçim olabilir.

Salon Ve Odalar İçin Zemin Kaplama Seçimi:

Yaşam trafiğinin en yüksek olduğu salonlarda ve sık sık kullanılan odalarda böyle ağır bir trafiğe dayanabilecek nitelikte malzeme seçimi yapmak gerekiyor. Yine seçim yaparken kayganlığı düşük malzemeler tercih etmelisiniz.

Read more...

Döşeme Modelleri ve Döşeme Fiyatları

Yeni ev yaptıranlar iç mimariye sıra geldiğinde genelde yorucu inşaat sürecinde biraz yoruldukları için daha az özen gösterme eğilimine girebiliyorlar. Ancak binanın olması gerektiği ve sizin de dilediğiniz şekilde inşa edilmesi kadar, hatta belki de ondan daha çok, iç dekorasyon önem arz etmektedir.

Binalarda iç dekorasyona başlanırken ilk yapılan, elektrik ve su tesisatının halletmek, ardından pencereleri taktırmak ( bu konuda arşivimizde pek çok bilgi bulabilirsiniz ), sonra duvar sıva ve boya işleri ve de zemin döşemeye sıra gelir. Zemin döşeme, özellikle halı kullanmayacak olanlar için oldukça önem arz ediyor. Ancak biz Piy10.net olarak halı kullanmanızı geleneklerimize ve kültürümüze sahip çıkmak adına öneriyoruz. Zaten piyasada son derecede modern pek çok halı mevcut.

Zemin döşeme konusuna gelirsek, hemen belirtelim ki çok fazla seçenek ile karşı karşıyasınız. Ancak biz bu yazımızda sadece ahşap döşeme üzerine duracağız. Seramik, fayans,mozaik ve laminat gibi alternatif döşemeler için ilgili başlıklar altında arşivimizde pek çok bilgi bulabilirsiniz.

Ahşap döşeme ya da bir başka deyimle ahşap parke, zeminden ısıtmalı bir kalorifer sistemi kullanacaksanız ince olmalıdır. Aksi halde zemindeki borulardan geçen sıcak suyun mekanı ısıtması güç olacaktır. Çünkü ahşap ısıl iletkenliği oldukça düşük olan bir materyaldir. Hatta pek çok yerde yalıtkan olarak kullanılmaktadır.

Ahşap döşemeler genellikle (masif parkeler) 14-22 mm kalınlığında masif tabakalar halinde üretilmektedir. Bu tabakalar genellikle lifler zemine paralel olacak şekilde üretilir ( ağacın içindeki lifler). Aksi halde estetik bir görüntü elde edilemez. Ancak orta kısımdaki tabakaların lif yönü yukarı olmalıdır. Bu malzemenin basınca karşı ( basma gerilmesi ) direncini artırır.

Malzeme seçiminde laminat kullanmayacaksanız, masif parke seçeceksiniz demektir. Masif parkelerin uygulanması biraz zaman alır. Lütfen bunu göz önünde bulundurun.

Masif parke fiyatlarını yurt genelinde arkadaşlarımız derlemeye çalışmaktalar. Bilgiler toparlanıp işlendiğinde buradan sizlerle paylaşacağız.

Read more...

BİNALARDA DIŞ CEPHE ISI YALITIMI

İnsanların konforlu bir yaşam sürebilmeleri için ideal olan atmosfer koşullarının özellikleri 20-22 derece sıcaklık ve yüzde 50 bağıl nem olarak kabul edilmiştir. Yani bu değerler insan metabolizmasının en rahat işlediği atmosferik koşulları belirtmektedir. Bir orta kuşak ülkesi olan Türkiye’de yaz sıcakları ve bağıl nem oranı bu değerlerin oldukça üzerine çıkıyorken, kış aylarında ise pek çok bölgede yine bu değerlerin çok altına inebiliyor. Dolayısıyla ülkemizde insanlar yaz aylarında serinlemek için evlerde ve diğer kapalı mekanlarda klima, kış aylarında ise ısınma için soba, kalorifer, kombi gibi araçları kullanmak durumunda kalıyor.

Kapalı bir mekanın hava sıcaklığı ve nem oranını belirli değerlerde tutma işlemine genel olarak iklimlendirme deniliyor. Ülkemizde yazları serinlemek ve kışları ısınmak için evler başta olmak üzere her türlü kapalı mekanda iklimlendirme yapılıyor. Ancak iklimlendirmenin yüksek bir maliyeti oluyor. Bu maliyet enerji gideri olarak karşımıza çıkıyor. İster elektrik, ister doğalgaz, odun, kömür ya da fuel oil olsun, yaz kış önemli ölçüde kaynak sarfiyatına neden oluyor. Bireylerin yapmış olduğu bu harcamalar ülke ekonomisi üzerinde de baskı oluşturuyor. Çünkü iklimlendirme özellikle de kış aylarında ısınma, ister zengin ister fakir olsun herkesin ortak ve ertelenemez bir ihtiyacıdır. Dolayısıyla herkes bir şekilde evini ve iş yerini iklimlendiriyor.

İklimlendirmenin devlete faturası ağır. Fakir yurttaşlara dağıtılan kömürün devlete oldukça ağır bir faturası var. Ayrıca Türkiye’de petrol ve doğalgaz ve kömür yatakları talebin çok çok altında olduğu için büyük miktarda ithalat yapılmak zorunda kalınıyor ve bu da dış ticaret açığını körüklüyor. Dolayısıyla yalıtım hem bireyler için hem de devlet için son derecede önemli bir konu.

Devletimiz bu konudaki hassasiyetini yapı yönetmeliklerinde gerçekleştirdiği düzenlemeler ile gösterdi. Artık yeni yapılan binalar belli standartlarda ısı yalıtımlı şekilde yapılmaktadır. Bu yalıtım bölgeden bölgeye ve binanın yapılacağı yerin özelliklerine göre mühendisler tarafından hesaplanarak yapılıyor. Bu hesaplar burada anlatamayacağımız kadar karmaşık hesaplardır. Zaten siz değerli piy10.net okurlarının da işin bu kadar tekniğini bilmesine gerek yoktur.

Isı yalıtımı ile, özellikle eski binalarda terleme, su alımı, yoğuşma, yosunlanma gibi pek çok sorun da büyük ölçüde giderilebiliyor. Ancak en büyük faydasını düşen enerji giderlerinde kendisini gösteriyor. Eviniz kışın sıcak, yazın ise serin kalıyor. Dolayısıyla yaz aylarında daha az klima çalıştırma ihtiyacı duyarken, kışları ise daha az yakıt tüketiliyor. Örneğin ısı yalıtımı yapılmadan önce kombiyi 60 derecede yakan bir aile, ısı yalıtımı sonrası aynı konfora 40-45 derecede yakarak sahip olabiliyor. Bu aradaki 15-20 derecelik fark ise doğalgaz faturasında ciddi bir düşüş olarak kendini gösteriyor.

Burada inşaat esnasında binanın nasıl ısı yalıtımlı yapıldığından bahsetmeyeceğiz. Bu konu daha çok mimar ve mühendislerin ilgi alanına giriyor. Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz konu ise eski binalarda ısı yalıtımının nasıl yapılacağıdır.

Eski binalarda genellikle binanın dış cephesi XPS ya da diğer yalıtkan malzemelerle kaplanarak yapılıyor. Yapışkan sıva ile duvara yapıştırılan plakaların üzeri yine uygun bir sıva ile kaplandıktan sonra boyama işlemi yapılıyor. Bu yalıtkan malzemeler binanın dış atmosfer ile ısı alışverişini engellemese de, büyük oranda düşürüyor. Sonuç olarak ise binanız kışın daha geç soğurken, yazın da daha geç ısınıyor.

Isı yalıtımı yaptırılırken çatı çok büyük bir önem arz etmektedir. Çatı yalıtımı için çatının durumuna göre değişik malzemeler kullanılabiliyor. Perlit kullanılabileceği gibi XPS ya da benzer yalıtkanlar da kullanılabiliyor. Çatılı ya da çatısız binalarda duruma göre nasıl bir yalıtım yapılacağına işin uzmanı olan kişilerin karar vermesi gerekiyor.

Binalarda, özellikle apartmanlarda merdiven boşluğuna bakan duvarlarda da yalıtım yapmak son derecede faydalıdır. Bina giriş kapısı da yalıtımlı olmalıdır. Aksi halde büyük oranda ısı kaybına neden olmaktadır.

Evleriniz en çok ısıyı pencerelerden alır ya da kaybeder. Bu nedenle mümkün olduğunca kaliteli çift camlı PVC pencerelere kullanmak son derecede önemlidir. Ülkemizde PVC konusunda uzmanlaşmış pek çok firma mevcuttur. Bu firmalar dünya standartlarında üst düzeyde kaliteli PVC pencereler üretmektedirler. Daha iyi bir ısı yalıtımı için bu konuda yüksek başarımlı pencere seçimi yapılmalıdır.

Pencereler ve kapıların montajı da son derecede önemlidir. Isı yalıtımı konusunda başarımı üst düzeyde olan PVC pencere, kötü montaj nedeniyle sizi hüsrana uğratabilir. Pencere ile duvar arasında boşluk olmamasına özen göstermek ve kaliteli dolgu malzemeleri kullanıldığından emin olmak gerekir. Pencerelerinizi yenilemeyi düşünüyorsanız, hem kaliteli bir pencere seti seçmelisiniz hem de bunu gerçekten işi bilen, uzman kişilerin monte etmesini sağlamalısınız. Aynı durum özellikle dış kapı ve balkon kapıları için de geçerlidir. Hatta kapılarda kötü montaj bir de hırsızlık riskini artırmaktadır.

Binalarda ısı yalıtımı pek çok ev sahibi için yüksek bir meblağ olarak görünmektedir. Üzülerek pek çok kişinin maliyeti yüksek geldiği için ısı yalıtımından kaçındığını görmekteyiz. Oysa ki size yüksek gelen bu maliyet, zaman içerisinde sağlayacağınız tasarruf ile kendini amorti edecek ve hatta sizi kara geçirecektir.

Read more...

YÜTAŞ Porcelanosa Duvar Karoları

Seramik ürünler denilince ülkemizin en köklü firmalarından olan Yütaş ilk akla gelen isimler arasında yer almaktadır. Bu yazımızda sizlerle Yütaş bayilerinde bulabileceğiniz Porcelanosa duvar karolarını paylaşacağız.

Yütaş Porcelanosa duvar karoları zarif ve modern renkleri ve dokuları ile dikkat çeken ürünler. Burada sizlerle ne yazık ki tüm ürünlere ait fotoğrafları paylaşamıyoruz ancak Porcelanosa koleksiyonunda yer alan en güzel örnekleri seçmeye gayret ettik.

Botticino Duvar Karosu

Arizona Stone Duvar Karosu

Carbono Duvar Karosu

Cerdana Marfil Duvar Karosu

Flower Duva
r Karosu

Forest Yakarta Wenge Duvar Karosu

Yütaş ürünlerini ülkemizin her yerinde bulmak mümkün. Bununla birlikte ana bayilerini de sizler için listeleyelim.

Yütaş İstanbul Esenyurt, İçerenköy, Erenköy ve Şaşkınbakkal, Ankara’da Çankaya’da, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Hatay ve İskenderun, Kahramanmaraş, Kayseri ve Kıbrıs’ta Yütaş ana bayilerinden de Yütaş seramik ürünlerini temin edebilirsiniz.

Yütaş ürünleri hakkında daha detaylı bilgi almak için www.yutas.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Read more...

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Sarhoş Binalara Oturulamaz Raporu

Muğla'nın Fethiye ilçesinde birbiri üzerine yattığı için 'sarhoş binalar' olarak bilinen eğik yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı incelemelerini tamamlandı. Bakanlık yetkilileri 8 binanın yıkılması yönünde rapor hazırladı. Bakanlığın onayının ardından binaların yıkımı gerçekleştirilecek.

Fethiye'nin göbeğinde Dispanser Caddesi üzerinde birbiri üzerine eğik halde bulunan binalar ilçe halkını da korkutuyor. Olayın basına yansımasının ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Uygulama Yönetmeliği'nin Resmi Gazete'de yayınlanıp yürürlüğe girmesinin ardından inceleme başlattı. İmar ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce görevlendirilen 3 kişilik heyet 8 ayrı binada yaptığı inceleme sonrasında hazırladıkları raporu Bakanlık'a gönderdi.

Fethiye Belediyesi Afet İşleri Koordinasyon Merkezi Müdürü Sadi Çidem, 2004 yılında bu binalarda oturan kişilere gönderdikeri yazıda; binaların hem zemin hem de inşaat açısından deprem riski taşıdığını bildirdiklerini ifade ederek, "Aradan 8 yıl geçmesine rağmen hiçbir adım atılmadı. Bundan 2 ay önce kentsel dönüşüm ile ilgili kanun çıktı. Bu kanunun afet bölgesinde uygulanması gerekiyor. Kanun ile ilgili yönetmelik ise Cumartesi günü yayımlandı. Böylelikle sarhoş binaların incelenmesi durumu ortaya çıktı. İmar ve Şehircilik Bakanlığı'nın yapmış olduğu görevlendirme sonucunda, İmar ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden 3 kişilik komisyon bu binalarda inceleme yaptı. Bu inceleme bütün kente de yayılacak. Deprem bölgesi olan ilçemizde büyük felaketlerin yaşanmaması için depreme dayanıksız bütün binalara aynı işlem uygulanacak." dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan gelecek onayın ardından binaların yıkılacağını belirten Sadi Çidem, kanunun hem ev sahiplerini hemde kiracıları koruduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Yasa bina sahiplerine 2 aylık süre tanıyor. Kimsenin mağdur olması durumu da yok. Yeni bina yapılana kadar kira yardımı dahi söz konusu."

Read more...

Balıkesir Belediyesi ile TMMOB Arasında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Balıkesir Belediyesi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (tmmob)'ne bağlı bazı odalar arasında Ortak Mesleki Denetim ve Teknik İşbirliği Protokolü imzaladı. Encümen salonunda düzenlenen imza törenine Belediye Başkanı İsmail Ok ve Başkan Yardımcısı Tuna Aktürk, tmmob'a bağlı İnşaat, Elektrik, Makine, Harita ve Kadastro mühendisleri odalarıyla Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi temsilcileri katıldı.

Törende ilk sözü alan Mimarlar Odası eski Başkanı Tevfik Aykul, hükümetin mühendislik ve mimarlık projelerinin tmmob'a bağlı odalarca incelenmesini devre dışı bırakmak istediğini, bunun teknik açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi. Belediyelerin iş yoğunluğu ve teknik imkanlar bakımından yeterli olmayabileceğini, bu sakıncanın ancak projelerin odaların incelemesinden geçirilmesiyle giderileceğini savundu. İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hikmet Cesur ise odaların kamu hizmeti gören kuruluşlar olduğunu belirterek hükümetin birer muhalefet unsuru olarak gördüğünü, bu sebeple onların çalışma alanlarını ve yetkilerini daraltmak istediğini öne sürdü. Cesur, birer meslek kuruluşu olan odaların siyaset yapma gibi bir amaçları olmadığını, hizmetlerini kişi ve siyasi görüş ayrımı yapmaksızın sürdürdüklerini kaydetti. Balıkesir Belediyesi'nin, imzaladığı protokolle odalara güvenini gösterdiğini belirterek, müteşekkir olduklarını dile getirdi.

Başkan Ok da protokolün sağlıklı şehirleşme ve nitelikli bir yapılaşma faaliyeti için gerekli bir adım olduğunu, bu amaçla mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin ilgili mevzuata, bilimsel esaslara ve mesleki kurallara uygun olarak yerine getirilebilmesi yönünde ilgili meslek odalarıyla yerel yönetim arasında teknik işbirliği protokolü imzalandığını söyledi. Ok, işbirliği için oda temsilcilerine teşekkür ederek, protokolün taraflara ve Balıkesir'e hayırlı olmasını diledi.

Read more...

Seramik

a. Seramiğin Tanımı: Yüksek sıcaklıklarda pişirilen ve bir yüzü sırlanmış ince döşeme kaplama plakasıdır.

b. Seramik Çeşitleri
Pişirimlerine göre:
– Bir pişirim
– İki pişirim
– Üç pişirim
– Dört pişirim
Diğer çeşitleri fayansta olduğu gibidir.

c. Seramiğin Kullanıldığı yerler: Islak-sulu ve dış mekanların döşeme kaplamasında kullanılır.

Read more...

Normal tuğlayla duvar örülmesi

Normal olarak çoğunlukla yapılarda kullanılan 190 x 90 x 50 mm.lik tuğlalarda bir boy, iki en ile bir derz genişliği toplamına eşit olarak alınır
(L = 2 x e + 1derz). Tuğlayla duvarlar örülürken duvar içleriyle bağlantıyı iyi yapabilmek için boyutlarla uyumlu olarak parça tuğlalar kullanılır. Aşağıdaki şekillerde de görüldüğü gibi tuğlanın 3/4, 1/2, 1/4 gibi oranları tuğlanın aletlerle kesilmesi yoluyla elde edilir.

KÂRGİR DUVARLARDA TUĞLA SAYISI HESABI:

Örnek-1) 50x90x190 mm.lik (yükseklik x en x boy) tuğlalardan bir m3 lük duvar hacmine her iki yönde ve normal blok örgü şeklinde yerleştirildiğinde kaç adet konulabilir?
Çözüm:

L: duvarın uzunluğu, yüksekliği, genişliği
n: bir sıradaki tuğla sayısı
l: bir tuğlanın boyu, eni, yüksekliği
Derzlerin (yatak ve düşey) aralarındaki harç boşluğu daima 1.00 cm. alındığında; L = n.l + (n-1).1 cm,
Uzunlamasına (x yönünde) 100 cm = n1x 19 + (n1 –1) x1→ n1 = 5.05 ≈ 5 adet
Enlemesine (y yönünde) 100 cm = n2x 9 + (n2 –1) x1 → n2 = 10.10 ≈ 10 adet
Yüksekliğine (z yönünde) 100 cm = n3x 5 + (n3 –1) x1 → n3 = 16.80 ≈ 17 adet
1 m3 de Σn = n1 . n2 . n3 = 5 x 10 x 17 = 850 adet kullanılır.

Read more...

Tuğla merdivenler

Yüzeyi sıvanmayacak tuğla duvarlarla uyum sağlaması için bazen bu tür yapıların merdivenleri de tuğladan yapılabilir. Böyle tuğla olarak imal edilecek merdiven basamakları pres ve klinker tuğlası gibi aşınma ve dış etkilere dayanıklı tuğlalardan seçilmelidir. Basamağı oluşturan tuğlalar grobeton üzerine çimento harcı ve onun üzerine kaplama şeklinde döşenirler; bırakılan derzler 1.00 cm yi geçmemelidir.

Read more...

Ali Sami Yen Stadyumu arazisine yapılacak projenin inşası başladı

Mecidiyeköy eski Ali Sami Yen Stadyumunun arazisine yapılacak proje ile ilgili yapı ruhsatı onaylandı. Ruhsata paralel Mecidiyeköy’ün çehresini değiştirecek projenin yapımına başlanacak. Aga Khan Ödüllü Mimar Emre Arolat tarafından tasarlanan proje, ofis ve rezidans olmak üzere üç bloktan oluşuyor. İstanbul’un en merkezi lokasyonlarından Mecidiyeköy’e modern bir kent meydanı kazandıracak proje, yeşil alanlarının yoğunluğu ile dikkat çekiyor. Torunlar GYO-Torun Yapı- Kapıcıoğlu Proje Ortaklığı ile hayata geçirilecek projenin ön satışlarına da önümüzdeki dönem başlanacak.

Torunlar GYO, Torun Yapı ve Kapıcıoğlu Proje Ortaklığı ile hayata geçmeye hazırlanan eski Ali Sami Yen Stadyumu arazisine yapılacak projenin yapı ruhsatı onaylandı. Ruhsatın onaylanmasına paralel Ödüllü Mimar Emre Arolat tarafından tasarlanan projenin inşasına önümüzdeki günlerde başlanacak. Toplam yatırım tutarı arsa maliyeti dahil yaklaşık 1 milyar TL olan projenin Mecidiyeköy’ün çehresini değiştirerek, bölgeye yeni bir boyut kazandırması amaçlanıyor.

Üç otopark katı ile 200 bin metrekare üzeri inşaat alanına sahip 3 bloktan oluşan projenin 2 bloku 43 katlı rezidans, 1 bloku ise 39 katlı A sınıfı ofisten oluşacak. Üç blokun tüm cepheleri, başta İstanbul Boğazı olmak üzere Marmara Denizi’ne kadar uzanan kentin farklı panoramik manzaralarını katlarına taşıyacak. Modern yaşamın tüm taleplerine cevap verecek donatı ve özelliklerle muhteşem bir görüş açısına sahip rezidanslar 1+1’den 4+1’e kadar çeşitli metrekarelerde dairelerden oluşacak.

Ali Sami Yen arazisine yapılacak proje sayesinde Mecidiyeköy, modern bir kent meydanına da kavuşacak. Komşu parseldeki mevcut yeşil alanla da bütünleşerek bir kent parkına dönüşmesi hedeflenen proje ile Mecidiyeköy için yeni bir soluklanma alanının da oluşturulması hedefleniyor. Mecidiyeköy’ün yoğunluğunu rahatlatacak bir anlayışla hayata geçirilmeye hazırlanan projede blokların alt kotları da “yeşil ofisler”olarak tasarlanıyor. Bir katı belediyeye ait olmak üzere üç katlı otoparka sahip proje içindeki sosyal alanlar ile İstanbullulara yeni bir kamusal alan imkanı yaratılacak.

% 65 Torunlar GYO, % 30 Torun Yapı ve % 5’i Kapıcıoğlu İnşaat ortaklığında TOKİ ile gelir paylaşımı esası ile hayata geçirilen ve İstanbul için bir prestij projesi olmaya aday projenin 2014 yılı son çeyreğinde tamamlanması hedefleniyor.

Read more...

Kentsel dönüşüm kredileri denetlenecek

Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, 'Afet riski altındaki alanların dönüşümü için verilen krediler, amacı dışında kullanılamayacak' dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, afet riski altındaki alanların dönüşümü kapsamında verilecek kredinin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının denetleneceğini açıkladı.

Kimseye hak mağduriyeti yaşatmayacaklarını söyleyen Bayraktar, ''Vatandaşın, arsa payları üzerinden, konutlar üzerinden hakları neyse, her birini vermeye çalışacağız'' dedi.

Kredi denetim sistemi nasıl işleyecek
Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı Gelir, Harcama, Kredi ve Kaynak Aktarımı Yönetmeliği taslağına göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara vereceği krediyi denetim altına alacak.

Bakanlık, kredilerin amacına uygun kullanımını denetlerken, uygulama sırasında yaşanan noksanlıkların giderilmemesi halinde ise krediyi durduracak. Ayrıca kredi borcunun tamamını peşin hale getirebilecek.

Koşulları uymadığı halde kredi aldıkları tespit edilenlerden, kredinin kullanılan kısımlarına gecikme zammı uygulanarak borcun tamamı peşin alınabilecek.

Konut ve işyerine sigorta
Bakanlık, krediyle edinilen konutun, aynı şartı taşıyan bir başkasına devri veya satılması halinde, kredi borcunu da devredecek. Devredilmeyen kredi borcu, usulüne ve sözleşme hükümlerine göre peşin hale getirilerek tahsil edilebilecek.

Vatandaşlar, krediyle aldıkları konut veya iş yerini sigorta ettirecek. Sigorta, kredi borcu bitene kadar her yıl yenilenecek. Sigorta poliçeleri, vergi ve harçtan muaf olacak. Kredi kullananlara, geri ödeme süresince hayat sigortası yapılacak.

Özel hesaptan kredi
Bakanlık, konutunu veya iş yerini kendi yapmak isteyen kiracı ya da sınırlı hak sahiplerinin kredi istemeleri durumunda, özel hesaptan kredi verebilecek.

Kredi verilirken, hak sahiplerinin, yıktırılan ve kamulaştıran yapılarda en az 1 yıl ikamet etmesi şartı aranacak.

Bakanlık, açılacak kredinin azami miktarı ile kredi önceliklerini, özel hesabın finansman durumu, proje büyüklüğü, inşaat maliyeti, inşaatların bulunduğu bölgeleri dikkate alarak her yıl belirleyip ilan edecek. Talepte bulunulması halinde, belirlenen miktarların altında da kredi açılabilecek.

Özel hesaptan kredi kullanmak isteyen hak sahipleri, bulundukları yerdeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine başvuracak. Buradaki inceleme sonucunda kredi almaya hak kazananlar, onay için Bakanlık'a gönderilecek. Bakanlık, inşaatın ilerlemesini dikkate alarak, hak sahibinin hesabına para aktaracak.

Read more...

İtalya'da Mimarlığın 4 Sezonu

13. Venedik Mimarlık Bienali'ndeki İtalyan Pavyonu'nda mimarlığın "Dört Sezonu" tasvir ediliyor.

Bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak Venedik Bienali, 13. Uluslararası Mimarlık Sergisi'ndeki İtalyan Pavyonu kendini farklılıkların merkezine koyuyor. Ekonomik krizler, mimarlık ve yer arasındaki ilişkiyi yansıtmak için uygun bir ortam oluşturuyor. Tasarlanan pavyon ülkenin gelişmesinin düşlenebileceği, kültür ve ekonominin yeni bir uzlaşmaya varabileceği ve bunların elle tutulur, somut projelere dönüştürülebileceği bir mekan sunuyor.

13. Uluslararası Mimarlık Sergisi'ndeki İtalyan Pavyonu'nun küratörü Luca Zevi'nin proje ile öncelikli hedefi, buluşmalar ve toplantılar ile ekonomik gelişme ile çevre, toprak ve mimarlığın rasyonalitesi arasında bir ilişki kurarak ilişkileri yeniden kurgulamak. Olası kazanımlar ve geri dönüşler için ise mimarlık ve ekonomi arasında kurulacak ortak zemin kaçınılmaz bir gereklilik oluşturuyor.

Zorlu ve üretken vizyonu ile "Made in Italy" adı altında kurgulanan sistem içinde mimarlık, büyüme ve yenilik arasındaki ilişkinin incelenmesi kapsamında mimarlığın "Dört Sezonu" tasvir ediliyor.

1. Sezon: Adriano Olivetti Gelecek için Nostalji
Süreç Adriana Olivetti'nin savaş sonrası İtalya'da bölgede yapılacak arazi değişikliklerini planlamak için sanayi politikası, sosyal politika ve kültürel yükselişin birlikteliğini içeren yenilikçi bir gelecek tasarlamak adına hazırladığı kalkınma modeli ile başlıyor. Özgünlüğünü zaman ve bağ

2. Sezon: Arazi Hücumları
1980'lerden başlayarak, giderek yayılan girişimcilik ruhuyla, İtalya'daki pek çok önemli endüstrinin de yok olmasını takip eden süreçte, arazilere hücumlar başlıyor.

3. Sezon: "Made in Italy" Sistemi için Mimarlık
Son 15 yılda " Made in Italy" şirketlerinden bazıları - "Olivetti Tipolojisi" adı altında özelleşmiş üretim ile etiketlenen- fabrika ve genel merkezlerini birinci sınıf bir mimari tasarım ile inşa etme kararı alıyor.

4. Sezon: re"Made In Italy"
"Made in Italy" şirketlerinin yeşil ekonomi açısından sistemleştirilmesini kapsayan 4. sezonun, Expo 2015'in ana teması olacak toprak, çevre, şehir, tarım üretimi ve dünyanın kuzey ile güneyi arasındaki tasarım algısını arasındaki ilişkiyi yansıtmak için sıradışı bir fırsat sunan "Nourish The Planet" (Gezegeni Besleyelim) ile birlikte ele alınması kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. Expo 2012'in merkezinde yer alacak konu olarak beslenme ayrıca kent ile kırsal, endüstrileşme ile tarım üretimi arasındaki ilişkinin sürdürülebilir toplum konsepti üzerinden analizine de olanak sağlıyor.

İtalyan Pavyonu, tasarımcı, iş adamları ve siyasetçilere gelecekte büyük kentlerde beslenme, hareket ve yaşam fonksiyonlarının bir denge içerisinde birlikteliği gibi konuları, tutuculuklarını bir kenara bırakarak sorgulayabilecekleri, ilişki kurabilecekleri, yeni sistemler üzerinden inceleme imkanı bulabilecekleri bir mekan sunuyor.

Read more...

Ayancuk.Com - Guncel Haberler

Ayancuk.Com

Ayancuk.Com

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP